
<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>ATİK &#124; Avrupa Türkiyeli İşçiler Konfederasyonu &#124; &#187; Oral Çalışlar</title>
	<atom:link href="http://www.atik-online.net/category/kose_yazilari/oral-calislar/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.atik-online.net</link>
	<description>Birlik-Mücadele-Zafer!</description>
	<lastBuildDate>Sat, 25 Feb 2012 11:11:23 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Gazeteci Suzan Zengin öldü</title>
		<link>http://www.atik-online.net/2011/10/gazeteci-suzan-zengin-oldu/</link>
		<comments>http://www.atik-online.net/2011/10/gazeteci-suzan-zengin-oldu/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 14 Oct 2011 09:42:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>AHM</dc:creator>
				<category><![CDATA[Diğer Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Oral Çalışlar]]></category>
		<category><![CDATA[gazeteci]]></category>
		<category><![CDATA[oldu]]></category>
		<category><![CDATA[suzan]]></category>
		<category><![CDATA[zengin]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.atik-online.net/?p=9909</guid>
		<description><![CDATA[ORAL ÇALIŞLAR &#124; 14 &#8211; 10 &#8211; 2011 &#124; Bir gazeteci haksız yere tutuklanıyor, sağlık sorunları nedeniyle tahliye edilmesi gerekirken tahliye edilmiyor ve bu onu &#8216;şaşırtmıyor.&#8217; Sivaslı bir ailenin altı kızından biri olan Suzan Zengin, 52 yaşındaydı. 10 yaşında gittiği Almanya’da 18 yıl kaldı. Eğitimini sürdürürken göçmenlerin sorunlarıyla ilgilendi. Bekir Zengin ile evliliğinden iki çocuğu [...]<div class="addthis_toolbox addthis_default_style addthis_32x32_style" addthis:url='http://www.atik-online.net/2011/10/gazeteci-suzan-zengin-oldu/' addthis:title='Gazeteci Suzan Zengin öldü ' ><a class="addthis_button_preferred_1"></a><a class="addthis_button_preferred_2"></a><a class="addthis_button_preferred_3"></a><a class="addthis_button_preferred_4"></a><a class="addthis_button_compact"></a></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.atik-online.net/wp-content/uploads/2009/11/oralcalislar.jpg" rel="lightbox[9909]" title="oralcalislar"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-3725" title="oralcalislar" src="http://www.atik-online.net/wp-content/uploads/2009/11/oralcalislar-100x100.jpg" alt="" width="100" height="100" /></a>ORAL ÇALIŞLAR | 14 &#8211; 10 &#8211; 2011 | Bir gazeteci haksız yere tutuklanıyor, sağlık sorunları nedeniyle tahliye edilmesi gerekirken tahliye edilmiyor ve bu onu &#8216;şaşırtmıyor.&#8217;<span id="more-9909"></span></p>
<p>Sivaslı bir ailenin altı kızından biri olan Suzan Zengin, 52 yaşındaydı. 10 yaşında gittiği Almanya’da 18 yıl kaldı. Eğitimini sürdürürken göçmenlerin sorunlarıyla ilgilendi. Bekir Zengin ile evliliğinden iki çocuğu oldu. ‘Kıbrıs Elen Edebiyatı’, ‘Selanik Öyküleri’, ‘Süryani Halk Öykü ve Türküleri’ gibi birçok antolojiyi Türkçeye kazandıran Zengin, hapishanede Tessa Hoffmann’ın ‘Birinci Dünya Savaşı ve Sonrasında Anadolu Hıristiyanlarının Sürgün, Kıyım ve Tasfiyesi’ kitabını baskıya hazırlamıştı.<br />
Cezaevindeyken içinde bulunduğu durumu anlatan mektuplar gönderirdi. 5 Ocak 2010 tarihli mektubunda şöyle diyordu:<br />
“Ben Bakırköy Kadın Hapishanesi’nde bulunan tutuklu bir gazeteciyim. Açık bir komplo sonucu tutuklandım. Geçen bu süre zarfında ortaya henüz bir iddianame çıkmış değil. Ne duruşma tarihim belli ne de hangi iddia ile tutulduğum netleşmiş değil anlayacağınız&#8230;”<br />
Suzan Zengin 28 Ağustos 2009’da gözaltına alındı. İlk duruşmaya, tam bir yıl sonra, 26 Ağustos 2010’da çıkarıldı. Gazeteci meslektaşları, sağlık sorunları nedeniyle tahliye olması gerektiğini belirten açıklamalar yaptılar.<br />
Mektubunda yaşadıklarını dile getirmişti: “Uzunca zamandır Umut Yayımcılık bünyesinde gazetecilik yapıyorum. İşçi-Köylü Gazetesi, Partizan Dergisi ve Yeni Demokratik Gençlik, periyodik olarak çıkardığımız yayınlar. Bunlar devrimci-sosyalist içerikli muhalif yayınlardır. Dolayısı ile ben de muhalif bir gazeteciyim. Son 12 yıldır aynı evde ikamet etmenin yanı sıra 3 yılı aşkın süredir de gazetenin Kartal Bürosunda çalışıyorum. 28 Ağustos 2009 tarihinde bir ‘yakalama emri’ ile evimi basan polis tarafından gözaltına alındım. 4 gün tutulduğum İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nde, 3 genç insanın daha evlerinden alınarak emniyete getirildiğini öğrendim. Ancak sözünü ettiğim bu kişiler daha önce hiç görmediğim, tanımadığım insanlar -ki onlar da beni tanımıyorlar. Sadece adliyeye getirildiğimizde nezarette karşılaştık. Sonuç olarak, onları da benimle birlikte tutukladılar. Zaten bu süreçte merak ettiğim bir diğer konu da bu kişilerle benim aramda nasıl bir ilişki-bağ kuracakları&#8230;”<br />
Zengin, yargılandığı mahkemece 11 Haziran 2011’de serbest bırakıldı.</p>
<p><strong>Tutuklamaya şaşırmamak </strong><br />
Cezaevinde yaşadıklarını şöyle aktarmıştı: “Her biri ikişer kişilik 12 hücreli bir koğuşta kalıyoruz. Burada yaşanan en ciddi sorunlardan biri sağlık sorunu. Ciddi bir rahatsızlık durumunda, hastane sevki 6-7 ay, hatta daha uzun sürebiliyor. Ben 52 yaşındayım ve geçirdiğim bir ameliyata bağlı olarak, hızlı kemik erimesi ve ülser, hipertansiyon, kolesterol yüksekliği gibi daha bir dizi, düzenli ilaç almamı gerektiren rahatsızlıklarım var. Bazı tetkiklerimin belli aralıklarla yapılması gerekiyor. Tabii bunları şu sıralar tutuklu olmam nedeniyle yaptıramıyorum.”<br />
Tahliye olduğunda sağlık sorunları ağırlaşmıştı. Geciken tedavi süreci nedeniyle özellikle kalp rahatsızlığı ilerlemişti. 15 gün önce kalp ameliyatı oldu ve bir daha uyanmadı.<br />
Suzan Zengin’in içeriden yazdığı mektubun en etkileyici bölümü şuydu: “Şunu da hemen belirtmek istiyorum ki karşı karşıya kaldığım bu durum beni hiç de şaşırtmış değil&#8230;”<br />
Bir gazeteci haksız yere tutuklanıyor, sağlık sorunları nedeniyle tahliye edilmesi gerekirken tahliye edilmiyor ve bu onu ‘şaşırtmıyor.’ Suzan Zengin, “Bizim memlekette adalet böyle işler, şaşırtıcı değildir yaşadıklarımız” diyor.<br />
Cezaevlerinde sağlık sorunlarıyla boğuşan onlarca ölümcül hasta var. Onlardan ve yakınlarından hemen her gün mektuplar gelmeye devam ediyor.<br />
Suzan Zengin’i öldüren sistem varlığını sürdürüyor.<br />
Not: Bir ölüm haberi daha: ‘İçtimaya geç kaldığı’ gerekçesiyle kapatıldığı disiplin koğuşunda gördüğü işkence sonucu 2.5 aydır yoğun bakımda bulunan er Uğur Kantar yaşamını yitirdi.</p>
<div class="addthis_toolbox addthis_default_style addthis_32x32_style" addthis:url='http://www.atik-online.net/2011/10/gazeteci-suzan-zengin-oldu/' addthis:title='Gazeteci Suzan Zengin öldü ' ><a class="addthis_button_preferred_1"></a><a class="addthis_button_preferred_2"></a><a class="addthis_button_preferred_3"></a><a class="addthis_button_preferred_4"></a><a class="addthis_button_compact"></a></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.atik-online.net/2011/10/gazeteci-suzan-zengin-oldu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Linç ve ceza</title>
		<link>http://www.atik-online.net/2009/12/linc-ve-ceza/</link>
		<comments>http://www.atik-online.net/2009/12/linc-ve-ceza/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 20 Dec 2009 11:32:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>AHM</dc:creator>
				<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Oral Çalışlar]]></category>
		<category><![CDATA[ceza]]></category>
		<category><![CDATA[linç]]></category>
		<category><![CDATA[ve]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.atik-online.net/?p=4016</guid>
		<description><![CDATA[ORAL ÇALIŞLAR &#124; 20 &#8211; 12 &#8211; 2009 &#124; İstanbul Dolapdere’de DTP’li göstericilere silahla saldıran ve gazetelerde fotoğrafları yayınlanan saldırganlar hemen o akşam serbest bırakılınca, kamuoyunda haklı bir tepki ortaya çıktı. Bu tepki üzerine polis bu saldırganları yeniden gözaltına aldı ve yeni baştan sorgulamaya başladı. DTP’lilere ve bazı solcu gruplara karşı son yıllarda birçok kez [...]<div class="addthis_toolbox addthis_default_style addthis_32x32_style" addthis:url='http://www.atik-online.net/2009/12/linc-ve-ceza/' addthis:title='Linç ve ceza ' ><a class="addthis_button_preferred_1"></a><a class="addthis_button_preferred_2"></a><a class="addthis_button_preferred_3"></a><a class="addthis_button_preferred_4"></a><a class="addthis_button_compact"></a></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div id="author_content">
<p><a href="http://www.atik-online.net/wp-content/uploads/2009/11/oralcalislar.jpg" rel="lightbox[4016]" title="oralcalislar"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-3725" title="oralcalislar" src="http://www.atik-online.net/wp-content/uploads/2009/11/oralcalislar-100x100.jpg" alt="oralcalislar" width="100" height="100" /></a>ORAL ÇALIŞLAR | 20 &#8211; 12 &#8211; 2009 | İstanbul Dolapdere’de DTP’li göstericilere silahla saldıran ve gazetelerde fotoğrafları yayınlanan saldırganlar hemen o akşam serbest bırakılınca, kamuoyunda haklı bir tepki ortaya çıktı. Bu tepki üzerine polis bu saldırganları yeniden gözaltına aldı ve yeni baştan sorgulamaya başladı. DTP’lilere ve bazı solcu gruplara karşı son yıllarda birçok kez linç girişiminde bulunuldu&#8230;<span id="more-4016"></span></p>
<p>Dün sabah gazeteye geldiğimde deneyimli muhabir arkadaşımız İsmail Saymaz’la linç<br />
girişimleri üzerine bir değerlendirmede bulunduk.<br />
İsmail, bu tür olayları yakından izleyen bir gazeteci olarak, linç girişimlerinde ‘hakkın’, ‘hukukun’ pek geçerli olmadığı yönündeki gözlemini aktardı.<br />
Örneğin, bu tür olayların çoğunda, eğer ortada bir cinayet yoksa, saldırganlardan kimse tutuklanmıyor. Tersine, saldırıya uğrayanlar mağdur ediliyor, tutuklanıyor, mahkemelerde süründürülüyor. İsmail, çok yakından izlediği İzmir Seferihisar ilçesinin Ürkmez beldesinde dört yıl önce yaşanan gelişmeleri şöyle özetledi:<br />
İzmir Seferihisar’e bağlı Ürkmez’i, dört yıl önce yangın yerine çeviren gerilimin sebebi basit bir park yeri kavgasıydı. Hatalı park eden araçtan biri Diyarbakır plakalı, araçtan çıkıp jandarma trafik eriyle tartışanlar Diyarbakırlı olunca, önce ‘PKK’lılar asker dövdü’ söylentisi yayıldı, ardından bütün belde 5 kişinin üzerine çullandı.<br />
Beş kişi, “Biz Kürt bile değiliz. Arapız” demelerine rağmen, linçten kurtulamadıkları gibi tutuklandılar da. Adliye binası önünde ve cezaevine götürülürken bir grup saldırgan onları linç etmeye kalkıştı. Jandarmada, “Slogan atıp sopa ve bıçakla saldırdılar” diyen 38 tanık, savcılıkta, “Görmedik, biz duyduklarımızı anlattık” dediler.<br />
Beş mağdura yapılan haksızlık bununla da sınırlı kalmadı: Kamera görüntülerine ve tanıklara rağmen linççilerden sadece bir kişi yargılandı, o da beraat etti. O beş mağdurun yargılandığı dava  birkaç ay önce bitti. Mağdurların ikisi ‘memura direnmek’ten mahkum oldu, üçü ise beraat etti. Yattıkları yanlarına kar kaldı. Üstelik tazminat isteme ya da AİHM’ye başvurma yönünde bir girişimde de bulunmadılar. Çünkü hâlâ korkuyorlar&#8230;<br />
***<br />
Son dört yılda, gazetelere intikal eden bizim hesaplayabildiğimiz 41 linç girişimi var. Bunların bir kısmını hafızamızı tazelemek için hatırlatıyorum:<br />
6 Nisan 2005: Trabzon’da bildiri dağıtan TAYAD’lılar linç edilmek istenmişti. Saldırganların omuzlarda taşındığı sahneyi hatırlıyor musunuz?<br />
12 Nisan: Sakarya’da, TAYAD’lılara yapılan saldırıları protesto için bildiri dağıtan beş genç, yüzlerce kişi tarafından linç edilmek istendi.<br />
6 Eylül: Gemlik’te yapılması planlanan mitinge katılmak için Güneydoğu’dan yola çıkan otobüsler Bozüyük’te saldırıya uğradı, otobüslerdekiler yakılmak istendi, yüzlerce kişi yaralandı.<br />
25 Şubat 2006: İzmit’te bayrağı tekmelediği iddia edilen bir genç linç etmeye kalkışıldı.<br />
8 Nisan: Isparta’da bildiri dağıtan gençlere PKK’lı oldukları iddiasıyla saldırıldı.<br />
21 Mayıs: İzmir Kemalpaşa’da çıkan olaylar yüzünden 100 Kürt ilçeyi terk etmek zorunda kaldı.<br />
29 Ağustos: Konya Bozkır’da bir Kürt işçi linç girişiminden son anda kurtarıldı, 25’i ilçe dışına çıkarıldı.<br />
7 Eylül: Sakarya Akyazı’da fındık işçileri ‘Terörist Kürtler’ diye saldırıya uğradı. Gözaltına<br />
alınan, işçiler oldu.<br />
5 Haziran 2007: Sakarya’da Ahmet Kaya tişörtü giyen iki işçi yüzlerce kişi tarafından linç edilmek istendi.<br />
30 Aralık: Sakarya’da PKK’lı olduğu iddiasıyla gözaltına alınan 20 kişi muayene için götürüldükleri Erenler Sağlık Ocağı’nda linç edilmek istendi.<br />
27 Nisan: Sakarya’da ‘Barış ve Kardeşlik Şöleni’ düzenleyen DTP’lilere saldırıldı, salonda bir kişi kalp krizi geçirerek öldü.<br />
3 Eylül: Mersin Tepeköy’de şeftali toplamaya giden çoğu kadın 150 Kürt işçi, saldırıya uğradı.<br />
1 Ekim: Balıkesir’in Altınova beldesinde gençlerin sataşmasıyla başlayan ve iki kişinin ölümüyle sonuçlanan kavganın ardından beldedeki Kürtlerin evleri ve işyerleri taşlandı, arabaları yakıldı.<br />
19 Mayıs 2009: Sakarya Akyazı’da fındık işçilerine yönelik saldırıda bir işçi öldürüldü, ikisi ağır yaralandı.<br />
15 Ekim: Sakarya Arifiye’de dolmuşta telefonda Kürtçe konuşan Halis Çelik, ‘Burası Türkiye Kürtçe konuşamazsın’ diye linç edilmek istendi.<br />
13 Kasım: Tekirdağ Hayrabolu’da Kürtçe konuştukları için saldırıya uğrayan işçilerden ikisi<br />
ağır, altısı yaralandı.<br />
22 Kasım: İzmir’de DTP konvoyuna yapılan saldırıda 20 kişi yaralandı.<br />
26 Kasım: Çanakkale Bayramiç’te 2 bin 500 kişi Kürtlere saldırdı.<br />
***<br />
“Bu olaylara müdahil olan linççilerin acaba kaçı sorgulandı, tutuklandı, yargılandı? Kaçı ceza aldı?” diye sorduğumuzda, epey moral bozucu bir tabloyla karşılaşıyoruz&#8230; Çoğu örnekte linççilerin ceza almadıklarını, hatta bazı durumlarda tam tersine mağdurların cezalandırıldığını görüyoruz&#8230; Örneğin Sakarya’da bugüne kadar onlarca eylemi örgütleyen, ölümlere ve yaralanmalara yol açan saldırganların kaç tanesi ne kadar ceza aldı sizce?<br />
Devlet güçlerinin saldırganları koruyup kollamak yönünde gösterdikleri eğilim ortada. Zaten olayların bir kısmının da devlet içindeki güçler tarafından örgütlendiği sır değil. Linç, kimi çevreler tarafından, bir ‘devlet politikası’ olarak tanımlanıyor. Linç olayları ve linç olaylarından sonra gerçekleşen hukuki süreçler, Türkiye’deki sistemin içerdiği haksız ve vahşi boyutları, en tipik şekilde gözlemleyebildiğimiz alan. Linç olaylarının sosyal psikolojisi üzerine birçok farklı değerlendirme yapmak mümkün. Coğrafyamızda linç olgusunun oldukça derin tarihsel kökleri var.<br />
‘Önlem almak’tan bahsetmek konusunda ustayız ama iş özellikle solculara ve Kürtlere yönelik linçlerin önlenmesine geldiğinde bu ustalık kesinlikle eyleme dönüşmüyor. Bu anlayış (hangi stratejik faktörlerden ötürü olursa olsun) sürdürüldüğü sürece, linç olaylarının devamı gelecektir&#8230;</p></div>
<div class="addthis_toolbox addthis_default_style addthis_32x32_style" addthis:url='http://www.atik-online.net/2009/12/linc-ve-ceza/' addthis:title='Linç ve ceza ' ><a class="addthis_button_preferred_1"></a><a class="addthis_button_preferred_2"></a><a class="addthis_button_preferred_3"></a><a class="addthis_button_preferred_4"></a><a class="addthis_button_compact"></a></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.atik-online.net/2009/12/linc-ve-ceza/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Dersim&#8217;den önce Koçgiri katliamı</title>
		<link>http://www.atik-online.net/2009/11/dersimden-once-kocgiri-katliami/</link>
		<comments>http://www.atik-online.net/2009/11/dersimden-once-kocgiri-katliami/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 18 Nov 2009 09:30:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>AHM</dc:creator>
				<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Oral Çalışlar]]></category>
		<category><![CDATA[dersimden]]></category>
		<category><![CDATA[katliamı]]></category>
		<category><![CDATA[koçgiri]]></category>
		<category><![CDATA[Önce]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.atik-online.net/?p=3724</guid>
		<description><![CDATA[Ebubekir Hazım Tepeyran’ın anılarını içeren ‘Belgelerle Kurtuluş Savaşı’ kitabı Gürer yayınları tarafından geçtiğimiz günlerde yayımlandı.  Tepeyran’ın anılarının bir bölümü ‘Ümraniye (Koçkiri) Olayı ve Nurettin Paşa’ başlığını taşıyor. Tepeyran, Milli Mücadele döneminde, ‘Koçgiri ayaklanması’ olarak bilinen olaylara ilişkin ilginç bilgiler veriyor, değerlendirmelerini yazıyor. Cumhuriyet gazetesi yazarı Oktay Akbal’ın dedesi olan Tepeyran, Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönem Dahiliye [...]<div class="addthis_toolbox addthis_default_style addthis_32x32_style" addthis:url='http://www.atik-online.net/2009/11/dersimden-once-kocgiri-katliami/' addthis:title='Dersim&#8217;den önce Koçgiri katliamı ' ><a class="addthis_button_preferred_1"></a><a class="addthis_button_preferred_2"></a><a class="addthis_button_preferred_3"></a><a class="addthis_button_preferred_4"></a><a class="addthis_button_compact"></a></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.atik-online.net/wp-content/uploads/2009/11/oralcalislar.jpg" rel="lightbox[3724]" title="oralcalislar"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-3725" title="oralcalislar" src="http://www.atik-online.net/wp-content/uploads/2009/11/oralcalislar-100x100.jpg" alt="oralcalislar" width="100" height="100" /></a>Ebubekir Hazım Tepeyran’ın anılarını içeren ‘Belgelerle Kurtuluş Savaşı’ kitabı Gürer yayınları tarafından geçtiğimiz günlerde yayımlandı.  Tepeyran’ın anılarının bir bölümü ‘Ümraniye (Koçkiri) Olayı ve Nurettin Paşa’ başlığını taşıyor. Tepeyran, Milli Mücadele döneminde, ‘Koçgiri ayaklanması’ olarak bilinen olaylara ilişkin ilginç bilgiler veriyor, değerlendirmelerini yazıyor.<span id="more-3724"></span></p>
<p>Cumhuriyet gazetesi yazarı Oktay Akbal’ın dedesi olan Tepeyran, Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönem Dahiliye Nazır (İçişleri Bakanı)larındandı. Milli Mücadeleyi desteklediği gerekçesiyle işgal İstanbul’unda idam cezasıyla yargılanan Tepeyran, Cumhuriyet döneminde de milletvekilliği ve aralarında Sivas da olan değişik illerde valilik görevlerinde bulundu.</p>
<p>Tepeyran, İkinci Meclis’teki milletvekilliği döneminde Mustafa Kemal’le uyuşamadı, üçüncü dönemde milletvekili olamadı. Oktay Akbal o dönemi şöyle değerlendiriyor: “Anayasa hazırlıklarında Hazım Bey’in kimi önerileri, Mustafa Kemal’in istekleriyle uyuşmaz. Örneğin ayan meclisi ve senato kurulmasından yanadır. Hazım bey Cumhurbaşkanına geniş yetkiler verilmesini, Cumhurbaşkanı’nın hem hükümete, hem TBMM’ye başkanlık etmesini doğru bulmaz.”</p>
<p>Koçgiri, şimdiki Sivas’ın Zara ilçesinin adı. O dönemdeki nüfusunun önemli bir çoğunluğu Kürt-Alevi. Koçgiri katliamının hemen ardından Sivas’a vali olarak atanan Ebubekir Hazım Tepeyran, 1921 yılında yaşanan olayların bir ayaklanma değil, orada komutanlık yapan ve ‘Sakallı Nurettin’ olarak bilinen Nurettin Paşa’nın acımasız bir katliamı olduğunu belgelere dayanarak anlatıyor.</p>
<p>Sakallı Nurettin’in İzmir yangınının da sorumlusu olduğu söylenir. Bir başka icraatı ise Ali Kemal’i İzmit’te linç ettirmesidir. Buna benzer başka eylemleri de vardır.</p>
<p>Tepeyran’a göre; Sivas’ın Koçgiri (Zara) kasabasında askerlere bir saldırı olduğu gerekçesiyle başlatılan ‘tenkil’ hareketi çok vahşi boyutlara ulaşmıştır. Yöreye gönderilen Nurettin Paşa 14 Mart 1921 tarihli bildirisinde gelişmeleri şöyle değerlendirmişti: “1. Sivas iline bağlı Zara ilçesi (bu ilçeye ‘Koçkiri’ de denir) sınırları içinde yerleşik bulunan Koçkiri aşiretleri arasına sokulan bazı arabulucu kötü amaçlı kişilerin kandırdığı bu aşiret reislerinden çoğunun rıza ve muvafakatları dışında bir kısım ayaktakımı Kürtler, Ümraniye’deki askeri müfrezeye saldırmış ve bazı subaylarla Ümraniye’de bulunan Zara ilçesi kaymakamını tutuklamışlardır. Bu ayaklanmacılar, davranışlarının nedeni olarak, hükümetin sözde Kürtleri vuracağını söylemesiyle korku ve kaygıya kapılmış olduklarını yaymışlar&#8230;” (s.211) Askerin harekete geçmesi üzerine, şehir eşrafı bir ‘öğüt kurulu’ oluşturarak araya girer ve bir uzlaşma sağlanır. Kaymakam ve subaylar serbest bırakılır. İsyancılar için Sivas’ta ‘harp divanı’ kurulmasına karar verilir. Ayrıca yapılan uzlaşmayı güvence altına almak amacıyla bir taahhüt belgesi de hazırlanır.</p>
<p>Tepeyran o günleri anlatırken şöyle diyor:</p>
<p>“Öğüt kurulu, Zara’dan dönüşünde komutan paşayı görerek, gerek asker göndermenin caydırıcılığının, gerekse yayımladığı bildirinin etkisiyle sorunun böylece çözülmesini uygun görmesinden dolayı kendisini kutlarlar.”</p>
<p>Fakat Nurettin Paşa’nın, “‘Öyle ama, bu kadar asker toplandı, ben buraya kadar geldim; bir şey yapılmazsa olmaz’, dediği ve bunun üzerine askeri harekâtın sürdürüldüğü, Sivas’ta yaygın olarak konuşulmakla birlikte, bu söylentinin doğru olduğunu Şefik Bey bizzat bana söylemişti.” (s.211) “Böylelikle Ümraniye bucağına ve Zara ilçesinin merkezine bağlı köylerden 76 ve Divriki ilçesinde 57 toplam 132, savaştaki düşman istihkamları gibi yakılmış, yıkılmış ve yüzlerce nüfus öldürülmüştür. Ayrıca bütün mal, eşya, zahire ve hayvanları yağmalanmıştır. Binlerce nüfus da dağlarda, kırlarda açlıktan ve sefaletten ölüme mahkum edilmiştir.” (s.216) “Nurettin Paşa, hükümetin güvenip kendisine verdiği yetkiyi pek kötü kullanarak yarattığı facialarla yetinmemiş, Koçkiri ileri gelenlerinden öldürülen ya da can korkusuyla dağlarda saklanan kişilerin ailelerini de Sivas’a sürmüştü” (s.218) Bu değerlendirmeler, olaylardan üç ay sonra Sivas’a vali olarak atanan Ebubekir Hazım Tepeyran’a ait. Zara’nın Alevi-Kürt nüfusu Dersim’den tam 26 sene önce bir katliam ile yüz yüze gelmişti. Üstelik, zaman Milli Mücadele dönemiydi. Anadolu’nun desteğine her zamankinden çok ihtiyaç hissedildiği bir dönemdi.</p>
<p>‘Koçgiri Katliamı’ resmi tarihin pek görmek, göstermek istemediği olaylardandır. Tarihi yeniden okumak, yeni bir gözle okumak ve gerçeklerle yüzleşmek iyi olacak.</p>
<p>Hele de Onur Öymen’i dinledikten sonra&#8230;</p>
<p>Oral Çalışlar</p>
<p>| 18 &#8211; 11 &#8211; 2009 |</p>
<div class="addthis_toolbox addthis_default_style addthis_32x32_style" addthis:url='http://www.atik-online.net/2009/11/dersimden-once-kocgiri-katliami/' addthis:title='Dersim&#8217;den önce Koçgiri katliamı ' ><a class="addthis_button_preferred_1"></a><a class="addthis_button_preferred_2"></a><a class="addthis_button_preferred_3"></a><a class="addthis_button_preferred_4"></a><a class="addthis_button_compact"></a></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.atik-online.net/2009/11/dersimden-once-kocgiri-katliami/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

