10 Şubat 2012 | ATİK | Avrupa Türkiyeli İşçiler Konfederasyonu | abone ol

Zenginlik, Yoksulluk ve Özel Mülkiyete Dair! (1)

28 Kasım 2011 

FİKRET BAŞKAYA | 28 – 11 – 2011 | Neden yoksulluk var? Neden yoksulların sayısı sürekli artıyor ve artmak zorunda? Göreli ve mutlak yoksulluğun sürekli büyümesinin sebebi nedir? Neden hep “yoksullukla mücadeleden” söz edildiği halde yoksulluk çığ gibi büyüyor. Yoksullukla mücadele söylemi neyi gizliyor? Bunun doğrusu zenginlikle mücadele olması gerekmiyor mu? Eğer öyleyse neden hiç “zenginlikle mücadele” diye bir şey akıl edilmiyor? Devamını Oku

Somali’de açlık veya “gayri insânî” yardım

8 Eylül 2011 

FİKRET BAŞKAYA | 08 – 09 – 2011 | Somali’de insanlar açlıktan ölüyor, uydulardan rahatsız edici, utandırıcı görüntüler dünyanın dört bir bucağına yayılıyor, BM ve “insânî” yardım kuruluşları herkesi yardıma çağırıyor. Birleşmiş Milletler Örgütü sözcüleri, Somali’de, Kenya’da ve bir bütün olarak ‘Doğu Afrika Boynuzu’nda’ 12 milyon insanın açlık ve ölüm riski altında olduğunu, acilen müdahale için 1,6 milyar dolar toplanması gerektiğini söylüyorlar… Devamını Oku

Balıklar ve İnsanlar

19 Haziran 2011 

FİKRET BAŞKAYA | 19 – 06 – 2011 | Eskiden, “Ol mâhiler ki derya içredirler, deryayı’ bilmezler” denirdi… “Balıklar denizde yaşar da denizi bilmezler”…  Maalesef ‘insanlar da ‘kapitalist bir dünyada yaşıyorlar ama kapitalizmi bilmiyorlar…” Oysa şu kapitalizm denilen musîbet,  şu Allahın belası sistem, insan yaşamının her veçhesini, her anını, belirliyor, biçimlendiriyor, biçimsizleştiriyor, çarpıtıyor, dejenere ediyor, her gözeneğine nüfûz ediyor, akıl almaz bir tisünami gibi her şeyi kapsıyor, sayısız insânî, toplumsal, ekolojik kötülüklere kaynaklık ediyor. Velhasıl tam bir sürdürülemezlik, sürdürülebilemezlik durumu  ortaya çıkarmış bulunuyor… Devamını Oku

Yeni anayasa veya “hiç bir şeyi değiştirmemek için her şeyi değiştirmek”

6 Haziran 2011 

FİKRET BAŞKAYA | 06 – 06 – 2011 | AKP, 12 Haziran seçimleri sonrası için yeni bir anayasa vâdediyor, bu amaç için insanlardan oy istiyor ve tek başına anayasayı değiştirecek bir meclis çoğunluğu arzuluyor. Yeni anayasanın ‘sivil’ bir anayasa olacağı söyleniyor. Eğer öyleyse, bu mevcut anayasanın ‘sivil’  olmadığı demeye gelir… Devamını Oku

Nükleer santrallere dair gerçeği söylemek…

22 Mart 2011 

FİKRET BAŞKAYA | 21 – 03 – 2011 | Joponya’da deprem ve tusinaminin tetiklediği nükleer kaza, nükleer enerji sorununu tartışma gündemine getirse de, tartışmanın uygun bir zeminde yürütüldüğünü söylemek mümkün değil. Elbette böyle bir durumun altmışaltı yıldır Hiroşima ve Nagazaki’ye atılan atom bombasının feci sonuçlarını hâlâ yaşamaya devam eden Japonya’da ortaya çıkması da üzerinde düşünmeyi gerektiriyor. Atom bombasından muzdarip Japonya, atom santrallerine mecbur muydu? Başka seçenek yok muydu? Deprem ve tusinami felâketti ama nükleer reaktörlerdeki patlama felâket değil, bir insan hatasıydı ve asıl hata da nükleer santrallerin kurulmasıydı… Her zaman olduğu gibi yetkililer ve medya durumun vehametini gizlemek için ne gerekiyorsa yaptılar, yapıyorlar. Her zaman olduğu gibi gerçek, Japon halkından ve dünya kamuoyundan saklandı. Aksi halde dünya borsalarında büyük bir panik yaşanabilir, ‘ileri teknoloji saplantısı’ dolayısıyla kapitalizm tartışma gündemine gelebilir, küresel oligarşinin durumunu sarsacak ‘sevimsiz bir durum’ ortaya çıkabilirdi… Dünya Sağlık Örgütü’ de [WHO], misyonuna uygun davrandı, gerçeği söylemek yerine ‘rahatlatıcı’ açıklamalar yapmayı tercih etti: “ Eldeki veriler göz önüne alındığında, Japonya’da radyoaktivite düzeyinin kamu sağlığı için önemli bir risk  oluşturmadığını” söyledi. Daha geçen yıl aynı Dünya Sağlık Örgütü ‘Domuz Gribi’nin [Influenza- H1,N1] insanlık için büyük bir felâket olduğunu ilân etmemiş miydi? Elbette ilân ederdi çünkü çokuluslu ilaç firmalarının çıkarı öyle bir açıklamayı gerektiriyordu… Devamını Oku

Ortadoğu ve Arap Dünyası’nda yeni dönem

1 Mart 2011 

FİKRET BAŞKAYA | 01 – 03 – 2011 | Bu sefer rüzgâr ‘yeryüzünün efendileri’ tarafından değil de ‘yeryüzünün lânetlileri’ tarafından esiyor. Batı’dan değil de Doğu’dan esiyor. Kuzeyden değil de Güneyden esiyor. Ufukta, artık bundan sonra hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağının emareleri beliriyor. Devamını Oku

Bir Referandumun Ardından…

23 Eylül 2010 

FİKRET BAŞKAYA | 23 – 09 – 2010 | Bir sıcak yaz daha referandum tantanasıyla geçti. İktidar ve muhalefet partilerinin liderleri, anayasa değişiklik paketine neden evet ve neden hayır denmesi gerektiğini anlatmak için meydanlardaydı ama anayasa’da yapılacak değişiklikten çok başka şeylerle ilgiliydiler… Bu arada konunun uzmanları da çok konuştular. Mâlûm, ‘konunun uzmanları’  konunun uzmanları ve her konunun uzmanları olmak üzere ikiye ayrılıyor. Televizyon ekranları ve gazete sayfaları daha çok her konunun uzmanlarına açılıyor… Referandum öncesinde bu uzmanlar taifesi, evet çıkarsa ne olur, hayır çıkarsa ne oluru bıkıp-usanmadan anlattılar, derin bilgilerini ‘halkımızla paylaştılar’, bizi ‘aydınlattılar’… Evetçi konunun uzmanları ve her konunun uzmanları evet kazandığı takdirde Türkiye’nin demokratikleşmesinde tarihi bir eşiğinin aşılacağını, Türkiye’nin demokrasi performansının yükseleceğini, Avrupa Birliğine tam üyeliğin artık çantada keklik olduğunu ileri sürerken, hayırcı konunun uzmanları ve her konunun uzmanları da, bunun devletin temeline kibrit suyu dökmek anlamına geldiğinde ısrarcıydılar… Referandumun ardından da aynı uzmanlar, sonucun ne anlama geldiğine dair derin tahliler yaptılar. Referandum sonucunun ne anlama geldiğine, ‘halkımızın ne demek istediğine’ açıklık getirdiler… Ne mutlu bize ki, halkın ne demek isteğini bilen, konunun uzmanlarına ve her konunun uzmanlarına sahibiz… Aksi halde halimiz nice olurdu? Halkımızın ne demek istediğini nasıl bilebilirdik? Devamını Oku

Demokrasiyi Nasıl Bilirsiniz?

22 Ağustos 2010 

FİKRET BAŞKAYA | 22 – 08 – 2010 | Eğer Batı siyasi düşüncesi diyebir şey varsa, bunun  köklü bir anti-demokratizmle mâlül olduğunu söylemekte bir sakınca yoktur.

J.S. Mc Celland

Şimdilerde demokrasi, demokratikleşme, insan hakları, vb. gibi kavramlar çok kullanılıyor. Geçerli süreçler ve eğilimler, gerçekten demokratikleşmenin, insan haklarının, özgürlüklerin gerçekleşmesi istikâmetinde mi yol alıyor, yoksa her zaman olduğu gibi bu tür kavramlar ve söylemler, insanların bilincini manipüle etmenin, ideolojik bulanıklık yaratmanın, velhasıl seyirciyi oyalamanın araçları mıdır?

Devamını Oku

Futbol, Güney Afrika ve Ekranlara Yansımayanlar…

12 Temmuz 2010 

FİKRET BAŞKAYA | 12 – 07 – 2010 | 11 Hazirandan beri dünyanın gözü Güney Afrika’ya çevrilmiş durumda. Yakın ve yavaş çekimde, biraz da ‘insanüstülük’ izlenimi uyandıran futbolcu görüntüleri, hârika goller, ‘yıldız’ futbolcular, ünlü teknik direktörler, stadyumlardan yükselen uğultuyu bastıran Vuvuzela’nın durmak bilmeyen gürültüsü, her biri kendi takımının renginde ateşli taraftarlar, maskeli fanatikler, büyük bir televizyoncu-gazeteci ordusu, yüzlerce futbol yorumcusu, reklamlar, hiç bir ayrıntıyı kaçırmayan binlerce kamera… Devamını Oku

CHP, ‘Sosyal Demokrasi’ ve Yanılsama…

6 Haziran 2010 

FİKRET BAŞKAYA | 06 – 06 – 2010 | Deniz Baykal’ın bir komployla parti genel başkanlığından uzaklaştırılması [herhalde başka türlü değiştirilmesi mümkün olmadığı için olacak], ve yerine Kemal Kılıçdaroğlu’nun seçilmesi, medya tarafından nerdeyse Türkiye’nin politik yaşamında bir dönüm noktası, ‘müthiş bir olay’ olarak sunuldu, sunuluyor. Devamını Oku

| Sayfa 1 Toplam 3 |123