
<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>ATİK &#124; Avrupa Türkiyeli İşçiler Konfederasyonu &#124; &#187; Mustafa Elveren</title>
	<atom:link href="http://www.atik-online.net/category/kose_yazilari/mustafa-elveren/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.atik-online.net</link>
	<description>Birlik-Mücadele-Zafer!</description>
	<lastBuildDate>Sat, 25 Feb 2012 11:11:23 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>&#8220;Türk Kökenli Kelaynaklar&#8221; ve Referandum</title>
		<link>http://www.atik-online.net/2010/08/turk-kokenli-kelaynaklar-ve-referandum/</link>
		<comments>http://www.atik-online.net/2010/08/turk-kokenli-kelaynaklar-ve-referandum/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 07 Aug 2010 22:24:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>AHM</dc:creator>
				<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Mustafa Elveren]]></category>
		<category><![CDATA[otomatik]]></category>
		<category><![CDATA[taslak]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.atik-online.net/?p=5711</guid>
		<description><![CDATA[MUSTAFA ELVEREN &#124; 08 &#8211; 08 &#8211; 2010 &#124; Ajanslar, gazeteler, internet siteleri ve Tv.lerde; “Emine Erdoğan Suriye’ye kelaynaklar gönderdi”, “Kelaynak diplomasisi”, “Kelaynak Açılımı”, “Kuş diplomasisi” başlıkları altında verilen haberi iki günden beri hayretle izledim. Haber özetle şöyleydi: “… Suriye First Lady’si Esma Esad’ın, Başbakan Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan’ın eşine telefon ederek ricada bulunması [...]<div class="addthis_toolbox addthis_default_style addthis_32x32_style" addthis:url='http://www.atik-online.net/2010/08/turk-kokenli-kelaynaklar-ve-referandum/' addthis:title='&#8220;Türk Kökenli Kelaynaklar&#8221; ve Referandum ' ><a class="addthis_button_preferred_1"></a><a class="addthis_button_preferred_2"></a><a class="addthis_button_preferred_3"></a><a class="addthis_button_preferred_4"></a><a class="addthis_button_compact"></a></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.atik-online.net/wp-content/uploads/2009/08/mustafaelveren.jpg" rel="lightbox[5711]" title="mustafaelveren"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-3048" title="mustafaelveren" src="http://www.atik-online.net/wp-content/uploads/2009/08/mustafaelveren-100x100.jpg" alt="" width="100" height="100" /></a>MUSTAFA ELVEREN | 08 &#8211; 08 &#8211; 2010 | Ajanslar, gazeteler, internet siteleri ve Tv.lerde; <strong>“Emine Erdoğan Suriye’ye kelaynaklar gönderdi”, “Kelaynak diplomasisi”, “Kelaynak Açılımı”, “Kuş diplomasisi” </strong>başlıkları altında verilen haberi iki günden beri hayretle izledim.<span id="more-5711"></span></p>
<p>Haber özetle şöyleydi: “… Suriye First Lady’si Esma Esad’ın, Başbakan Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan’ın eşine telefon ederek ricada bulunması üzerine Ankara, Şam’a 4 yetişkin ve 2 yavru kelaynak ulaştırdı. …Suriyeli yetkili Ahmed Cabir ise 2 haftada Suudi Arabistan’ın güneybatısına ulaştığı tespit edilen kolonideki bir Türk kuşunu kastederek, “Ona Türk First Lady’sinin ismini verdik”…</p>
<p>İktidar yanlısı ve karşıtı medya grupları haberi kendilerine göre yorumlayıp sundular. Bazıları işi o kadar sulandırdılar ki, kuşları Türk bile yaptılar. Bir Tv. kanalı ise; <strong>“Arap semahlarında Türk kökenli kelaynak kuşları” </strong>şeklinde haberi lanse etti.</p>
<p>Bu ırkçı kafalar Kuşları Türk yapmakla yetinmeyip, işi Türkiye–Suriye arasındaki diplomasiye hatta konuyu Sayın A. Öcalan’a kadar uzatıp, haberi tek taraflı yorumlarıyla daha da sulandırdılar.</p>
<p>Ülkemizin içinde bulunduğu çok önemli iç ve dış sorunlarını kuş diplomasisiyle çözen bir zihniyet hala medyaya hakimdir.</p>
<p>Diğer taraftan; AKParti Hükümeti halkımızı belirsiz, içi boş bir referandumla oyalamaktadır. Daha doğrusu bir yıl sonra yapılacak olan milletvekili seçimlerinde AkParti’nin oy oranlarını tespit etmek için referandumu seçim anketi olarak kullanıyor. Bu bir referandum değil, AkParti’nin seçim anketi oyunu olduğu artık çok net olarak anlaşılmaktadır.</p>
<p>Oyun çok açık olarak ortada oynanmakta olmasına rağmen, bazı sol, sosyalist, demokratik sol, sağ ve sol liberallerin “Yetmez ama yine de evet” sloganı altında birleşmelerini hala anlamış değilim. Yetmeyen hatta olmayan şeye evet demeleri bana pek mantıklı gelmiyor.</p>
<p>AKParti Hükümeti “12 Eylül Hesaplaşması” demogojisiyle sol çevrelerinin, “Taş Atan Çocuklar” ya da “TMK Mağduru Çocuklar” için çıkardığı yasayla Kürtlerin gözünü boyamaya hala devam ediyor.</p>
<p>“Halkımız taş atan-TMK mağduru çocuklarla ilgili AKP politikalarına da aldanmasın, takılmasın. Hükümetin çocuklarla ilgili yaptığı Nasrettin Hoca&#8217;nın fıkrasına benziyor. Önce Nasrettin Hoca&#8217;nın eşeğini kaybettiriyorlar sonra eşeğini bulup getiriyorlar, diyorlar ki “Hoca sevindin mi?” Hükümet de önce yasa çıkarıp bütün çocukları cezaevlerine atıyor sonra da yeni yasa çıkarıp yasayı değiştirip, “bak gördünüz mü demokratik düzenleme yapıyoruz, demokratik yasa çıkarıyoruz” diyorlar. Hükümetin yaptığı budur..” <strong>(Temmuz-2010 İmralı Görüşme notları)</strong></p>
<p>Çok yerinde ve doğru bir tespittir. Ben bu tespite aynen katılıyorum.</p>
<p>Başta anlamsız referandum olmak üzere, gerek siyasi, gerek TSK ve gerekse yargı bürokrasisi alanında meydana gelen çekişmeler ve çelişkilerden şu sonuca varabiliriz. Takunyacılar ile postalcıların diğer bir ifadeyle siyah cüppeliler ile yeşil cüppelilerin iktidar kavgasıdır. Dünya siyaset konjonktürü gereğince, tıpkı kelaynak kuşları gibi bunların da soyları tükenmek üzeredirler. Devrimciler ve sosyalistler bu kavgada asla taraf olmamalıdırlar.</p>
<p>Komünistler için İran’daki Şah rejiminin yıkılmasını hep örnek verirler. Diyelim ki aynı örnekle karşılaştık. Ha postalla beni vurmuşsun, ha takunya ile öldürmüşsün ne fark eder? Medrese ile kışla arasına sıkışırsan, iki taraf da seni ezer. O nedenle, bizler gerçek demokrasiyi tesis edinceye kadar mutlaka demokratik yeni bir mücadele alanı yaratmak zorundayız.</p>
<p>Türkiye’de yaşanmakta olan kirli bir savaştan kaynaklı olarak; ülkenin bir çok yerinde linç saldırıları yayılarak devam etmektedir. Halkları birbirine boğazlatma provaları yapılmaktadır. TSK ile PKK arasında silahlı çatışmalar tüm hızıyla sürmektedir. Dolayısıyla, hem Anadolu’nun yoksul genç askerlerinin ve hem de çoğunluğu yoksul Kürt gençlerinden oluşan PKK militanlarının anaları ağlaması ne yazık ki hala devam ediyor.</p>
<p>Defalarca yazdık, bu kirli savaşın galibi olmadığı gibi, kaybedeni de olmaz. Sadece  halklarımıza çok zarar vermektedir. Bu savaşın bitmesi için demokrat ve yürekli bir halk iktidarı gereklidir.</p>
<p>Sonuç olarak; takunya ile postal arasına sıkışmadan, ülkemizdeki yangın daha da büyümeden, her kişi ve kuruluş kendinden fedakarlık yaparak, ortak paydalarda üçüncü bir siyasi alan açılmalı ve hep birlikte bu yangını söndürmeliyiz.</p>
<div class="addthis_toolbox addthis_default_style addthis_32x32_style" addthis:url='http://www.atik-online.net/2010/08/turk-kokenli-kelaynaklar-ve-referandum/' addthis:title='&#8220;Türk Kökenli Kelaynaklar&#8221; ve Referandum ' ><a class="addthis_button_preferred_1"></a><a class="addthis_button_preferred_2"></a><a class="addthis_button_preferred_3"></a><a class="addthis_button_preferred_4"></a><a class="addthis_button_compact"></a></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.atik-online.net/2010/08/turk-kokenli-kelaynaklar-ve-referandum/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Munzur Festivalinde Mazlum Doğan Unutulmamalıdır</title>
		<link>http://www.atik-online.net/2010/07/munzur-festivalinde-mazlum-dogan-unutulmamalidir/</link>
		<comments>http://www.atik-online.net/2010/07/munzur-festivalinde-mazlum-dogan-unutulmamalidir/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 18 Jul 2010 20:10:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>AHM</dc:creator>
				<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Mustafa Elveren]]></category>
		<category><![CDATA[doğan]]></category>
		<category><![CDATA[festivalinde]]></category>
		<category><![CDATA[mazlum]]></category>
		<category><![CDATA[munzur]]></category>
		<category><![CDATA[unutulmamalıdır]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.atik-online.net/?p=5629</guid>
		<description><![CDATA[MUSTAFA ELVEREN &#124; 18 &#8211; 07 &#8211; 2010 &#124; Dersim’de bu yıl onuncusu düzenlenecek olan Munzur Kültür ve Doğa Festivali 29-30-31 Temmuz ve 1 Ağustos 2010 tarihlerinde gerçekleşecektir. Dersim Belediye Başkanı Sayın Edibe Şahin’in 11 kişilik festival komitesi adına yaptığı açıklamada; “Festivalimizin konseptini tarihimizin, kültürümüzün, inancımızın ve doğamızın ön plana çıkarıldığı farklı kültürlerle buluşturacağı bir [...]<div class="addthis_toolbox addthis_default_style addthis_32x32_style" addthis:url='http://www.atik-online.net/2010/07/munzur-festivalinde-mazlum-dogan-unutulmamalidir/' addthis:title='Munzur Festivalinde Mazlum Doğan Unutulmamalıdır ' ><a class="addthis_button_preferred_1"></a><a class="addthis_button_preferred_2"></a><a class="addthis_button_preferred_3"></a><a class="addthis_button_preferred_4"></a><a class="addthis_button_compact"></a></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.atik-online.net/wp-content/uploads/2010/07/mazlum_dogan.jpg" rel="lightbox[5629]" title="mazlum_dogan"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-5630" title="mazlum_dogan" src="http://www.atik-online.net/wp-content/uploads/2010/07/mazlum_dogan-100x100.jpg" alt="" width="100" height="100" /></a>MUSTAFA ELVEREN | 18 &#8211; 07 &#8211; 2010 | Dersim’de bu yıl onuncusu düzenlenecek olan Munzur Kültür ve Doğa Festivali 29-30-31 Temmuz ve 1 Ağustos 2010 tarihlerinde gerçekleşecektir.<span id="more-5629"></span></p>
<p>Dersim Belediye Başkanı Sayın Edibe Şahin’in 11 kişilik festival komitesi adına yaptığı açıklamada; “Festivalimizin konseptini tarihimizin, kültürümüzün, inancımızın ve doğamızın ön plana çıkarıldığı farklı kültürlerle buluşturacağı bir organizasyonla gerçekleştireceğiz” şeklinde özetledi.</p>
<p>Dersim Belediye Başkanı ile festival komitesinin ortak mesajlarını önemsiyor ve bu görüşlere aynen katılıyorum.</p>
<p>Festival komitesinin görüşleri çerçevesinde Dersim’in birer simgesi haline gelen Pirim Seyit Rıza ve Çağdaş Kawa Mazlum Doğan’ın bu festivale renk katacaklarını umuyorum.</p>
<p>Pirim Seyit Rıza ve Mazlum Doğan’ın mücadelesi olmasaydı, belki de bu gün Dersim Kürtleri diye bir halk olmayacaktı. O nedenle bu festivalde Pirim Seyit Rıza’nın yanında sevgili Mazlum Doğan unutulmamalıdır.</p>
<p>Dersimli bazı okuyucular; “Dersim dışındaki şehirlerde ve yurt dışında ikamet ediyorsunuz, üstelik festivale de katılmayıp, dışarıdan ahkam keserek festivalimize müdahale ediyorsunuz” diye çok haklı bir eleştiriyi yöneltebilirler. Böyle bir eleştiriyle karşılaşacağımı düşünerek şimdiden yanıtlamak istiyorum.</p>
<p>Uzun süredir prostat tedavisini görmekteyim. O nedenle uzun yolculuklarda çok sıkıntı yaşayacağımı doktorlarım tarafından bana gerekli açıklamalar yapılmıştır. Bu sağlık sorunumu gizlemeden sizlerle paylaştığım için beni bağışlamanızı diliyorum. Bu sorunumdan dolayı yurt içinden ve yurt dışından davet edildiğim bir çok TV ve panel programlarına da katılamamaktayım.</p>
<p>Dersim’den ayrı kaldığım doğrudur. Ancak, her gün hatta her anımı tüm kalbimle Dersimle birlikte yaşadığımı inanmanızı istiyorum.</p>
<p>Ayrıca, şunu da belirteyim ki; Geçmişimden bu güne kadar elbette TKP, TİP, SHP-DEP İTTİFAKI, DEHAP gibi bir takım siyasi çizgilerim olmuştur. Bunlarla birlikte KÜRT-KIZILBAŞ-KOMÜNİST kimliklerimi de hiç bir zaman inkar etmedim ve bu kimliklerimi hala savunuyorum. Ancak, hiçbir zaman CHP ve benzer çizgide (ittifaklar hariç) olmadım.</p>
<p>Mazlum Doğan’ın hem köylüm ve hem de ilkokul arkadaşım olmasını bir yana bırakıyorum. Sevgili Mazlum Doğan’ın seyitliğinin, sosyalist kişiliğinin önemini ve daha birçok özelliklerini iyi biliyorum. Böylesi sosyalist bir önder sadece bir örgütün kurucusu olarak dar çerçevede değerlendirilmemelidir. Zaten böyle bir çerçeveye sığmayacak kadar da büyüktür.</p>
<p>Pirim Seyit Rızaya “eşkıya”, Sevgili Mazlum Doğan’a “terörist” diyenler çok yanılıyorlar. Bu yalan ve yanlış söylemlerinden dolayı bir gün çok utanacaklardır. Fakat, iş işten geçmiş olacaktır.</p>
<p>Munzur Kültür ve Doğa Festivali’nin yapacağı etkinlikler çerçevesinde Mazlum Doğan’ın unutulmamasını hatırlatıyor, bu vesileyle iki önder seyidimizi saygıyla anıyor, festivalin başarılı geçmesini diliyorum.</p>
<div class="addthis_toolbox addthis_default_style addthis_32x32_style" addthis:url='http://www.atik-online.net/2010/07/munzur-festivalinde-mazlum-dogan-unutulmamalidir/' addthis:title='Munzur Festivalinde Mazlum Doğan Unutulmamalıdır ' ><a class="addthis_button_preferred_1"></a><a class="addthis_button_preferred_2"></a><a class="addthis_button_preferred_3"></a><a class="addthis_button_preferred_4"></a><a class="addthis_button_compact"></a></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.atik-online.net/2010/07/munzur-festivalinde-mazlum-dogan-unutulmamalidir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>&#8220;Ülkemiz ateş ve kan gölü olmadan&#8230;”</title>
		<link>http://www.atik-online.net/2010/06/ulkemiz-ates-ve-kan-golu-olmadan-%e2%80%9d/</link>
		<comments>http://www.atik-online.net/2010/06/ulkemiz-ates-ve-kan-golu-olmadan-%e2%80%9d/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 30 Jun 2010 20:48:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>AHM</dc:creator>
				<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Mustafa Elveren]]></category>
		<category><![CDATA[ateş]]></category>
		<category><![CDATA[gölü]]></category>
		<category><![CDATA[kan]]></category>
		<category><![CDATA[olmadan]]></category>
		<category><![CDATA[Ülkemiz]]></category>
		<category><![CDATA[ve]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.atik-online.net/?p=5532</guid>
		<description><![CDATA[MUSTAFA ELVEREN &#124; 30 – 06 &#8211; 2010 &#124; Gomanweb&#8217;in şair yazarlarından Dersimli hemşehrim sevgili Yusuf Yağan&#8217;ın; &#8220;Yıkalım biz nefretle kinin saltanatını,/ Memleket ateş ve kan gölü olmadan,/ Şahlandıralım güzellikle sevgi atını,/ Ülkemiz ateş ve kan gölü olmadan./ Ülkemiz ölüm değil, barış yeridir,/ Amansız bir rüzgar esti samyelidir,/ Durdurun bu zulmü nefretin selidir,/ Evladı için [...]<div class="addthis_toolbox addthis_default_style addthis_32x32_style" addthis:url='http://www.atik-online.net/2010/06/ulkemiz-ates-ve-kan-golu-olmadan-%e2%80%9d/' addthis:title='&#8220;Ülkemiz ateş ve kan gölü olmadan&#8230;” ' ><a class="addthis_button_preferred_1"></a><a class="addthis_button_preferred_2"></a><a class="addthis_button_preferred_3"></a><a class="addthis_button_preferred_4"></a><a class="addthis_button_compact"></a></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><a href="http://www.atik-online.net/wp-content/uploads/2009/08/mustafaelveren.jpg" rel="lightbox[5532]" title="mustafaelveren"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-3048" title="mustafaelveren" src="http://www.atik-online.net/wp-content/uploads/2009/08/mustafaelveren-100x100.jpg" alt="" width="100" height="100" /></a>MUSTAFA ELVEREN </strong><strong>| 30 – 06 &#8211; 2010 | </strong>Gomanweb&#8217;in<strong> </strong>şair yazarlarından Dersimli hemşehrim sevgili Yusuf Yağan&#8217;ın; <strong>&#8220;</strong><strong>Yıkalım biz nefretle kinin saltanatını,/ Memleket ateş ve kan gölü olmadan,/ Şahlandıralım güzellikle sevgi atını,/ Ülkemiz ateş ve kan gölü olmadan./ Ülkemiz ölüm değil, barış yeridir,/ Amansız bir rüzgar esti samyelidir,/ Durdurun bu zulmü nefretin selidir,/ Evladı için analar saçını yolmadan./..</strong><strong> </strong>bu dizeleri barış ve dostluk açısından çok anlamlı bulduğum kadar samimi bir barışseverin de duyguları olduğuna inanıyorum.<span id="more-5532"></span></p>
<p>Ülkemizde kirli bir savaş yaşanmaktadır. Dolayısıyla ülkemizin bir çok yerleşim yerlerinde kan, barut ve ateş yayılmaktadır. Bu “kirli savaş”ın hiç bir zaman galibi de mağlubu da olmayacaktır. Çünkü, on yıllardır yaşadığımız bunca acı deneylerden net olarak anlamak mümkündür. Öyle ise, neden bu kan gölü ve ateş alevi?</p>
<p>Her ne kadar &#8220;ateş düştüğü yeri yakar&#8221; denilse de, bu ateş bir gün yayılır ve her tarafı da yakabilir. Önemli olan ateşi düşürmemektir. Hele bu ateş ormanın içindeki kurumuş yaprakların ya da harmanda bir saman yığını ortasına düşmüş ise, söndürmek hiç mümkün olmuyor. Ne yazık ki, ülkemiz böylesi tehlikeli bir durumla karşı karşıyadır.</p>
<p>Halbuki, “Bağımsız bir Kürdistan”ı altın tepside Kürtlere sunsalar dahi bunu kabul etmeyeceklerini çok iyi biliyorlar. Çünkü, Türkiye Kürtleri İzmir’in üzümünü, Mersin’in narenciyesini, Antalya’nın turizm güzelliklerini, Karadeniz’in fındığını ve çayını, yani Türkiye’deki tüm zenginliklerini bırakıp, sadece dağlara haps olacak kadar akılsız değildirler. Üç-beş bin kişi belki ütopya olarak düşünebilir. Ben de “Bağımsız, birleşik, sosyalist bir Kürdistan’ı düşünebilirim. Bırakın insanlar düşünsünler. Zaten başımıza ne geldiyse, hep bu yasaklar yüzünden geldi.</p>
<p>Hal böyle iken, bir zamanlar “bu sabah ülkeye komünizm gelecek” diyen dönemin egemen yalancı zihniyeti kılıf değiştirerek, bu defa<strong> </strong>“bölünme” yalanı ile ne yazık ki bizi kandırmaya hala devam ediyorlar. Şimdi bunu en çok AKParti Hükümet’i yapıyor. <strong></strong></p>
<p>AKParti Hükümeti başta Kürtler ve Aleviler olmak üzere tüm Türkiye kamuoyunu aldatmıştır. Önce “Kürt Açılımı”, arakasından “Demokratik açılımı”, şimdilik ise “Birlik ve beraberlik Projesi” olarak adlandırılan ve önümüzdeki süreçte belki başka benzer sözlerle yeniden isimlendirebilecekleri sahte “AÇILIMLAR”la bizi aldatmaya devam edeceklerdir. Aslında buna bir nevi “nitelikli dolandırıcılık” de diyebiliriz.</p>
<p>Daha önceki yazılarımda da defalarca belirttim. Mevcut sermayenin paylaşımından dolayı iktidar gücünü elinde bulunduranların daha fazla pay kapma kavgasıdır. Yoksa hepsi de Osmanlı bankası gibidirler, yok birbirlerinden farkı. Yani siyah cüppeliler ile yeşil cüppelilerin çıkar çatışmasıdır. Cami ile kışla arasındaki iktidar gücünün paylaşımındaki çelişkilerdir. Daha açık bir ifadeyle takunyacılar ile postalcıların “danışıklı dövüş”lü güç gösterisidir.</p>
<p>Siyasi iktidarlar çözüm üretmek zorundadırlar. Eğer çözüm üretemiyorlarsa, ağzından hiç düşürmedikleri o “taşeron”lar devreye gireceklerdir. Hal böyle olunca, yine sürekli dillendirdikleri “bölünme” de maalesef gerçekleşir. Çünkü, siyaset boşluk kabul etmez.</p>
<p>Bu “kirli savaş”ta çocuklarını kaybeden asker aileleri ile PKK’li gençlerin aileleri acılarını içine gömerek; <strong>“Sen niye öldün evladım? Sen neyin bedelisin?” </strong>sorusunu haykırıp, henüz <strong>&#8220;Ülkemiz ateş ve kan gölü olmadan&#8230;”</strong> el ele tutuşarak bu ateş daha fazla büyümeden birlikte engel olmalıdırlar. Aksi halde bu ateş Buseleri ve Şerife Teyzeleri yaktığı gibi hepimizi yakabilir ve bölünmekten de kurtulamayabiliriz.</p>
<div class="addthis_toolbox addthis_default_style addthis_32x32_style" addthis:url='http://www.atik-online.net/2010/06/ulkemiz-ates-ve-kan-golu-olmadan-%e2%80%9d/' addthis:title='&#8220;Ülkemiz ateş ve kan gölü olmadan&#8230;” ' ><a class="addthis_button_preferred_1"></a><a class="addthis_button_preferred_2"></a><a class="addthis_button_preferred_3"></a><a class="addthis_button_preferred_4"></a><a class="addthis_button_compact"></a></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.atik-online.net/2010/06/ulkemiz-ates-ve-kan-golu-olmadan-%e2%80%9d/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kardeşlik ve Dostluk Üzerine</title>
		<link>http://www.atik-online.net/2010/06/kardeslik-ve-dostluk-uzerine/</link>
		<comments>http://www.atik-online.net/2010/06/kardeslik-ve-dostluk-uzerine/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 06 Jun 2010 13:37:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>AHM</dc:creator>
				<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Mustafa Elveren]]></category>
		<category><![CDATA[dostluk]]></category>
		<category><![CDATA[kardeşlik]]></category>
		<category><![CDATA[Üzerine]]></category>
		<category><![CDATA[ve]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.atik-online.net/?p=5387</guid>
		<description><![CDATA[MUSTAFA ELVEREN &#124; 06 &#8211; 06 &#8211; 2010 &#124; Hiç birimiz kardeş(ler)imizi seçme özgürlüğüne sahip değiliz. Fakat, dostumuzu/dostlarımızı özgürce seçebiliriz. “Dostun attığı gül yaralar bizi”, “Dostluk başka, alışveriş başka” gibi halkların kültüründe dostlukla ilgili epeyce özlü sözler bulunmaktadır. Dünya barışı için kardeşlik her zaman iyi sonuçlar vermeyebilir. Kardeşlikten daha önemli olan iyi dostlukların kurulması bence [...]<div class="addthis_toolbox addthis_default_style addthis_32x32_style" addthis:url='http://www.atik-online.net/2010/06/kardeslik-ve-dostluk-uzerine/' addthis:title='Kardeşlik ve Dostluk Üzerine ' ><a class="addthis_button_preferred_1"></a><a class="addthis_button_preferred_2"></a><a class="addthis_button_preferred_3"></a><a class="addthis_button_preferred_4"></a><a class="addthis_button_compact"></a></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong> </strong></p>
<p><a href="http://www.atik-online.net/wp-content/uploads/2009/08/mustafaelveren.jpg" rel="lightbox[5387]" title="mustafaelveren"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-3048" title="mustafaelveren" src="http://www.atik-online.net/wp-content/uploads/2009/08/mustafaelveren-100x100.jpg" alt="" width="100" height="100" /></a>MUSTAFA ELVEREN | 06 &#8211; 06 &#8211; 2010 | Hiç birimiz kardeş(ler)imizi seçme özgürlüğüne sahip değiliz. Fakat, dostumuzu/dostlarımızı özgürce seçebiliriz. “Dostun attığı gül yaralar bizi”, “Dostluk başka, alışveriş başka” gibi halkların kültüründe dostlukla ilgili epeyce özlü sözler bulunmaktadır.<span id="more-5387"></span></p>
<p>Dünya barışı için kardeşlik her zaman iyi sonuçlar vermeyebilir. Kardeşlikten daha önemli olan iyi dostlukların kurulması bence sağlıklı sonuçlar verecektir. Barışın sağlanabilmesi için çıkarsız ilişkiler üzerine iyi dostlukların kurulması gerekir. Kötü bir kardeşim olacağına, iyi bir dostumun olmasını tercih ederim.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Ne yazık ki, Türk(iye) eğitim sisteminin fabrikasında yetişen bir çok öğretmenin tornasından dostluk yerine düşmanlık çıkabilmektedir. O nedenle, ülkemizde sürmekte olan ”alçak yoğunluklu” ve “kirli” savaş devam etmekte olup, bir türlü barış sağlanamamaktadır. Hepimizin bundan bir parça suçu olduğunu düşünüyorum.</p>
<p>Barış, düşünce özgürlüğü, insan hakları savunucuları ile demokrat ve devrimci yazarların, bilim adamlarının aleyhine emniyet ve adliyelerde açılan soruşturmalar-davalar hızla artmaktadır. Bu duruşmaları izlemek için sivil toplum aktivistleri adliye binalarının önünde yaptıkları demokratik destek eylemlerinden dolayı diğer günlük işlerini yapamaz duruma geldiler.</p>
<p>Barış, dostluk ve kardeşlik  konusunda Solun durumu ise, çok vahimdir. Bir zamanlar Birleşik Sosyalist Parti kurulduğundan çok sevinmiştim. Bu gün görüyorum ki, o partinin bazı bileşenleri birbirleriyle “kanlı-bıçaklı”dırlar. Yine geçmişte aynı örgütün çatısı altında devrim mücadelesini verdiklerini sandığımız bazı eski “devrimci”lerin de bu gün birbirleriyle “kanlı-bıçaklı” olduklarını biliyoruz. Bu tür sol örgütlerle barışı tesis etmek, kardeşlik ve dostluk kurmak mümkün görülmemektedir.</p>
<p>Dünya’da ve ülkemizde kalıcı bir barışın sağlanabilmesi için dostluk ve kardeşliği sadece soldan beklemek zaten doğru da değildir. Dostluk ve kardeşliği halkların her alanına taşımak gerekir. Aksi takdirde başarılı da olunamaz.</p>
<p>Ülkemizde savaşın en önemli nedenlerinden biri Kürt sorunudur. Kürt sorununun çözülmesiyle birlikte demokrasinin de önü açılacaktır. Dolayısıyla, Alevi ve diğer etnik, inanç kimliği sahibi olan halkların veya bireylerin sorunlarını çözmek daha kolay olacaktır. Bu da iyi dostlukların ve dürüst kardeşliğin sağlanmasıyla ancak mümkün olabilir.</p>
<p>Artık; “Ne kardeşliği yahu! Bu barış masalı dış mihrakların işidir. Barış-marış yok… Vatan hainlerinin kökünü kazıyıncaya kadar bu mücadele devam edecektir…” diyen ve bu savaşta bi biçimde çıkarı olanlara karşı mutlaka yine barışta ısrar etmeliyiz.</p>
<p>Bir örnek vermek gerekirse; <strong>“Kürtler, RojTv ve PKK”</strong> başlıklı yazım TUNCELİ EMEK GAZETESİ’nde yayınlandığı için Tunceli Cumhuriyet Savcılığı tarafından adı geçen gazete hakkında soruşturma açılmıştı. Gazete’nin sorumlu yazı işleri müdürü Sayın Çiğdem Duymaz’ın ifadesi alınmış olup, dört gün önce de bağlı bulunduğum Polis Karakoluna çağrılarak talimatla benim de ifadem alınmıştır. Bu tür soruşturmalar bizi barış ve dostluk çalışmalarımızdan alıkoyamaz.</p>
<p>İnadına barış! İnadına dostluk! İnadına kardeşlik! Aksi halde, AKParti Hükümeti’nden barışın sağlanmasını beklemek, bizi hayal kırıklığına uğratacaktır.</p>
<div class="addthis_toolbox addthis_default_style addthis_32x32_style" addthis:url='http://www.atik-online.net/2010/06/kardeslik-ve-dostluk-uzerine/' addthis:title='Kardeşlik ve Dostluk Üzerine ' ><a class="addthis_button_preferred_1"></a><a class="addthis_button_preferred_2"></a><a class="addthis_button_preferred_3"></a><a class="addthis_button_preferred_4"></a><a class="addthis_button_compact"></a></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.atik-online.net/2010/06/kardeslik-ve-dostluk-uzerine/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>“Çağdaş Eğitim” Yalanı</title>
		<link>http://www.atik-online.net/2010/05/%e2%80%9ccagdas-egitim%e2%80%9d-yalani/</link>
		<comments>http://www.atik-online.net/2010/05/%e2%80%9ccagdas-egitim%e2%80%9d-yalani/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 05 May 2010 19:56:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>AHM</dc:creator>
				<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Mustafa Elveren]]></category>
		<category><![CDATA[Çağdaş]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[yalanı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.atik-online.net/?p=5140</guid>
		<description><![CDATA[MUSTAFA ELVEREN &#124; 05 – 05 &#8211; 2010 &#124; Türkiye’de tek tip insan yetiştirmeyi hedefleyen ırkçı ve gerici eğitim sistemi çağımızda hala  varlığını sürdürmektedir. Cumhuriyet’in kuruluşundan bu güne kadarki tüm etkili ve yetkili devlet kadroları tarafından bize “Çağdaş Eğitim” olarak lanse edilmektedir. Dolayısıyla, “Eğitim sistemimiz geriye gidiyor” diyenlere hayret ediyorum. Olmayan bir şey geriye nasıl [...]<div class="addthis_toolbox addthis_default_style addthis_32x32_style" addthis:url='http://www.atik-online.net/2010/05/%e2%80%9ccagdas-egitim%e2%80%9d-yalani/' addthis:title='“Çağdaş Eğitim” Yalanı ' ><a class="addthis_button_preferred_1"></a><a class="addthis_button_preferred_2"></a><a class="addthis_button_preferred_3"></a><a class="addthis_button_preferred_4"></a><a class="addthis_button_compact"></a></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.atik-online.net/wp-content/uploads/2009/08/mustafaelveren.jpg" rel="lightbox[5140]" title="mustafaelveren"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-3048" title="mustafaelveren" src="http://www.atik-online.net/wp-content/uploads/2009/08/mustafaelveren-100x100.jpg" alt="" width="100" height="100" /></a>MUSTAFA ELVEREN | 05 – 05 &#8211; 2010 | Türkiye’de tek tip insan yetiştirmeyi hedefleyen ırkçı ve gerici eğitim sistemi çağımızda hala  varlığını sürdürmektedir. Cumhuriyet’in kuruluşundan bu güne kadarki tüm etkili ve yetkili devlet kadroları tarafından bize “Çağdaş Eğitim” olarak lanse edilmektedir. Dolayısıyla, “Eğitim sistemimiz geriye gidiyor” diyenlere hayret ediyorum. Olmayan bir şey geriye nasıl gider?<span id="more-5140"></span></p>
<p>Söz konusu “Çağdaş Eğitim Sistemi”nin uygulandığı kurumda ben de çalıştım. O nedenle buradaki çarkın nasıl döndüğünü az-çok bilirim. Bu çarkın dişlileri arasında ne yazık ki şiddet kültürü üretilmektedir. Ülkemizde her gün meydana gelen çok sayıdaki şiddet olaylarının en önemli nedenlerinden biri de bu “Çağdaş Eğitim”den kaynaklandığını söylemek abartılı olmaz.</p>
<p>Bu sistemde “millet devlet için vardır” mantığı hakimdir. Bu mantığın gereği olarak kendisi dışındaki herkesi düşman görmektedir. Dolayısıyla, varlığını ölme ve öldürme gibi bir şiddet kültürü üzerine inşa ediyor. Böylece, okulun koridorlarında ve sınıflarında eli sopalı öğretmenlerden  (ben de dahil) geçilmiyordu.</p>
<p>Her sınıfın seviyesine göre; eğer öğrenci Onuncu Yıl Marşı’nı, Atatürk’ün Gençliğe Hitabesi’ni, İstiklal Marşı’nı ezberlemiş, şehit, bayrak, vatan, ezan, millet gibi kavramları milliyetçi bir duyguyla anlatabiliyor ve öğretmenin karşısında asker duruşu gösterebiliyorsa, öğretmenin nezdinde en iyi öğrencidir. İşte bu sistem bize “Çağdaş Eğitim” olarak sunuldu.</p>
<p>Her on yılda bir yapılan askeri darbelerle halka ve aydınlara uygulanan şiddet ile korkunç idamlar da bu sözde “çağdaş Eğitim Sistemi”nin tornasından çıkan ürünlerdir.</p>
<p>Önümüzdeki 6 Mayıs Perşembe günü Denizlerin idam edilişlerinin 38. Yıl dönümüdür. Ne yazık ki, bu “çağdaş eğitim” sistemi yalanları sonucunda üç fidanımız darağacında acımasızca asıldılar. Hayatımız darbelerle ve şiddetle geçtiğini söyleyebiliriz.</p>
<p>Demokratik cumhuriyet olmayınca, demokratik eğitimden bahsetmek zaten mümkün değildir.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Öğrenciliğim süresince sıkça karşılaştığım ve öğretmenliğim döneminde de çokça yaşadığım olaylardan bir tanesini siz okuyucularla paylaşmak istiyorum.</p>
<p>Bilindiği üzere, okullarımızda bayramlarda, hafta başında ve hafta sonunda yani her Pazartesi günü sabah ve her Cuma günü mesai bitiminde bayrak töreni yapılmaktadır. 90’lı yıllarda Elazığ’da bir İlköğretim okulunda görev yapmaktayken, bayrak töreninde İstiklal Marşı okunduğu sırada bir öğrenci önündeki arkadaşını dürtüklemiş ve arkadaşı da aniden ses çıkarmıştı. Tören bitiminde okul müdürü tarafından bu iki öğrenci tüm okulun öğrencileri ve öğretmenlerinin gözü önünde tekme-tokat dövüldüler. Öğrencilerin daha fazla dövülmemesi için bazı öğretmen arkadaşlarımız müdüre müdahale etmek zorunda kaldılar.</p>
<p>Bu olay üzerine ben de müdüre; İlköğretim çağındaki çocukların psikolojisi bu tür şakalara müsait olduğunu, bunun abartılmaması gerektiğini söyledim. Bunun üzerine müdürün yanıtı dövme olayından daha vahimdi.  “vatan hainlerini bu okulda barındırmam”  tepkili sözleri hala kulaklarımda çınlanıyor.</p>
<p>İşte bu sistem; “çağdaş Eğitim” yalanı ile fidan gibi gençlerimizi idam sehpalarına gönderen hukukçuları, kendi öğrencisini “vatan haini-düşman” olarak gören öğretmenleri,  “Vurucu Kobra” tipli yöneticileri ve “bebekten katiller”i üretmeye hala devam ediyor.</p>
<p>03.04.2010</p>
<div class="addthis_toolbox addthis_default_style addthis_32x32_style" addthis:url='http://www.atik-online.net/2010/05/%e2%80%9ccagdas-egitim%e2%80%9d-yalani/' addthis:title='“Çağdaş Eğitim” Yalanı ' ><a class="addthis_button_preferred_1"></a><a class="addthis_button_preferred_2"></a><a class="addthis_button_preferred_3"></a><a class="addthis_button_preferred_4"></a><a class="addthis_button_compact"></a></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.atik-online.net/2010/05/%e2%80%9ccagdas-egitim%e2%80%9d-yalani/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>&#8216;Sessiz Devrim&#8217; Demogojisi</title>
		<link>http://www.atik-online.net/2010/04/sessiz-devrim-demogojisi/</link>
		<comments>http://www.atik-online.net/2010/04/sessiz-devrim-demogojisi/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 18 Apr 2010 16:49:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>AHM</dc:creator>
				<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Mustafa Elveren]]></category>
		<category><![CDATA[demogojisi]]></category>
		<category><![CDATA[devrim]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.atik-online.net/?p=4992</guid>
		<description><![CDATA[MUSTAFA ELVEREN &#124; 18 &#8211; 04 &#8211; 2010 &#124; Seçim barajının yüzde 10’dan yüzde 3’e veya yüzde 5’e çekilmesi gerektiğini söyleyen arkadaşlarıma ve dostlarıma çok alınıyorum. Ne demek yüzdelik baraj? Hiç demokrasilerde yüzdelik baraj olur mu? Ben böyle bir demokrasi kriterini kabul etmiyorum. Demokrasinin önüne hiçbir zaman baraj konulamaz. Eğer baraj konulursa, o sistemin adı [...]<div class="addthis_toolbox addthis_default_style addthis_32x32_style" addthis:url='http://www.atik-online.net/2010/04/sessiz-devrim-demogojisi/' addthis:title='&#8216;Sessiz Devrim&#8217; Demogojisi ' ><a class="addthis_button_preferred_1"></a><a class="addthis_button_preferred_2"></a><a class="addthis_button_preferred_3"></a><a class="addthis_button_preferred_4"></a><a class="addthis_button_compact"></a></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.atik-online.net/wp-content/uploads/2009/08/mustafaelveren.jpg" rel="lightbox[4992]" title="mustafaelveren"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-3048" title="mustafaelveren" src="http://www.atik-online.net/wp-content/uploads/2009/08/mustafaelveren-100x100.jpg" alt="" width="100" height="100" /></a>MUSTAFA ELVEREN | 18 &#8211; 04 &#8211; 2010 | Seçim barajının yüzde 10’dan yüzde 3’e veya yüzde 5’e çekilmesi gerektiğini söyleyen arkadaşlarıma ve dostlarıma çok alınıyorum. Ne demek yüzdelik baraj? Hiç demokrasilerde yüzdelik baraj olur mu? Ben böyle bir demokrasi kriterini kabul etmiyorum. Demokrasinin önüne hiçbir zaman baraj konulamaz. Eğer baraj konulursa, o sistemin adı demokrasi olamaz.<span id="more-4992"></span></p>
<p>Bir ülkede demokrasi ya vardır ya da yoktur. Bunun ortası olmaz. Bazı yumuşamalara demokrasi demek hepimizi yanıltır. Bir çok diktatörlüklerde de Dünya siyaset konjonktürü gereğince zorunlu olarak bazı yumuşamalar yapılabiliyor. Bu tür yumuşamaların demokrasi ile hiçbir ilgisi yoktur.</p>
<p>Öyle bir sistem ki; yeşil cüppeliler ile siyah cüppelilerin danışıklı dövüşleri bize demokrasi diye yutturulmaya çalışıyor. Bu ülkeyi yeşil cüppeliler ile siyah cüppeliler başka bir deyimle asker postallılar ile medrese takunyacıları hep yönettiler ve yönetmeye de devam ediyorlar. Ne yazık ki, bu ülkeye hiç bir zaman demokrasi uğramadı. O nedenle, demokrasi mücadelesinin bizler için çok acil olduğunu her zaman söyledim. Bundan sonra da söylemeye devam edeceğim.</p>
<p>Sayın Başbakan ülkenin yazar ve çizerlerinin gözünün içine baka baka “Sessiz Devrim” demogojisini yapmaktadır. Tıpkı 12 Eylül darbesinden sonra Süleyman Demirel’in ve merhum Alp Arslan Türkeş’in Nazım Hikmet’in şiirlerinden alıntı yaptıkları gibi. Bu ne biçim “Sessiz Devrim” ki;</p>
<p>Hala onlarca gazeteci ve yazar siyasi düşüncelerinden dolayı hapislerde tutulmakta ve yüzlercesi hakkında ise, soruşturmaları ve mahkemeleri devam etmektedir.</p>
<p>Hala “terör” bahanesiyle, yüzlerce siyasetçi ve belediye başkanları hem de kameralar önünde kelepçeli olarak asker disiplini ile sıraya konularak, hapishanelere gönderilmektedir.</p>
<p>Hala ülkenin dört bir yanında binlerce çocuk polise taş atmaktan cezaevlerinde bulunmaktadır.</p>
<p>Daha bir kaç hafta önce Tunceli Cumhuriyet Savcılığı benim bir yazımdan dolayı Tunceli&#8217;de bir grup emekçi kadın tarafından çıkarılan Tunceli Emek Gazetesi hakkında soruşturma açtı.</p>
<p>Maalesef ülkemizde demokrasi yoktur. Hele bir de benim gibi sosyalist demokrasiyi savunmanın ve o çizgide bir site yönetmenin zorluğu ve bedeli her zaman olacaktır. Dolayısıyla, bir çok demokrat ve sosyalist aydınlar eleştiri sınırını fazla genişletemiyor, internet üzerinde bile kendilerini serbestçe ifade edemiyorlar. Edenler ise, soruşturmaya tabi tutuluyor.</p>
<p>Çünkü, her hangi  bir şirkete veya kuruma iş baş vurusunu yaptığınız zaman, o kurumun yetkilileri hemen arama motorlarından sizinle ilgili araştırmayı yapıyorlar. Eğer hoşuna gitmeyen Gomanweb gibi sosyalist demokrasi çizgideki bir sitede yazılarınız fark edilirse, iş vermiyorlar. Ya da mevcut işinden de çıkarıyorlar.</p>
<p>Sadece Gomanweb&#8217;te mesajı, yazısı, resmi ya da bir şekilde ismi yayınlandığı için kimisi iş yeri sahibi tarafından uyarıldığını, kiminin iş başvurusunun kabul edilmediği, kimi de mevcut çalıştığı işyerindeki amirleri henüz fark etmemişken kendisine ait dökümanın siteden silinmesini istemişlerdir. Bu şekilde kaygılananlar ve sitede yayınlanan kendilerine ait dökümanların silinmesi için onlarcası baş vurdu. Hepsinin isteği yerine getirilmiştir. Çünkü, ekmek kazanmak çok zor. Hele hele Türkiye&#8217;de daha da zordur.</p>
<p>Eğer “sessiz devrim” bu ise, alın “sessiz devrim”i başınıza çalın. Bir ülkede insanlar fikirlerini serbestçe söylemeye cesaret edemiyorlarsa, o ülkede demokrasiden bahsetmek mümkün değildir.</p>
<div class="addthis_toolbox addthis_default_style addthis_32x32_style" addthis:url='http://www.atik-online.net/2010/04/sessiz-devrim-demogojisi/' addthis:title='&#8216;Sessiz Devrim&#8217; Demogojisi ' ><a class="addthis_button_preferred_1"></a><a class="addthis_button_preferred_2"></a><a class="addthis_button_preferred_3"></a><a class="addthis_button_preferred_4"></a><a class="addthis_button_compact"></a></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.atik-online.net/2010/04/sessiz-devrim-demogojisi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İnternet Magandaları</title>
		<link>http://www.atik-online.net/2010/03/internet-magandalari/</link>
		<comments>http://www.atik-online.net/2010/03/internet-magandalari/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 30 Mar 2010 21:29:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>AHM</dc:creator>
				<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Mustafa Elveren]]></category>
		<category><![CDATA[internet]]></category>
		<category><![CDATA[magandaları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.atik-online.net/?p=4815</guid>
		<description><![CDATA[MUSTAFA ELVEREN &#124; 30 &#8211; 03 &#8211; 2010 &#124; “internetteki bir haber sitesine yazılan kısa yorumlara baktığınız zaman, medeniyet kaybını ve linç ruhunun yaygınlığını görürsünüz” (Tanıl Bora) Artık internet birçoğumuzun ikinci adresi oldu. İçinde bulunduğumuz bu sanal alemde bazen öyle kişiliklerle karşılaşıyoruz ki; kurnaz, dedikoducu, her telden oynayan, çıkarı için yalan-yanlış bilgiler veren ve en [...]<div class="addthis_toolbox addthis_default_style addthis_32x32_style" addthis:url='http://www.atik-online.net/2010/03/internet-magandalari/' addthis:title='İnternet Magandaları ' ><a class="addthis_button_preferred_1"></a><a class="addthis_button_preferred_2"></a><a class="addthis_button_preferred_3"></a><a class="addthis_button_preferred_4"></a><a class="addthis_button_compact"></a></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.atik-online.net/wp-content/uploads/2009/08/mustafaelveren.jpg" rel="lightbox[4815]" title="mustafaelveren"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-3048" title="mustafaelveren" src="http://www.atik-online.net/wp-content/uploads/2009/08/mustafaelveren-100x100.jpg" alt="" width="100" height="100" /></a>MUSTAFA ELVEREN | 30 &#8211; 03 &#8211; 2010 | “internetteki bir haber sitesine yazılan kısa yorumlara baktığınız zaman, medeniyet kaybını ve linç ruhunun yaygınlığını görürsünüz” (<strong>Tanıl Bora)</strong></p>
<p>Artık internet birçoğumuzun ikinci adresi oldu. İçinde bulunduğumuz bu sanal alemde bazen öyle kişiliklerle karşılaşıyoruz ki; kurnaz, dedikoducu, her telden oynayan, çıkarı için yalan-yanlış bilgiler veren ve en çok da herkesi tehdit eden maganda tipli mahluklarla karşılaşmak her zaman mümkündür. Eğer çok dikkatli davranmazsanız, bu garip mahluklara elinizi uzatmaya çalışırken kolunuzu kaptırabilirsiniz.<span id="more-4815"></span></p>
<p>Gerçekten de çok GARİP bir kültürle karşı karşıyayız. Öyle bir kişilik yapısı yaratılmış ki; bu kişiler demokrat-solcu, Atatürkçü-devrimci, milliyetçi-vatansever, muhafazakar-dinci, bir mezhebin veya cemaatın müridi,  bazen de ırkçılık maskesi altında küfürbaz bir maganda, ya da çek-senet tahsilatçısı gibi bir çete üyesi olarak karşımıza çıkabiliyor.</p>
<p>“Atatürk, vatan, millet, bayrak, ezan,&#8230;” gibi ulusal söylemlerin arkasına sığınıp, her cümlesinin başına “bölücü, yıkıcı, hain, kansız,..” sözcükleri yerleştiren bu mahlukların saldırılarıyla her an karşılaşabilirsiniz. Yani internet üzerinde kendini gizleyerek ucuz kabadayılık yapan çok sayıda kişilerle istemeden de olsa karşılaşmak mümkündür.</p>
<p>Tehdit, şantaj, iftira, siyaset, ticaret, tarikat, seks pazarlamacısı gibi ne ararsan var. Yani her türlü pisliğe bulaşmış kişiliklerle karşılaşmak olasıdır. En çok da ulusal sözcükleri kod olarak kullanan ve bilgiçlik taslayan,  kabadayıca yorumlar yazan sözde “Yorumcu”lar olarak karşımıza çıkmaktadırlar.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Gerçek ismini ve adresini gizleyerek, sahte adres ve kod isimlerle İnternet üzerinden çeşitli sitelerdeki haber ve makaleler için yorum yazan çok  sayıda sözüm onlara “yorumcu” bulunmaktadır. Hal böyle olunca; internet ortamı sahte kabadayılarla dolup taşmaktadır. Nasıl olsa atış serbest, ağzına geleni yazıyor. Bazıları öyle ileriye gidiyorlar ki, insan istemeden de olsa onları okuduklarında tiksiniyor.</p>
<p>İşin bir de E-Posta yönü var ki, “evlere şenlik”. Tehdit, küfür ve iftira atma  bolluğundan geçilmiyor. Tehdit boyutunu benim gibi bir çoğu belki önemsemiyordur. Fakat, küfür ve hakaretler mide bulandırıcıdır. Bu tür sahte kabadayılara cevap yazmamak en doğrusudur. Buna rağmen istemeden de olsa bazen cevap verme hatasına düşüyoruz. Yine de merakta kalmamak için ve her ihtimale karşı IP numaralarını kaydetmek gerekir.</p>
<p>Bu arada mail gruplarına da değinmek istiyorum. Bir kısım kişiler yahoo, Hotmail, Gmail ve benzeri büyük mail şirketlerinde bilinen ve tanınan bölgesel isimleri kimi ücretsiz kimi de 15-20 dolar gibi cüzi bir ücret karşılığında kiralıyorlar. Daha sonra, internet üzerinden e-posta adresleri toplamaya başlıyorlar. “Sizi guruba ekledik…” diye size bir e-posta gönderiyorlar.  Bir süre sonra, beğenmediği bir mesajınızı size iade eder ve “seni gruptan atarım ha..!” tehdidinden bulunurlar. Aynı şekilde Radyo üzerinden CHAT siteleri de benzer bir görünüm vermektedirler.</p>
<p>Özellikle Atatürkçü ve ulusalcı olduğunu söyleyen bazı aydınların, ülkemizde meydana gelen bir çok siyasi olayı yüzeysel ve tek taraflı olarak değerlendirdiklerini sıkça görmekteyiz. Dolayısıyla, internetteki sahte kabadayılar da bu durumdan vazife çıkarıyorlar. İlgimi çeken bir nokta ise, bu tür mesaj ve yorumları yazanların önemli bir bölümü Atatürk-vatan-millet-bayrak gibi Türkiye’nin ulusal değerlerini kullanıyor olmalarıdır. Bir kısım ağabeyleri yazar-çizer takımını taklit ederek yazıp, çiziyorlar. O nedenle, “Dağa kaldırma” kültürü hızla yayılmaktadır.</p>
<p>Öyle evde oturup, internette ucuz kahramanlık ve Atatürkçülük yapılmaz. Kendi gölgesinden bile çekinen, ismini ve adresini gizleyecek kadar korkak olan kişilerin aydın olması mümkün değildir. Olsa olsa Atatürk&#8217;ün gölgesine sığınarak boş kabadayılık yapmaktır.</p>
<p><strong>NOT:</strong> İster kod isimleriyle, isterse gerçek kimlikleriyle internet üzerinden dürüstçe düşüncelerini ifade edenleri tenzih ederim.</p>
<div class="addthis_toolbox addthis_default_style addthis_32x32_style" addthis:url='http://www.atik-online.net/2010/03/internet-magandalari/' addthis:title='İnternet Magandaları ' ><a class="addthis_button_preferred_1"></a><a class="addthis_button_preferred_2"></a><a class="addthis_button_preferred_3"></a><a class="addthis_button_preferred_4"></a><a class="addthis_button_compact"></a></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.atik-online.net/2010/03/internet-magandalari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Newrozlaşan Mazlum Doğan</title>
		<link>http://www.atik-online.net/2010/03/newrozlasan-mazlum-dogan/</link>
		<comments>http://www.atik-online.net/2010/03/newrozlasan-mazlum-dogan/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 18 Mar 2010 23:25:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>AHM</dc:creator>
				<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Mustafa Elveren]]></category>
		<category><![CDATA[doğan]]></category>
		<category><![CDATA[mazlum]]></category>
		<category><![CDATA[newrozlaşan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.atik-online.net/?p=4715</guid>
		<description><![CDATA[MUSTAFA ELVEREN &#124; 19 – 03 &#8211; 2010 &#124; Hem bayramı ve hem de hüznü aynı günde yaşayan halklara Dünya tarihinde ender rastlanır. Bunlardan biri de Kürt halkıdır. Kürt halkı her yıl 21 Mart’ta bir taraftan Newroz Bayramı’nı türküler ve halaylar eşliğinde kutlarken, diğer taraftan da tarihleri boyunca Newroz etkinlikleri nedeniyle katledilen insanlarına ağıtlar yakarak [...]<div class="addthis_toolbox addthis_default_style addthis_32x32_style" addthis:url='http://www.atik-online.net/2010/03/newrozlasan-mazlum-dogan/' addthis:title='Newrozlaşan Mazlum Doğan ' ><a class="addthis_button_preferred_1"></a><a class="addthis_button_preferred_2"></a><a class="addthis_button_preferred_3"></a><a class="addthis_button_preferred_4"></a><a class="addthis_button_compact"></a></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong> </strong></p>
<p><a href="http://www.atik-online.net/wp-content/uploads/2009/08/mustafaelveren.jpg" rel="lightbox[4715]" title="mustafaelveren"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-3048" title="mustafaelveren" src="http://www.atik-online.net/wp-content/uploads/2009/08/mustafaelveren-100x100.jpg" alt="" width="100" height="100" /></a>MUSTAFA ELVEREN | 19 – 03 &#8211; 2010 | Hem bayramı ve hem de hüznü aynı günde yaşayan halklara Dünya tarihinde ender rastlanır. Bunlardan biri de Kürt halkıdır. Kürt halkı her yıl 21 Mart’ta bir taraftan Newroz Bayramı’nı türküler ve halaylar eşliğinde kutlarken, diğer taraftan da tarihleri boyunca Newroz etkinlikleri nedeniyle katledilen insanlarına ağıtlar yakarak anmaktadır.<span id="more-4715"></span></p>
<p>Her yıl 21 Mart’ta kutladığımız NEWROZ Bayramı bana Mazlum Doğan’ı  hatırlatıyor. Diyarbakır Zindanı’nda newrozlaşan ve Kürt halkının gönlünde taht kuran Sevgili Mazlum’u unutmak mümkün müdür? Asla!</p>
<p>Tarihimizde Mart ayı katliamlarla doludur. O nedenle, Mazlum Doğan başta olmak üzere, bu ayda katledilen çok sayıdaki devrimciler için anma etkinlikleri yapılmaktadır.</p>
<p>Sayın Yılmaz Kızılırmak tarafından gönderilen ve 12.03.2010 günü Gomanweb’te yayınlanan 68’liler Dayanışma Derneği–Devrimci 78’liler Federasyonu’nun yayınladığı <strong>“Mart ayı tarihimizde katliamlar ayı olarak geçmiştir”</strong><strong> </strong>başlıklı bildiride özetle aşağıdaki katliamlar sıralanmıştır;<strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>“-16 Mart 1978’de İstanbul Üniversitesi’nden çıkan öğrencilerin üzerine bomba atarak, 7 öğrencinin ölümüne, onlarca öğrencinin yaralanmasına neden olan bir faşist katliamın hala kapanmayan hesabının da 32.yılındayız.</p>
<p>-13 Mart 1982’de İzmir’de idam edilen devrimci mücadelenin yiğit neferleri Seyit Konuk, İbrahim Ethem Coşkun, Necati Vardar’ın katledilmelerinin de  28. yılındayız.</p>
<p>-12 Mart 1995 günü akşam saatlerinde,  İstanbul’da Alevilerin yoğun olduğu Gazi Mahallesi’nde, Kontrgerilla timinin şoförünü öldürerek gasp ettiği ticari taksiden kahvehanelere kurşun yağdırdığı, Halil Kaya adlı Alevi dedesinin hayatını kaybettiği, 5&#8242;i ağır 25 kişinin yaralandığı devlet destekli katliamın da 15.yılındayız. Olaylar Ümraniye’ye de sıçradı, tepki göstermek isteyen insanlar üzerine katliamın bir parçası ve devamı olarak polislerce kurşun yağdırıldı. Olayların sonunda Gazi’de 12, Ümraniye’de 5 kişi yaşamını kaybetti, yüzlerce yaralı vardı.</p>
<p>-16 Mart 1988’de Irak’ta, artık kendisi de tarihin çöp tenekesine atılan Saddam’ın emriyle,  5000 Kürdün kimyasal bombalarla yok edildiği Halepçe katliamının da 22.yılındayız…”</p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Yukarıda sıralanan katliamlara ilave olarak;</p>
<p>-30 Mart 1972’de Kızıldere Katliamı olarak tarihe geçen Tokat-Niksar- Kızıldere Köyü’nde Mahir Çayan ve arkadaşlarının katledilmelerinin 38. Yılındayız.</p>
<p>-1982 yılında Diyarbakır Zindanı’ndaki zulüm sistemine karşı direnerek, 21 Mart’ta bedenini ateşe vermek suretiyle Newrozlaşan arkadaşım ve köylüm olan Mazlum Doğan’ın ölümünün 28. Yılındayız.</p>
<p>Görüldüğü üzere, Mart ayı tarihimizde katliamlar ayı olarak geçtiği kadar, aynı zamanda direnişlerle ve  dirilişlerle dolu bir ay olma özelliğini de taşıdığını söyleyebiliriz.</p>
<p>Geçen yıl Newroz Bayramı vesilesiyle yazdığım makalenin bir paragrafındaki şu cümleleri tekrar etmek istiyorum; Bir taraftan “Güneş doğmam diyor, yas tutuyor Mazlum için”, öte yandan bir halkın dirilişi ve kurtuluşu için Bayram yapılmaktadır. İşte, bir tarafımızda hüzün, bir tarafımızda da sevinç var, bu bayramda da.</p>
<div class="addthis_toolbox addthis_default_style addthis_32x32_style" addthis:url='http://www.atik-online.net/2010/03/newrozlasan-mazlum-dogan/' addthis:title='Newrozlaşan Mazlum Doğan ' ><a class="addthis_button_preferred_1"></a><a class="addthis_button_preferred_2"></a><a class="addthis_button_preferred_3"></a><a class="addthis_button_preferred_4"></a><a class="addthis_button_compact"></a></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.atik-online.net/2010/03/newrozlasan-mazlum-dogan/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Av.Metin Can Ve Dr.Hasan Kaya’nın Anısına</title>
		<link>http://www.atik-online.net/2010/02/av-metin-can-ve-dr-hasan-kaya%e2%80%99nin-anisina/</link>
		<comments>http://www.atik-online.net/2010/02/av-metin-can-ve-dr-hasan-kaya%e2%80%99nin-anisina/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 22 Feb 2010 20:06:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>AHM</dc:creator>
				<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Mustafa Elveren]]></category>
		<category><![CDATA[anısına]]></category>
		<category><![CDATA[avmetin]]></category>
		<category><![CDATA[can]]></category>
		<category><![CDATA[drhasan]]></category>
		<category><![CDATA[kayanın]]></category>
		<category><![CDATA[ve]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.atik-online.net/?p=4429</guid>
		<description><![CDATA[MUSTAFA ELVEREN &#124; 22 – 02 &#8211; 2010 &#124; Elazığ İHD Şube Başkanı Av.Metin Can ve İHD üyesi Dr.Hasan Kaya 21 Şubat 1993 yılında bilinen devlet destekli kontralar tarafından kaçırılarak, Jandarma karakolunun birkaç metre ötesinde bulunan Tunceli’nin çok yakınındaki Dinar Köprüsü’nün altında işkence yapılarak,  acımasızca katlettiler. Resmi ideoloji yıllardır halkları birbirine boğazlatarak varlığını sürdürmeye çalışıyor. [...]<div class="addthis_toolbox addthis_default_style addthis_32x32_style" addthis:url='http://www.atik-online.net/2010/02/av-metin-can-ve-dr-hasan-kaya%e2%80%99nin-anisina/' addthis:title='Av.Metin Can Ve Dr.Hasan Kaya’nın Anısına ' ><a class="addthis_button_preferred_1"></a><a class="addthis_button_preferred_2"></a><a class="addthis_button_preferred_3"></a><a class="addthis_button_preferred_4"></a><a class="addthis_button_compact"></a></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong> </strong></p>
<p><a href="http://www.atik-online.net/wp-content/uploads/2009/08/mustafaelveren.jpg" rel="lightbox[4429]" title="mustafaelveren"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-3048" title="mustafaelveren" src="http://www.atik-online.net/wp-content/uploads/2009/08/mustafaelveren-100x100.jpg" alt="" width="100" height="100" /></a>MUSTAFA ELVEREN | 22 – 02 &#8211; 2010 | Elazığ İHD Şube Başkanı Av.Metin Can ve İHD üyesi Dr.Hasan Kaya 21 Şubat 1993 yılında bilinen devlet destekli kontralar tarafından kaçırılarak, Jandarma karakolunun birkaç metre ötesinde bulunan Tunceli’nin çok yakınındaki Dinar Köprüsü’nün altında işkence yapılarak,  acımasızca katlettiler.<span id="more-4429"></span></p>
<p>Resmi ideoloji yıllardır halkları birbirine boğazlatarak varlığını sürdürmeye çalışıyor. 90&#8242;lı yılların başında Elazığ Eğitimsen Şube Sekreterliği görevinde bulunduğum dönemde çok badireler atlattık.</p>
<p>Sevgili Avukat Metin Can ve can dostu Doktor Hasan Kaya’nın kaçırılarak katledilmelerinin 17. yıl dönümleri nedeniyle, O yıllardaki bir anımı buraya aktarmak istiyorum.</p>
<p><a href="http://www.atik-online.net/wp-content/uploads/2010/02/metincan_hasankaya.png" rel="lightbox[4429]" title="metincan_hasankaya"><img class="size-thumbnail wp-image-4430 alignright" title="metincan_hasankaya" src="http://www.atik-online.net/wp-content/uploads/2010/02/metincan_hasankaya-100x100.png" alt="" width="100" height="100" /></a>Emniyet-MİT-JİTEM destekli kontralar tarafından &#8220;ZAZA GENÇLİK&#8221; başlığıyla hazırlanan bildirileri Alevi ve Şafii arkadaşlarımızın evlerinin kapısının altından içeriye bırakırlardı. Bu bildirilerin giriş bölümünde önce nasihatler sıralanıyor, sonuç bölümünde ise, bizi tehdit edip, küfür  ediyorlardı. Sonra öğrendim ki, Dersim ve Diyarbakır bölgelerinde de benzer bildirilerle halka aynı yöntemle şu propagandayı yapıyorlarmış:</p>
<p><strong>Palu-Diyarbakır bölgesinde;</strong> &#8220;Siz müslüman ve beş vakit namazınızda-niyazında olan insanlarsınız. PKK.lilerin hepsi dinsiz-Alevi-komünisttirler. Bu dinsiz-komünistlerin içinde ne işiniz var? Bunlar yarın ilk önce sizl keser&#8230;&#8221;, <strong>Dersim Bölgesin&#8217;de ise;</strong> &#8220;Siz Aleviler Atatürkçü ve vatanseversiniz. Bu PKK&#8217;lilerin hepsi dinci-yobazdırlar. Bu dincilerin içinde ne işiniz var? Bunlar yarın ilkin sizi keser&#8230;&#8221;  içerikli konuşmalar yapıp, halka bildiriler dağıtıyorlarmış.</p>
<p>Elazığ&#8217;daki duyarlı Alevi ve Şafii öğretmenler sayesinde resmi ideolojinin bu oyununu bozduk. Tabiki bedelini de çok ağır ödedik. Alevi bir Avukat ve Şafi bir Doktor arkadaşımızı katlettiler. Bununla yetinmeyip, 40 öğretmen (ben de dahil) arkadaşımızı &#8220;Yıkıcı ve bölücü Terör örgütlerine sempati duyabilirler&#8221; gerekçesiyle çeşitli illere sürgün ettiler.</p>
<p>Diyarbakır Belediye Başkanı Sayın Osman Baydemir o tarihlerde İHD yöneticilerindendi. Geçenlerde Sayın Baydemir’in “Yeşil’in elinden kıl payı kurtulduk” dediğini basından okudum. Ben ve benim gibi bir çok arkadaşımız da aynen Baydemir’in dediği gibi Yeşil’in elinden kıl payı kurtulduk. Ne yazık ki, Avukat Metin Can ile Doktor Hasan Kaya bizim kadar şanslı değildiler. Bu iki canımız kurtulamadı.</p>
<p>Nasıl bir rejimle yönetildiğimizi daha iyi anlayabilmek için Sayın Menderes İnanç isimli bir okuyucunun bana e-posta ile gönderdiği anısını da sizlerle paylaşarak, yararlı olacağını düşünüyorum.</p>
<p>“Merhaba, küçük  bir anı; ben Sivasli bir arkadaşımın cenazesinden dolayı yakalanmıştım. Gözaltındayken ilk sorulan soru şu olmuştu!<strong> ‘sen suni ve müslüman bir çocuksun, senin CEM evinde bu kızılbaşlarla ne işın var?’</strong> öyle ya ne işim vardi orada! Onlara göre suni ve müslüman bir ailenin çocuğuydum. Yani sağcı ve faşist olmalıydım, belki de tetikçi, işkenceci, köy korucusu, şehir korucusu ve yamyamlar gibi insanları linç etmede görev almalıydım. Ki, o zaman gerçek bir vatan sever olmuş olurdum.”</p>
<p>Ne acıdır ki, bu olayları yaşadık. Bunun gibi yüzlerce yaşadığımız olaylar var. Ne yazık ki, resmi ideoloji hala bunu yapmaya devam ediyor. Aslında böyle davranmakla Türkiye&#8217;ye çok kötülük yapıyorlar.</p>
<p>Bu öyle bir güç ki, her yerde ve her partinin içine kendini yerleştirmiştir. Eğer Ak Parti “Milli Birlik Ve Beraberlik Projesi”ni gerçekleştirmek istiyorsa, önce içindeki “Yeşil”leri temizlemelidir. “Açılım”larla, “Çalıştay”larla bizi oyalamasın. “Yalancının mumu yatsıya kadar yanar.”</p>
<p>Sevgili Avukat Metin Can ve can dostu Doktor Hasan Kaya’nın kaçırılarak katledilmelerinin 17. yıl dönümlerinde bir kez daha anıları önünde saygıyla eğiliyorum.</p>
<div class="addthis_toolbox addthis_default_style addthis_32x32_style" addthis:url='http://www.atik-online.net/2010/02/av-metin-can-ve-dr-hasan-kaya%e2%80%99nin-anisina/' addthis:title='Av.Metin Can Ve Dr.Hasan Kaya’nın Anısına ' ><a class="addthis_button_preferred_1"></a><a class="addthis_button_preferred_2"></a><a class="addthis_button_preferred_3"></a><a class="addthis_button_preferred_4"></a><a class="addthis_button_compact"></a></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.atik-online.net/2010/02/av-metin-can-ve-dr-hasan-kaya%e2%80%99nin-anisina/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Metin Aktaş Aleviliğin Neresinde?</title>
		<link>http://www.atik-online.net/2010/02/metin-aktas-aleviligin-neresinde/</link>
		<comments>http://www.atik-online.net/2010/02/metin-aktas-aleviligin-neresinde/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 11 Feb 2010 22:55:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>AHM</dc:creator>
				<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Mustafa Elveren]]></category>
		<category><![CDATA[aktaş]]></category>
		<category><![CDATA[aleviliğin]]></category>
		<category><![CDATA[metin]]></category>
		<category><![CDATA[neresinde]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.atik-online.net/?p=4369</guid>
		<description><![CDATA[MUSTAFA ELVEREN &#124; 11 – 02 – 2010 &#124; 03.02.2010 tarihinde Gomanweb ile çeşitli internet sitelerinde Sayın Metin Aktaş’ın “ALEVİLİK İSLAMIN NERESİNDE?” başlıklı bir makalesi yayınlandı. Bu yazısında, Aleviliğin İslam’ın bir mezhebi olduğunu kanıtlamak için elinden gelen tüm yeteneklerini sergiliyor. Kur&#8217;an’ın ayetlerini ve bu ayetlerin yorumunu kanıt olarak göstermeye çalışıyor. Aleviliği İslam’dan bağımsız bir din [...]<div class="addthis_toolbox addthis_default_style addthis_32x32_style" addthis:url='http://www.atik-online.net/2010/02/metin-aktas-aleviligin-neresinde/' addthis:title='Metin Aktaş Aleviliğin Neresinde? ' ><a class="addthis_button_preferred_1"></a><a class="addthis_button_preferred_2"></a><a class="addthis_button_preferred_3"></a><a class="addthis_button_preferred_4"></a><a class="addthis_button_compact"></a></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.atik-online.net/wp-content/uploads/2009/08/mustafaelveren.jpg" rel="lightbox[4369]" title="mustafaelveren"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-3048" title="mustafaelveren" src="http://www.atik-online.net/wp-content/uploads/2009/08/mustafaelveren-100x100.jpg" alt="" width="100" height="100" /></a>MUSTAFA ELVEREN <strong>| 11 – 02 – 2010 | </strong>03.02.2010 tarihinde Gomanweb ile çeşitli internet sitelerinde Sayın Metin Aktaş’ın “<strong>ALEVİLİK İSLAMIN NERESİNDE?” </strong>başlıklı bir makalesi yayınlandı. Bu yazısında, Aleviliğin İslam’ın bir mezhebi olduğunu kanıtlamak için elinden gelen tüm yeteneklerini sergiliyor.<span id="more-4369"></span></p>
<p>Kur&#8217;an’ın ayetlerini ve bu ayetlerin yorumunu kanıt olarak göstermeye çalışıyor. Aleviliği İslam’dan bağımsız bir din olduğunu savunanları ise, Kur&#8217;anı bilmemekle itham ediyor.</p>
<p>Sanırım biraz da Halil Öztoprak&#8217;ın &#8220;KUR&#8217;AN&#8217;DA HİKMET, İNCİL&#8217;DE HAKİKAT&#8221; isimli kitabından esinlenerek kendince bir şeyler yazmaya çalışmıştır. Sayın Öztoprak’ın çizdiği çerçevedeki bir İslam’ı savunabilir, görüşlerine saygı duyarım. Ancak, <strong>“Bu hakkı kendinden bulan insanlar bir kere daha düşünüp hatalarını görüp Alevilerden özür dilemeliler.”</strong> gibi saçma-sapan bir tavsiyede bulunmasıyla beni ve benim gibi birçok Alevi-Kızılbaş insanını incittiğini düşünüyorum. Eğer Alevilerden özür dileyecek biri varsa, önce Metin Aktaş özür dilemelidir. Çünkü, Aleviliği İslam’ın içine monte etmekle Alevilere en büyük haksızlığı kendisi yapmaktadır.</p>
<p>Elmalı Hamdi, Yaşar Nuri, Süleyman Ateş, Ali Arslan gibi onlarca din uzmanları Kur’an’ın mealini Türkçe’ye çevirmişlerdir. Bu çevirilerin hemen hemen hepsi İslam Dini’ni diğer dinlerden daha üstün ve çağdaş olduğunu gösterip kurtarmaya yöneliktir. Ama gerçeğin öyle olmadığını Sayın Metin Aktaş da herhalde biliyordur.</p>
<p>Eğer Alevilik İslam’ın bir mezhebi olsaydı, başta Osmanlı olmak üzere, bu güne kadar hem resmi ideoloji ve hem de birçok İslami çevreler tarafından  Aleviliği “sapkın”,” zındık” “rafazi” gibi gösterebilirler miydi? Bu kadarını düşünüp ifade etmek için İslam ya da Alevi konusunda uzman olmaya gerek var mı? Aleviliğin “sapkın”, ”zındık”, “rafazi” gibi suçlamalardan kurtulması için ille de İslam’ın içine mi monte edilmelidir? Galiba Metin Aktaş bunu yapmaya çalışıyor.</p>
<p>Şimdi, “Aleviliğin din olabilmesi için bir peygamberi var mı?” Diye bir soru sorulabilir. Zaten Alevilik İslam’dan çok önceden var olduğu ve insan merkezli bir Ali inancının yaratıldığı bazı kaynaklarlardan öğrenmekteyiz. Bu kaynaklara göre, teke kültüründen gelen Alevilerin cami kültürüyle hiçbir ilişkileri yoktur. (Şii mezhebinin Alevi-Kızılbaş dini ile hiçbir ilişkisi yoktur. Bunları birbirine karıştırmamak gerekir) Cemşit Bender’in bu konuda çok önemli bir çalışma yaptığını biliyoruz. Ayrıca, İsmail Beşikçi, Faik Bulut, Mehmet Bayrak gibi daha bir çok araştırmacı da konu ile ilgili makale ve kitapları mevcuttur.</p>
<p>Metin Aktaş yazısında;<strong> “Alevilerle, Sünniler aynı kutsal kitaba, aynı peygambere, aynı Allaha inanmakta.”</strong> gibi bir tespitte bulunuyor. Bir defa aynı Allah’a diğer kitaplı dinlerin mensupları da inanıyorlar. Demek ki aynı Allah’a inanmak farklı bir şeydir. Zaten Din olması için de Peygamber olması kuralı vardır. Hatta yüz yirmi dört bin peygamberden yani dinden söz edilmektedir. Dolayısıyla, Aleviliğin bir din olmasına neden Metin Aktaş rahatsız olmaktadır. Bağımsız bir din olsa kime ne zararı var ki? Bence diğer dinlere de zenginlik katar.</p>
<p>Bilindiği üzere, Diyanet İşleri Başkanlığı Resmi ideolojinin en önemli kurumlarından biridir. İzmir’de ikamet eden Sinan Işık isimli bir Alevi yurttaş nüfus cüzdanındaki din hanesine Alevi yazdırmak için mahkemeye başvuruyor. Mahkeme Diyanet işlerinden görüş istiyor ve Diyanet Aleviliğin Sünni mezhebinin bir alt kolu olduğunu bildiriyor. Yani Diyanet de Metin Aktaş gibi Aleviliği İslam’ın içine monte ediyor. Metin Aktaş, görünüşte her fırsatta resmi ideolojiyi eleştiriyor ve suçluyor. Fakat, bu düşünceleriyle ve yaptığı böylesi çalışmalarla resmi ideolojiye hizmet ettiğini bilmiyor mu? Bu durumda Metin Aktaş Aleviliğin neresindedir?</p>
<p>Ortama göre resmi ideolojiden ve kimi zaman da İslamcı çevrelerden etkilenen bazı sözde Alevilerin söylediği; “Aleviliği islam’ın içinde gösterirsek Alevilere çok yararı vardır, dışında gösterirsek şu kadar zararı vardır..” gibi bir mantığın Metin Aktaş’ın kafasında gizli olduğunu düşünüyorum. Bu mantık bilimsellikten uzak tam bir tüccar zihniyetidir. Zaten Metin Aktaş’ın yapmak istediğinin aynısını Ak Parti sürekli yapmaya çalışıyor.</p>
<p>Metin Aktaş’ın şu belirlemesi bence çok önemlidir. <strong>“</strong><strong>Dersim Kürt Alevilerin  yaşam tarzıyla Batman’ da ki Sünni Kürt yurttaşlarımızın sorunları biri birinden çok farklı değildir.” </strong>Sorunları ekonomik<strong> </strong>açıdan ele alırsak, gerçekten de birbirinden hiçbir farkı yoktur. Bu durum aynı şekilde Ege’nin ya da Karadenizin veya ülkenin herhangi bir kırsal kesiminde yaşayan yoksul Sünni Türkler için de farklı bir durum değildir. Ama, işin etnik ve inanç boyutunun öyle olmadığının bu toplumun içinde yaşayarak görmekteyiz.</p>
<p>Aleviler ile sunilerin ya da diğer inanç gruplarının birlikte yaşamaları için din faktörü yerine demokrasi kültürünü geliştirmeliyiz. Bence Kendilerini islam’ın içinde görmek isteyen aleviler de, dışında görenler de nasıl istiyorlarsa öyle inansınlar. Yani önceki bazı yazılarımda da vurguladığım gibi; <strong>“inandığı gibi yaşamak, yaşadığı gibi inanmak”</strong> olmalıdır.</p>
<p>07.02.2010</p>
<div class="addthis_toolbox addthis_default_style addthis_32x32_style" addthis:url='http://www.atik-online.net/2010/02/metin-aktas-aleviligin-neresinde/' addthis:title='Metin Aktaş Aleviliğin Neresinde? ' ><a class="addthis_button_preferred_1"></a><a class="addthis_button_preferred_2"></a><a class="addthis_button_preferred_3"></a><a class="addthis_button_preferred_4"></a><a class="addthis_button_compact"></a></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.atik-online.net/2010/02/metin-aktas-aleviligin-neresinde/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

