
<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>ATİK &#124; Avrupa Türkiyeli İşçiler Konfederasyonu &#124; &#187; Hasan Bildirici</title>
	<atom:link href="http://www.atik-online.net/category/kose_yazilari/hasan-bildirici/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.atik-online.net</link>
	<description>Birlik-Mücadele-Zafer!</description>
	<lastBuildDate>Sat, 25 Feb 2012 11:11:23 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>İnsanın normal hali ve 32 rakamı</title>
		<link>http://www.atik-online.net/2011/04/insanin-normal-hali-ve-32-rakami/</link>
		<comments>http://www.atik-online.net/2011/04/insanin-normal-hali-ve-32-rakami/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 26 Apr 2011 13:50:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>AHM</dc:creator>
				<category><![CDATA[Diğer Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Hasan Bildirici]]></category>
		<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[32]]></category>
		<category><![CDATA[hali]]></category>
		<category><![CDATA[İnsanın]]></category>
		<category><![CDATA[normal]]></category>
		<category><![CDATA[rakamı]]></category>
		<category><![CDATA[ve]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.atik-online.net/?p=7612</guid>
		<description><![CDATA[HASAN BİLDİRİCİ &#124; 26 &#8211; 04 &#8211; 2011 &#124; Önceki gün yazdığım “Şimdiye kadar yaşananlar yetmedi mi?„ adlı yazımın altına Şervan isimli bir arkadaşımız not düşümüş. Yazdığı notu olduğu gibi buraya alıyorum. “Sn. Bildirici, sizin bircok yazılarınız ilgimi eskiden beri cekiyor, doğru bulduğum ve yanlış bulduğum yanları vardır. Genelikle tespitlerinize katılıyorum. Ancak bu tespitlerden yola [...]<div class="addthis_toolbox addthis_default_style addthis_32x32_style" addthis:url='http://www.atik-online.net/2011/04/insanin-normal-hali-ve-32-rakami/' addthis:title='İnsanın normal hali ve 32 rakamı ' ><a class="addthis_button_preferred_1"></a><a class="addthis_button_preferred_2"></a><a class="addthis_button_preferred_3"></a><a class="addthis_button_preferred_4"></a><a class="addthis_button_compact"></a></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.atik-online.net/wp-content/uploads/2009/11/hasanbildirici.jpg" rel="lightbox[7612]" title="hasanbildirici"><img class="size-thumbnail wp-image-3727 alignleft" title="hasanbildirici" src="http://www.atik-online.net/wp-content/uploads/2009/11/hasanbildirici-100x100.jpg" alt="" width="100" height="100" /></a>HASAN BİLDİRİCİ | 26 &#8211; 04 &#8211; 2011 | Önceki gün yazdığım “Şimdiye kadar yaşananlar yetmedi mi?„ adlı yazımın  altına Şervan isimli bir arkadaşımız not düşümüş. Yazdığı notu olduğu  gibi buraya alıyorum.<span id="more-7612"></span></p>
<p>“Sn. Bildirici, sizin bircok yazılarınız ilgimi eskiden beri cekiyor,  doğru bulduğum ve yanlış bulduğum yanları vardır. Genelikle  tespitlerinize katılıyorum. Ancak bu tespitlerden yola cıkarak  ulaştığınız sonuclara aynı ölcüde katılamıyorum. Cünkü benim şahsi  algılamama göre bu sonuclar objektıf ve analitik bir düşünceden ziyade  sizin ruh halinizi yansıtıyor gibi. Bakıyorsun bir gün kürt halkının  mücadelesini göklere cıkarıyorsunuz, ertesi gün herşeyi kapkara boyalara  boyuyorsunuz. Daha cok bu bana manik depressiv bir ruh halini  andırıyor. Peki böyle olmaya hakınız yokmu? Var tabii&#8230;sıradan bir  vatandaş icin var. Ama kendine bir siyasal sorumluluk yüklemiş ve  okuyucunu etkiliyebilen bir mücadele insanı ve aydını icin bunu doğru  bulmuyorum. Okuyucularınız sizinle beraber hop hopluyur ve yine sizinle  beraber sonra yerin dibine cöküyor, Bakın sız bir çelik parcasını veya  bir kayayı bir an buz gibi soğutursanız ertesi an ateşle kaynatırsanız,  onlar bile catlar. İnsan nasıl dayansın? Saygılar.&#8221;</p>
<p>Şervan arkadaşımız benim normal biri olmadığımı sanıyormuş. Sanmasına  gerek yok, ben hiçbir zaman normal biri olduğumu iddia etmedim. Normal  insanlar normal rejimlerde yetişir. Bebekten katil yetiştiren ve bütün  farklılıkların anasını ağlatmış bir sistemin muhalifi olmak için kişide  bazı tuhaflıkların bulunması gerekiyor. Çünkü normal insan, normal  davranan insandır. Günlük sekiz saat çalışır, evine gider, çocukları  varsa onları sever, bahçesi varsa bir şeyler eker. Dil yasağı, kültür  yasağı, hayat yasağı tanımaz… Birazdan evi basılarak öldürüleceği  korkusu olmaz. Yolda yürürken enseden kurşun yememek için iki de bir  dönüp arkasına bakmaz. Sınıfta cinsini ve cibilyetini gizlemez. Normal  olmadığımızı anlatmak için daha başka neler sayayım?</p>
<p>Eğer bu kadarı Şervan arkadaşımız için yeterli değilse, başka örnekler  de vereyim. Örneğin Türk kalasıyla kafatasımın boydan boya çatladığını,  sonra kendiliğinden iyileştiğini yıllar sonra kafa filmini çeken  Avrupalı doktorumdan öğrendim. Yıllarca o vuruşun hangi zamana ait  olduğunu çıkarmaya çalışırım. İlk yakalandığımda dipçikle kafamı  dağıtmışlardı. Sonra Antep Askeri Cezaevinde eritilmiş beyaz plastikten  yapılmış bir kalas darbesi hatırlıyorum. Vurduklarında kafayı bir  çırpıda dağıtması için plastik sopanın ucu özellikle topuzdu. Tam  kafamın arka kısmını bulmuştu. Ayıldığımda kan içindeydim.</p>
<p>Sonra Mersin’de İstiklal Marşı okumadığım için hücrede birçok kalas  yemiştim. Biri vardı ki, iki parmağımın içine gireceği kadar kafamı  yarmıştı. Kafatası çatlaklığını bu vuruşların hangisinden edindiğimi  çıkaramıyorum. Şimdi bana kafadan çatlak diyeceksiniz. Sorun değil. Bir  insanın kafatası ağır bir vuruşla çatladığında, bu durumun o insanda  yarattığı sarsıntının niteliğini hiç kimse bilemez. Doktorum da  bilemedi. Herhalde bu kalaslardan biri Türk devletine dair bütün  iyimserliğimi aldı götürdü.</p>
<p>12 yıllık cezaevi yaşantımda açlık grevi ve ölüm oruçlarının toplam üç  yıldır. Bir ayda döşek çürüten hücrelerde yıllarca kaldım. Birinde, bir  şubat günü hücre kapımı kiltilediler, bir yıl sonraki şubat ayında gelip  kapımı açtılar. Bir çok arkadaş yaşadı benzer şeyleri…</p>
<p>Şervan arkadaşımız bizden normal bir rejimde veya koşullarda yaşamış  normal insan davranışları bekliyorsa beklesin. Hakkıdır. Normal  davranmaya çalışıyorum, ama yolda yürürken ensemden Türk kurşunu yememek  için ikide bir geri dönüp arkaya bakmamayı beceremiyorum. Doktorum  bunun tedavisinin olmadığını söyledi. Hafta birkaç kez rüyamda vurulur,  kendi cenaze törenime katılırım. Mezarda soluksuz kalmak üzere iken  uyanmamın iyi bir şey olduğunu doktor söylüyor. Bu rüyaların birinden  uyanamazsam; bu durum soluksuz kalıp ölmem anlamına gelecekmiş… İhtimal  dışı olmayan bir durummuş bu. Bu travmayı da faili devlet olan  cinayetler döneminden almışım.</p>
<p>Ayrıca çelişkili şeyler söyleyen sadece ben değilim. Hayatın kendisi  bir çelişkiler yumağıdır. İnişli ve çıkışlıdır. Umut ve umutsuzluklarla  doludur. Siyasetçilerimizin görüşleri de haftalık ve aylık değişmiyor  mu? Gerçek bir yazar yazılarını kendiyle tartışarak yazar. Okuyanları  ikna etmek için yazılmış yazılar boş yazılardır. Kaypaktır. Çıkar  yazılarıdır. Okurlar zaman içinde kendine ve görüşlerine yakın yazarlar  tespit ederler. O yazarın karekterini satır aralarında bulup çıkarırlar.</p>
<p>Şervan Arkadaşımıza diyeciğim şu ki, Türk devletinin her türlü  çıldırtıcı metodlarına rağmen iyimserliğimiz, kötümseriliğimiz, heyecan  ve tutkularımızla gayet normal olmaya çalışıyoruz… Şimdiye kadar  yazdığım hiçbir yazmın ağırlığı altında kalmadım. Kürt sorunu ne ise biz  de oyuz. Yazar insanın sabit fikirli olmaması iyidir. Yazarın umut ve  umutsuzluklarını paylaşmasından ürkmemek gerekir. Ürküntü duyulması  gereken şey, satır arası yamukluklardır. Yağcılıktır. Çıkar yazıları  yazmaktır.</p>
<p>Ama ben bu yazımda normal olmayan Türk rejiminin 32 rakamını  anlatacaktım. Bugün yolda yürürken aklıma geldi. 1982 yılında açılışını  yaptığımız Mersin E Tipi Cezaevinin havalandırmasında koğuşça sıraya  geçirilmişiz. Sayım yapılacak. Daha doğrusu işkence başlayacak da,  işkenceye başlamak için gardiyanlar ayıp olmasın diye bir bahane arıyor.  42 kişiyiz. Baştan başlayarak arkadaşlar 1… 2… 3… diye saymaya  başladılar. Ben 41. Sıradayım. En sonda, 42. sırada Ahmet Çitfçioğlu  isminde bir arkadaş var. Gardiyanlar on kez sayımı tekrar ettirdi. Her  defasında tempomuzu artırıyorlar ki, birimiz rakamı şaşıralım da işkence  faslı başlasın.</p>
<p>Sıra yine bana gelmişti. 41 dedim. Yanımdaki Ahmet Çiftçioğlu 42 diyeceğine, 32 dedi.</p>
<p>&#8220;Duymadınız mı!” diye bağırdı bir gardiyan. &#8220;Adam 32 diyor. Vurun lan!&#8221;</p>
<p>Facebook adresimde kayıtlı olan Ahmet Çitfçioğlu ile o gün işkence  nedeni olan 32 rakamını konuşuyorduk. Ama Türk devleti tamamıyla budur.  Türk devletinin memur görevlilerinden okulda, askerde, sorguda, sokakta  ve hapiste dayak yememiş biri var mıdır? Bu metodları elinden aldığınız  zaman ortada Türk devleti denen bir şey kalmayacağını biliyor muydunuz?</p>
<p>***</p>
<p>Kürdistan halkının ve dostlarının direnişi sonucu YSK’li Türk devleti  geri adım attı. Yedi bağımsız adaydan altısının seçime katılabileceğini  bildirdi. Türk devleti budur. Adaletsizliklerini suratına çarpan güçlü  direnişler karşısında işte böyle eli ayağı birbirine dolaşır. Adil olan  devlet güçlüdür. Adaletsiz olan zayıftır. Türk devleti adil olmadığı  için zayıf bir devlettir. Zayıflıklarını baskı, şiddet ve cinayetlerle  geçiştirdi şimdiye kadar. Türk devletinin elinden zulmü, işkenceyi,  cinayeti ve biber gazını alırsanız Kürdistan’da ondan geriye hiç bir şey  kalmaz.</p>
<p>Sömürgeci eller Bismil’de Halil İbrahim Oruç’u katletti. Bu cinayetlere  verilecek en iyi karşılık, Türk devletinin olmadığı bir yaşam düşlemek  ve bu uğurda mücadele etmektir. Hiçbir toplumsal hayat, Türk devletinin  hakimiyeti altında Alevi, Kürt, Ermeni, Süryani veya gerçek bir Türk  muhalifi olarak yaşamaktan daha kötü değildir.</p>
<p>Kürdistan halkının ve Oruç ailesinin başı sağ olsun!</p>
<div class="addthis_toolbox addthis_default_style addthis_32x32_style" addthis:url='http://www.atik-online.net/2011/04/insanin-normal-hali-ve-32-rakami/' addthis:title='İnsanın normal hali ve 32 rakamı ' ><a class="addthis_button_preferred_1"></a><a class="addthis_button_preferred_2"></a><a class="addthis_button_preferred_3"></a><a class="addthis_button_preferred_4"></a><a class="addthis_button_compact"></a></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.atik-online.net/2011/04/insanin-normal-hali-ve-32-rakami/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>PJAK ne düşünüyor?</title>
		<link>http://www.atik-online.net/2010/05/pjak-ne-dusunuyor/</link>
		<comments>http://www.atik-online.net/2010/05/pjak-ne-dusunuyor/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 11 May 2010 21:58:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>AHM</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hasan Bildirici]]></category>
		<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[düşünüyor]]></category>
		<category><![CDATA[ne]]></category>
		<category><![CDATA[pjak]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.atik-online.net/?p=5208</guid>
		<description><![CDATA[HASAN BİLDİRİCİ &#124; 11 &#8211; 05 &#8211; 2010 &#124; Doğu Kürdistan&#8217;ın direniş partisi  PJAK üyelerine karşı İran devleti acımasız bir savaş yürütüyor. PJAK’ın beş üyesi önceki gün idam edildi, 5 üyesi de zehirlenerek öldürüldü. Türk devletinin PKK’ye karşı sürdürdüğü acımasız savaşın bir benzerini İran, PKK’nin kardeş örgütü olan PJAK üyelerine karşı sürdürüyor. PJAK, PKK’nin Doğu Kürdistan&#8217;a uyarlanmış [...]<div class="addthis_toolbox addthis_default_style addthis_32x32_style" addthis:url='http://www.atik-online.net/2010/05/pjak-ne-dusunuyor/' addthis:title='PJAK ne düşünüyor? ' ><a class="addthis_button_preferred_1"></a><a class="addthis_button_preferred_2"></a><a class="addthis_button_preferred_3"></a><a class="addthis_button_preferred_4"></a><a class="addthis_button_compact"></a></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.atik-online.net/wp-content/uploads/2009/11/hasanbildirici.jpg" rel="lightbox[5208]" title="hasanbildirici"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-3727" title="hasanbildirici" src="http://www.atik-online.net/wp-content/uploads/2009/11/hasanbildirici-100x100.jpg" alt="" width="100" height="100" /></a>HASAN BİLDİRİCİ | 11 &#8211; 05 &#8211; 2010 | Doğu Kürdistan&#8217;ın direniş  partisi  PJAK üyelerine karşı İran devleti acımasız bir savaş yürütüyor.  PJAK’ın beş üyesi önceki gün idam edildi, 5 üyesi de zehirlenerek  öldürüldü.<span id="more-5208"></span></p>
<p>Türk devletinin PKK’ye karşı  sürdürdüğü acımasız savaşın bir benzerini İran, PKK’nin kardeş örgütü  olan PJAK üyelerine karşı sürdürüyor. PJAK, PKK’nin Doğu  Kürdistan&#8217;a uyarlanmış halidir.</p>
<p>Doğu, köklü direniş ve  yurtsever geleneğe sahip bir Kürdistan parçasıdır. 1880 yılında Şeyh  Ubeydullah ile başlayan isyan ve direniş geleneği Simko İsmail ile devam  etmiş, Qadı Mahmut önderliğindeki Mahabad Kürt Cumhuriyeti’nin  kuruluşuna kadar ulaşmıştır. Mahabad Kürt Cumhuriyetinin yenilmesi  Kürtlerin az direnmesinden değil, uluslar arası koşullara aşırı bel  bağlamadan ve sömürgeci alçaklıkla girilen safça ilişkilerden  kaynaklanmıştır.</p>
<p>Bugün Doğu Kürdistan’daki  yurtsever direniş çizgisini PKK ile yakın ilişkiler içinde olan PJAK  sürdürüyor.</p>
<p>PKK, dört parçada örgütlü  olan büyük bir direniş örgütüdür. PKK, PKK’yi de aşan bir güçtür.  Kürtlerin tarihinde hiçbir direniş bu kadar yaygınlaşmamış, sürmemiş ve  sömürgecileri çaresiz bırakmamıştır. Bu direnişin bu kadar sürmesi ve  dört parçaya dayanması, PKK’nin herhangi bir aşiret, bey veya bölgeye  değil, bizzat Kürdistan halkına dayanmasından kaynaklanmaktadır.  Kürdistan davası Kürtleşmiş; Kürt halkı PKK mücadelesini ulusal uyanış  ve örgütlenmesinin bir eğitim alanı olarak görmüştür. Bu böyle devam  edecektir. PKK mücadelesinin PKK’yi de aşan bir güç olması, bu  mücadelenin hedeflerinin artık Kürdistan Ulusal Kongresi tarafından  tayin edilmesiyle ilgilidir.</p>
<p>Direnişte ve örgütlenmede bu  kadar başarılı ve ısrarcı olan PKK’nin çözüm yollarında sorunları  vardır. Kimse PKK’den, eskisi gibi bir anda isyan et ve sonrası ne  olursa olsun türü bir davranış beklememektedir. Fakat Siyasal İslam’dan,  Türklükten, Araplıktan ve Acemlikten kardeş çıkarmanın o kadar kolay  olmadığı da geçen yıllar içinde anlaşılmıştır. Kardeşlik, eşitler  arasında olur… PKK mücadelesinin bu kadar uzaması ve onca kayba rağmen  her defasında başa dönülmesi çözüm yolunda sergilenen tutuk ve isabetsiz  tespitlerle yakından ilgilidir. Mücadele artık, berabere kalmış bir  futbol maçının takımlarının kaleye doğru olan doldur boşalt taktiklerine  benzemektedir.</p>
<p>Top çizgi boyunca taşınacak,  orta yapılacak, biri kafaya çıkabilirse topu filelere gönderecektir.  Son yirmi senede mücadele bu taktikle sürdürülmektedir ve o kafa  vuruşunu da kimse yapamamaktadır… Çünkü rakipler birbirlerinin ruhunu  okumuştur.</p>
<p>PJAK’ın İran’a ilişkin  düşündükleri, PKK’nin Kuzey Kürdistan’a ilişkin düşündüklerinin  benzeridir. “Kardeşlik, bir arada yaşamak ve Demokratik Cumhuriyet…”</p>
<p>Buna daha sonra Otonomi ve  Özerk Kürdistan talebinin eklenmiş olması olumlu bir gelişmedir.</p>
<p>İran rejiminin yakın bir  gelecekte yıkılacağı kesindir. Rejim çürümüştür. Batı’nın hedef  tahtasındadır. 21. Yüzyılın şafağında 1500 yıl öncenin yasalarıyla  toplumu yönetmeye kalkmak aynı zamanda yıkılıp gitmenin yazgısını da  içinde taşımaktadır.</p>
<p>İran rejiminin yıkılması  olasılığı karşısında PJAK ne düşünmektedir?</p>
<p>Irak rejimi yıkıldığında  üçlü bir iktidar çıkmıştı ortaya. O iktidarlar şimdi kendi alanlarının  hakimidir. Uluslar arası koşullar bu fiili durumu tanıdı. İran rejimi  dağıldığında Irak’a benzer bir durumun ortaya çıkması büyük ihtimaldir.  Bu durumda PJAK, yeni İran güçlerinin örgütlenerek gelip Doğu  Kürdistan’ı yeniden işgal etmesini mi bekleyecek yoksa kendi ülkesinin  hakimi mi olacaktır? Bu önemli bir sorudur…</p>
<p>Sömürgeci İran devleti,  PJAK’lılara karşı acımasız bir savaş sürdürüyor. Aynı savaşı Türk  devleti PKK’lilere ve BDP’lilere karşı sürdürüyor. Tarih, hiçbir siyasi  harekete sür git bu büyüklükte bir kitlesellik şansı tanımaz. Kuzey  Kürdistan halkı PKK, Doğu Kürdistan halkı PJAK etrafında kenetlenmiştir.  Bu halk gücünün iyi kullanılması ve isabetli planlamalarla sonuca  gitmek, bu kitlesel gücü etrafında toplayan partilerin görevidir…</p>
<p>Beş üyesinin idam edilmesi,  beş üyesinin de zehirlenerek öldürülmesi karşısında PJAK, “intikam”  açıklaması yaptı. İntikam, PJAK üyelerinin idam edilip öldürülmesine  karşı İran devlet görevlileri veya askerlerinin hedef alınmasını  içeriyor. PJAK ve PKK gerillalarının bu tür misillemeleri yapmada bir  sorunları yoktur. Bunu istedikleri an ve istedikleri yerde yapabilecek  güçtedirler.</p>
<p>Ortadoğu zaten bir intikam  labirentidir.</p>
<p>Fakat Kürt sorunu ve  Kürdistan sorunu intikamdan da öte bir statü ve güvenlik sorunudur.  Sömürgeci kurum ve kuruluşların Kürdistan’daki varlığı sürdürdükçe,  Kürdün güvenliğinden cellatları sorumlu oldukça ölümler ve intikamlar  bitmeyecektir.</p>
<p>Çünkü cellatla, boynu ipte  olanın kardeşliği olmaz.</p>
<p>Doğu Kürdistan’daki köklü  direniş geleneğini devralmış olan PJAK, rejimi dağılacak olan, yakın  zamanda dağılmasa bile Kürt halkına verebileceği hiçbir şeyi bulunmayan  İran sömürgeciliğinin Doğu Kürdistan’daki çürümüş statüsü ilgili ne  düşünüyor?</p>
<p>Bir rejim kaosu  yaşandığında, tarih bir kez daha Kürdün önüne kendi vatanının efendisi  olma şansı tanıdığında, PJAK güçleri, halkı ve silahlı güçleriyle  uluslararası masalara yumruğunu çakıp biz de varız diyebilme planlarına  sahip midir?</p>
<p>Bu konularda PJAK ne  düşünüyor?</p>
<p>***</p>
<p>Not: PJAK&#8217;lı Kürt  yurtseverlerini idam eden sömürgeci İran devletini kınıyor, Kürt  halkının mutlak olarak bunun hesabını soracağına olan inancımı yenilemek  istiyorum… Şehitlerin ailelerinin ve Kürdistan halkını başı sağ  olsun&#8230;</p>
<div class="addthis_toolbox addthis_default_style addthis_32x32_style" addthis:url='http://www.atik-online.net/2010/05/pjak-ne-dusunuyor/' addthis:title='PJAK ne düşünüyor? ' ><a class="addthis_button_preferred_1"></a><a class="addthis_button_preferred_2"></a><a class="addthis_button_preferred_3"></a><a class="addthis_button_preferred_4"></a><a class="addthis_button_compact"></a></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.atik-online.net/2010/05/pjak-ne-dusunuyor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kaçış yok..</title>
		<link>http://www.atik-online.net/2009/11/kacis-yok/</link>
		<comments>http://www.atik-online.net/2009/11/kacis-yok/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 18 Nov 2009 09:42:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>AHM</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hasan Bildirici]]></category>
		<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[kaçış]]></category>
		<category><![CDATA[yok]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.atik-online.net/?p=3726</guid>
		<description><![CDATA[CHP Genel Başkan Yardımcı Onur Öymen’in, Kürtlerin anasının ağlatılmasına devam edilmesi yönündeki açıklamalarını okudunuz. Türk faşist sistemini, kireç tutmuş bu tür vicdansız adamlar yönetiyor. İnsafsız, katı ve küçümseyicidirler. Hayat onlar için devlet erkanından, davetiyelerden, tertiplerden, maaştan ve bürokrasi içinde yükselmekten ibarettir. Bu nedenle faşisttirler. Sırtına basarak yükseldikleri Anadolu ve Kürdistan halkının alın terini, kültürünü, yaşam [...]<div class="addthis_toolbox addthis_default_style addthis_32x32_style" addthis:url='http://www.atik-online.net/2009/11/kacis-yok/' addthis:title='Kaçış yok.. ' ><a class="addthis_button_preferred_1"></a><a class="addthis_button_preferred_2"></a><a class="addthis_button_preferred_3"></a><a class="addthis_button_preferred_4"></a><a class="addthis_button_compact"></a></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.atik-online.net/wp-content/uploads/2009/11/hasanbildirici.jpg" rel="lightbox[3726]" title="hasanbildirici"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-3727" title="hasanbildirici" src="http://www.atik-online.net/wp-content/uploads/2009/11/hasanbildirici-100x100.jpg" alt="hasanbildirici" width="100" height="100" /></a>CHP Genel Başkan Yardımcı Onur Öymen’in, Kürtlerin anasının ağlatılmasına devam edilmesi yönündeki açıklamalarını okudunuz. Türk faşist sistemini, kireç tutmuş bu tür vicdansız adamlar yönetiyor. İnsafsız, katı ve küçümseyicidirler. Hayat onlar için devlet erkanından, davetiyelerden, tertiplerden, maaştan ve bürokrasi içinde yükselmekten ibarettir.<span id="more-3726"></span></p>
<p>Bu nedenle faşisttirler. Sırtına basarak yükseldikleri Anadolu ve Kürdistan halkının alın terini, kültürünü, yaşam ve mutluluğunu çıkarları için ateşe vermekten çekinmezler.</p>
<p>Gaddar, yiyici ve sahtekardırlar. Deniz içindeki beşyüz metre karelik bir kaya parçası için iki ülkeyi en üst düzeyde savaşa sokacak kadar gözü karadırlar…</p>
<p>Fakat aynı zamanda korkaktırlar. Faşistlikle bireysel muhalefet arasında bir bağa rastlayamazsınız. Tek başına muhalefet etmek yürek ister; cesaret ve kararlılık ister. Fakat genellikle yığınsal hareket eden faşistlerde bu yürek ve kararlılık yoktur. Devlete, sermayeye ve silahlı güçlere dayanarak yaşamak faşistliğin genel karakteridir…</p>
<p>Toplu saldırır, toplu vurur, toplu linç hareketleri geliştirirler… Ya da kalleşçe suikastler düzenlerler. Bürokrasi ve siyaset içindeki faşist önderleri ise ya devletleri ya da teşkilatların silahlı insanları korur.</p>
<p>Faşizm ve faşistlik bir insanlık suçudur. Bundan dolayı da faşizm, uluslar arası yasalarca yasak edilmiştir. Bu nedenle hiçbir faşist parti, faşist olduğunu kabul etmez. Faşistlik yapar, faşist parti olmadığını öne sürer…</p>
<p>CHP, faşist bir partidir. Tüzüğü, programı, savundukları ve yaşam biçimiyle faşist bir partidir. MHP’de faşisttir. MHP, sokağa dayanır, devleti yedekler… CHP, devlete dayanır, sokağı yedekler… Bu iki partinin de hak ve özgürlüklere bakış açısı aynıdır. İkisi de çürümenin, çürüdükçe çıldırmanın partisidirler… İsyan ölülerinin yetimleri tarafından kuşatıldıklarını gördükçe sigorta sistemleri çok sık atar…</p>
<p>Kürt sorununun K’si tartışılmaya başlar başlamaz her iki faşist partinin eteklerinin tutuşması bundandır. MHP, sokağa dayanarak; CHP, devlete dayanarak Kürtleri tehdit ediyor.</p>
<p>Fakat nice tehdit ve katliamlar görmüş geçirmiş isyan ölülerinin yetimleri de faşizm önünde diz çökmeyeceğini defalarca kanıtladı. Faşizm baskı yapmaktan, öldürmekten, işkence etmekten yoruldu, çürüdü; fakat isyan ölülerinin yetimleri direnmekten yorulmadı.</p>
<p>Faşizm Türkiye’de ölümcül çıbanlar çıkarıyor artık. Devletin faşist kanatları birbirine giriyor. Sigorta sistemi atmış faşistler açıkça katliam savunuculuğu yapıyor. Bu, sağlıklı bir doğumun işaretleridir.</p>
<p>Düne kadar sağcı, solcu, Kürt, Türk; Alevi, suni birbirine karışmıştı. Tepede devşirme bir iktidar, altta takkıyeci bir toplumsal yapıyla işler yürütülüp gidiyordu… Devlet dipçiğiyle sağlanmış diken üstündeki kaynaşmanın dikişi attı mı devreye hemen askeri darbeleri sokup, bir on yıl daha kazanıyorlardı… O, olanak da tükendi… Toplumsal kesimler aynada kendileriyle yüzleşmeye başladı…</p>
<p>Onur Öymen’i büyük ihtimalle istifaya zorlayacak açıklamalarından on kat daha şiddetlisini, başka parti görevlileri, askerler ve bürokratlar defalarca dile getirmişlerdi. Fakat toplum bunları yutmuştu. Bu ülkede yüz yıldır Alevilerin onur, şeref ve namusuna hakaret edilmedi mi? Milyonlarca insan “Mum Söndürmek” iftiralarına inandırılmadı mı? Bu iftira kampanyalarını, şu anda iktidarda bulunan Türk-İslam faşizminin kadroları yürütmedi mi?</p>
<p>O zamanlar isyan ölülerinin yetimleri olan Kürtler ve Aleviler ürküyordu… Çünkü atalarının kanları kurumamıştı daha…</p>
<p>Fakat faşizm Türkiye’de kıskaçtadır artık. Sağdan, soldan, önden ve arkadan kuşatıldı. Vatandaşlarının mezhebini, dilini, inancını ve kültürünü yasaklayan devleti bu saatten sonra kim ne yapacak? Ne adına ve kimin çıkarına koruyacak?</p>
<p>Türkiye solcuları ve Kürtler 12 Eylül cehenneminde işkence altında yaşarken, Türk İslam faşizminin şimdi devlet yöneten kadroları Kürtlerden ve solculardan arındırılmış okullarda okutuldu. Devlet bürokrasisi, memurluklar, unvanlar, okul hocalıkları onlara devredildi. Halk kesimlerinin çocukları arasında eşit dağıtılması gereken devlet olanaklarını hepsi bunların eteğine dolduruldu.</p>
<p>Sonuç: Abdullah Gül, Erdoğan, Arınç, Aksu, Cemil Çiçek gibileri iktidar; bizler ise affedilecek suçlular… Çarkı böyle işlettiler. Bunların hiç biri okullarda bizlerden başarılı değildi. Zekaları bizlerden ileride değildi… Bunlar, bizlerin sahip olduğu insani değerlerin çeyreğine bile hiçbir zaman sahip olamamışlardı.</p>
<p>86 yıllık devlet ve cumhuriyet rantıyla geçinen CHP kadrolarının kaçı, normal bir sınavdan başarılı çıkabilir?</p>
<p>Öyle bir çeteci sistem kurmuşlar ki, sadece kendi adamları memur ve bürokrat olabiliyor… Beğendiklerine devlet sanatçısı unvanı veriyorlar.. Bir devlet hazinesi düşünün ki, Kemalist askerler, bürokratlar ve siyasi partileri tarafından resmen paylaşılmış…</p>
<p>İsyan ölülerinin yetimleri sıkıştırdıkça korkuyorlar… Çünkü devletleri, saltanatları ve har vurup harman savundukları düzenleri çatırdıyor…</p>
<p>Bütün tutarlı ulusların solcuları, emekçiler, çeşitli etnik kimlikte toplulukları kendi faşist rejimleriyle kahramanca çarpıştılar… Faşistlere yalakalık yapanları ayıkladılar. Darbecilerini yargıladılar… Faşizm önünde diz çökmeden, faşizme diz çökerttiler…</p>
<p>Şimdi bu tarihi görev, Kürtlerin, Alevilerin, devrimci demokrat Türklerin omuzlarındadır…</p>
<p>Kendi ülkemizin faşizmiyle doğru yüzleşip, doğru mücadele edeceğiz. Faşizm karşısında çıkar yalakalığı yapmayacağız. Ölülerimizin omuzlarına basarak faşizmle uzlaşmaya çalışanların yakasına yapışacağız…</p>
<p>Çok iyi bir noktadayız. İsyan ölülerinin yetimlerinin yükselişi çığ gibi geliyor.</p>
<p>Vurarak ve öldürerek yönetme şansını kaybettiler çünkü&#8230;</p>
<p>Eski Dışişleri Bakanı İhsan Sabri Çağlayangil Seyit Rıza’nın idamını şöyle anlatıyor:</p>
<p>&#8220;Seyit Rıza&#8217;yı meydana çıkardık. Hava soğuktu ve etrafta kimseler yoktu. Ama Seyit Rıza, meydan insan doluymuş gibi sessizliğe ve boşluğa hitap etti.</p>
<p>&#8220;Evlâdı Kerbelayıh. Bi hatayıh. Ayıptır. Zulümdür. Cinayettir&#8221; dedi.</p>
<p>Bu yaşlı adam rap rap yürüdü. Çingeneyi itti. İpi boynuna geçirdi. Sandalyeye ayağı ile tekme vurdu, infazını gerçekleştirdi.”</p>
<p>Bu kez isyan ölülerinin yetimleri, Türk devlet faşizminin infazını gerçekleştirecek. Bu kesindir… Bundan kaçış yoktur…</p>
<p>Hasan Bildirici</p>
<p>| 18 &#8211; 11 &#8211; 2009 |</p>
<div class="addthis_toolbox addthis_default_style addthis_32x32_style" addthis:url='http://www.atik-online.net/2009/11/kacis-yok/' addthis:title='Kaçış yok.. ' ><a class="addthis_button_preferred_1"></a><a class="addthis_button_preferred_2"></a><a class="addthis_button_preferred_3"></a><a class="addthis_button_preferred_4"></a><a class="addthis_button_compact"></a></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.atik-online.net/2009/11/kacis-yok/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

