10 Şubat 2012 | ATİK | Avrupa Türkiyeli İşçiler Konfederasyonu | abone ol

İran-Türkiye rekabeti kızışıyor

29 Ocak 2012 

MURAT ÇAKIR | 29 – 01 – 2012 | Batı ve İran arasındaki ihtilaf, Kürtler söz konusu olduğunda ortak askerî operasyonlardan dahi geri durmayan İran ve Türkiye arasındaki rekabeti daha da kızıştırıyor. ABD, Çekirdek Avrupa ve bilhassa Körfez ülkelerinin desteğini alan – daha doğrusu taşeronluğunu üstlenen – Türkiye ve Molla Rejimi arasındaki kavganın asıl sahnesi ise Irak ve Suriye. Devamını Oku

Neoliberal-İslam Sentezi

31 Aralık 2011 

MURAT ÇAKIR | 31 – 12 – 2011 | Not: Bu yazı, Robiski-Katliamı’ndan önce kaleme alınmıştır. Yeni yıl umutlarımızı kursağımızda bırakanlara lanet olsun demekten başka bir şey kalmıyor. Baran Tursun’un ailesinden gelen bir mesaj, çoğumuza tercuman oluyordur. Sözü onlara bırakalım: »Kana doymaz katiller dünya güzeli çocuklarımızı katletti, dolayısıyla bu kan içiciler bizlere ne bayram sevinci ne de yeni yılı karşılama sevinci bıraktılar. Acımız o günkü gibi tazeliğini korumaktadır. Anaları babaları, eşleri, çocukları kahpe kurşunlara gelen biz aileler, yeni yıl istemiyoruz, yeni yıl katillere kalsın, biz çocuklarımızla beraber geçirdiğimiz eski yıllarımızı istiyoruz, buna dair yeni yıl mesajımız budur.«
Baran Tursun ailesinin, Robiski’de katledilenlerin yakınlarının ve nicelerinin acısı acımızdır. Devamını Oku

Susan namerttir!

24 Aralık 2011 

MURAT ÇAKIR | 24 – 12 – 2011 | 10 Aralık 1948 tarihli İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi, Madde 9: »Hiç kimse keyfî olarak tutuklanamaz, alıkonulanamaz veya sürülemez«, Madde 10: »Herkes, haklarının, vecibelerinin veya kendisine karşı cezaî mahiyette herhangi bir isnadın tespitinde, tam bir eşitlikle, davasının bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından adil bir şekilde ve açık olarak görülmesi hakkına sahiptir«. Devamını Oku

Özür dilemek

28 Kasım 2011 

MURAT ÇAKIR | 28 – 11 – 2011 | Şahadet ederim ki, yeryüzünden başka vatan, insanlıktan başka millet yoktur. İnsanlığın selamı üzerinizde olsun – »Özür dilemek bir erdemdir« derler. Doğru, ama ya »özür« kabahatten büyük olursa? Ya »özür« gerçekten özür dilemek için değil, stratejik hesapları kılıflamak için kullanılıyor ve tarihsel kabahatlerin yeniden üretimine temel oluşturuyorsa? Devamını Oku

Aşil topukları

6 Kasım 2011 

MURAT ÇAKIR |  06 – 11 – 2011  | Şahadet ederim ki, yeryüzünden başka vatan, insanlıktan başka millet yoktur. İnsanlığın selamı üzerinizde olsun – Ne zaman egemenler kendilerini dev aynasında görseler, ne zaman toplum ve ülke gerçeklerine gözlerini kapasalar, o zaman derin yaralar açacak olan tarihsel kırılmalarla karşı karşıyadır toplumlar. Böylesi zamanlarda egemenlerin ve onlara yakın toplumsal kesimlerin rüyalarından tarifsiz acılarla uyanacaklarını öngörmek olasıdır.
Bu hafta Almanya’yı ziyaret eden Türkiye başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın sergilediği kendinden emin tavırlar, her ne kadar “büyük devlet adamı” resmini çizse de, AKP hükümetinin küresel rüyaları kâbusa dönüşecek bir devlet yönetimi olma yolunda hızla ilerlediği gerçeğini değiştirmiyor. Görüldüğü kadarıyla Türkiye egemenlerinin emperyal hırsları ve emperyalizmin ülkeye biçtiği role atfedilen önem, kararvericilerin gözlerini körleştirecek derecede kamaştırıyor.
Muhakkak ki Erdoğan’in Almanya ziyaretini gündelik siyasetler ve uzun vadeli stratejiler temelinde analiz etmek olanaklıdır. Ama bunların ötesinde, geleceği belirleme potansiyeli taşıyan bazı olasılıklara değinmek daha doğru olacak düşüncesindeyim.
Almanya ziyareti, Çekirdek Avrupa’nın Türkiye kararvericilerini önemsediğini, başbakanın hitabet yeteneğinin kapitalist merkezlerdeki görüş oluşturucularını etkilediğini söyleyebiliriz. Bununla birlikte, özellikle Ortadoğu’nun yeniden düzenlenmesi konusunda Batı ve Türkiye egemenlerinin çıkarları da örtüşmekte. Bu nedenle, AKP hükümetinin politikalarının ABD ve Çekirdek Avrupa tarafından desteklenmesine devam edilecektir, ki bu önümüzdeki dönemde Avrupa’daki Kürt kurumları üzerinde yeni baskı mekanizmalarının geliştirileceğine işaret etmektedir.
Amma velakin, asıl belirleyici olan emperyalizmin AKP hükümetini desteklemesi değil, Türkiye’nin kendi iç dinamikleridir. Dikkatli okur anımsayacaktır: Cengiz Çandar bir yazısında “Kürt Sorunu Türkiye’nin aşil topuğudur” tespitini yapmıştı, ki ben de bu tespite katılıyorum. NATO’nun ikinci büyük ordusuna sahip olan Türkiye’nin asimetrik savaşı askerî yetenekleriyle sonlandırması olanaklıdır. Bu ancak yeni bir jenosidle gerçekleşebilir. Kendisi defalarca soykırım gerçekleştiren ve yakın tarihte de dünyanın muhtelif bölgelerinde gerçekleşen soykırımlara ses çıkarmayan Batı’nın, böylesi bir jenoside, bırakın kayıtsız kalmasını, destek çıkması kuvvetle olasıdır. Ama olası bir askerî zafer, hemen akabinde bir Pirus Zaferi’ne dönüşecektir, çünkü Türkiye bugünkü Türkiye olmaktan çıkacak, toplumu ve teritoryal sınırlarıyla apayrı bir ülkeye dönüşecektir. Ve askerî zafer sonrası ülkeyi yönetmek için daha baskıcı, daha diktatoryal yöntemler zorunlu olacaktır. 21. Yüzyıl’da diktatörlüklerin ebedî olamayacağını gösteren örnekler ise fazlasıyla mevcuttur.
Bu nedenle, barışçıl ve demokratik yöntemlerle çözülemeyen her sorun, hele ki “Kürt Sorunu”, bir devi tek hamleyle yıkacak düzeyde zayıf olan aşil topuğudur.
Kanımca ikinci aşil topuğu, o çok övünülen ekonomik verilerdir. Ekonomist değilim, ama işinin ehli ekonomistlerin söylediklerine bakınca, giderek daha derin yıkımlara yol açabilecek yeni bir küresel kriz ve bu krizin etkisiyle Türkiye’den kaçacak olan sıcak paranın Türkiye ekonomisini yerle bir edebileceğine inanıyorum. Euro krizi ile debelenen Çekirdek Avrupa, henüz şu anki krizin üstesinden gelebilmiş değil. İtalya ve İspanya’nın borçlarını ödeyemez duruma düşmelerinin yol açacağı sonuçları Avrupa’da kimse düşünmek dahi istemiyor. O nedenle, Avrupa’nın Türkiye’ye ne kadar destek çıkabileceği belli değil. Ayrıca, AKP’nin çok güvendiği “Petro-Dolar” kaynaklarının da yeni bir kriz dalgasından nasıl etkilenecekleri açık. “Arap Baharı”nın Körfez ülkelerine yayılıp yayılmamasından bağımsız, yeni bir küresel kriz dalgası, “Petro-Dolar” kaynaklarını kurutabilir. Bunun, ihracata dayalı Türkiye ekonomisi için ne anlama geldiği varsaymak için ekonomist olmaya gerek yok.
Kısacası, cumhuriyetin kuruluşundan bu yana var olan sorunları çözmekten aciz bir ülkenin kararvericileri, küresel güç olma hayallerinin kum üzerine kurulu olduğunu görmeleri gerekmektedir. Bütün stratejiler, bütün planlar tek başlarına yıkıma neden olabilecek iki nedenden dolayı balon kabarcıkları misali yok olabilirler. Yani, “pilava giderken, evdeki bulgurdan olma” olasılığı hayli yüksek.
Doğa kanunudur; en güçlü görünen organizma, ancak en zayıf uzvu kadar güçlüdür. Grek mitolojisindeki Güçlü Achilles’in akibeti, egemenlerin kulağına küpe olmalıdır.

Metamorfoz

29 Ekim 2011 

Murat Çakır | 29 – 10 – 2011 |»Vatanim yeryuzu, milletim insanlik!«*) Devamını Oku

Fabrikasyon “terör” tehditi

18 Ekim 2011 

MURAT ÇAKIR | 18 – 10 – 2011 | ABD Başkanı Barrack Obama’nın İran’a karşı yönelttiği suçlamalar ortalığı karıştırdı. İran’in bizzat ABD’de bir “terör” saldırısı gerçekleştireceği planlarını ortaya çıkardıklarını söyleyen Dışişleri Bakanı Hillary Clinton da, “uluslararası toplum artık Iran’ı izole etmelidir” çağrısında bulundu. Devamını Oku

Güney Asya’da neler oluyor?

9 Ekim 2011 

MURAT ÇAKIR | 09 – 10 – 2011 | Afganistan’ın eski devlet başkanı Burhaneddin Rabbani’nin 20 Eylül’de öldürülmesinin ardından Afganistan ve Pakistan yönetimleri arasındaki çelişkiler ayyuka çıktı. Radikal İslamist Taliban güçleriyle barış görüşmelerini yürüten Rabbani, son aylarda cinayete kurban giden tek Afgan yönetici değil. Afganistan Devlet Başkanı Hamid Karzai’ye yakın birçok isim de peşpeşe öldürüldü. En son temmuzda kardeşi Ahmed Vali Karzai bir cinayete kurban gitti. Devamını Oku

Topyekün propaganda

30 Temmuz 2011 

MURAT ÇAKIR | 30 – 07 – 2011 | Ya da; asıl mesele Demokratik Özerkliği meşruiyetsiz kılmak

Savaşın sürdüğü bir coğrafyada ölümlerin olmaması olanaklı mıdır? Hem savaş sürer, hem ölümler devam eder, toplumsal parçalanmışlık derinleşir, yaşamın her alanı güvenlik politikasınca belirlenir, hem de »demokrasi«, »demokratik çözüm« olabilir mi? Savaşı sonlandırmayan bir ülke normalleşebilir mi? Peki, her ne kadar seçmenin yüzde 95′inin temsil edildiği doğru olsa da, antidemokratik yasalara ve bir cunta anayasasına göre seçilmiş olan, daha ilk gününde derin bir meşruiyet krizi ile işe başlayan ve böylesine bir meclisin, genel kurulunun eksik oturumunda seçilen bir hükümet, sahiden »demokratik« midir? Devamını Oku

Kapitalizm ve demokrasinin sınırları

5 Temmuz 2011 

MURAT ÇAKIR | 05 – 07 – 2011 | Kapitalizm ve Demokrasi – ateşle barut gibi, yanyana var olmaları olanaklı değil. Biri var ise, öteki yok demektir. Kapitalizmin olduğu yerde, demokrasi göstermelik olur. Gerçek demokrasi ise, var olabilmesi için ”insanın esirleştiği, hor görüldüğü, sömürüldüğü tüm koşulları” ortadan kaldırmak zorundadır. Devamını Oku

| Sayfa 1 Toplam 6 |123456