
<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>ATİK &#124; Avrupa Türkiyeli İşçiler Konfederasyonu &#124; &#187; Canan Ateş</title>
	<atom:link href="http://www.atik-online.net/category/kose_yazilari/canan-ates/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.atik-online.net</link>
	<description>Birlik-Mücadele-Zafer!</description>
	<lastBuildDate>Sat, 25 Feb 2012 11:11:23 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Kıtasal Bolivarcı Hareket, Latin Amerikalı Ve Diğer Halkların Mücadelesinde Yeni Bir Sıçrama Noktasıdır</title>
		<link>http://www.atik-online.net/2009/12/kitasal-bolivarci-hareket-latin-amerikali-ve-diger-halklarin-mucadelesinde-yeni-bir-sicrama-noktasidir/</link>
		<comments>http://www.atik-online.net/2009/12/kitasal-bolivarci-hareket-latin-amerikali-ve-diger-halklarin-mucadelesinde-yeni-bir-sicrama-noktasidir/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 15 Dec 2009 20:07:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>AHM</dc:creator>
				<category><![CDATA[Canan Ateş]]></category>
		<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[amerikalı]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[bolivarcı]]></category>
		<category><![CDATA[diğer]]></category>
		<category><![CDATA[halkların]]></category>
		<category><![CDATA[hareket]]></category>
		<category><![CDATA[kıtasal]]></category>
		<category><![CDATA[latin]]></category>
		<category><![CDATA[mücadelesinde]]></category>
		<category><![CDATA[noktasıdır]]></category>
		<category><![CDATA[sıçrama]]></category>
		<category><![CDATA[ve]]></category>
		<category><![CDATA[yeni]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.atik-online.net/?p=3953</guid>
		<description><![CDATA[CANAN ATEŞ &#124; 15 – 12 &#8211; 2009 &#124; Kıtasal Bolivarcı Koordinasyon, 7, 8 ve 9 Aralık tarihlerinde Venezüella’nın başkenti Caracas’ta yapılan ve 30’dan fazla ülkeden 1200 delegenin katıldığı üç gün süren kongre ile Kıtasal Bolivarcı Hareket’e dönüşme kararını aldı. Latin Amerika’dan ve dünyanın aralarında Türkiye’nin de olduğu çeşitli ülkelerinden gelen yerli toplulukların, işçi ve [...]<div class="addthis_toolbox addthis_default_style addthis_32x32_style" addthis:url='http://www.atik-online.net/2009/12/kitasal-bolivarci-hareket-latin-amerikali-ve-diger-halklarin-mucadelesinde-yeni-bir-sicrama-noktasidir/' addthis:title='Kıtasal Bolivarcı Hareket, Latin Amerikalı Ve Diğer Halkların Mücadelesinde Yeni Bir Sıçrama Noktasıdır ' ><a class="addthis_button_preferred_1"></a><a class="addthis_button_preferred_2"></a><a class="addthis_button_preferred_3"></a><a class="addthis_button_preferred_4"></a><a class="addthis_button_compact"></a></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.atik-online.net/wp-content/uploads/2008/12/kose_yazisi.jpg" rel="lightbox[3953]" title="kose_yazisi"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-54" title="kose_yazisi" src="http://www.atik-online.net/wp-content/uploads/2008/12/kose_yazisi-100x100.jpg" alt="kose_yazisi" width="100" height="100" /></a>CANAN ATEŞ | 15 – 12 &#8211; 2009 | Kıtasal Bolivarcı Koordinasyon, 7, 8 ve 9 Aralık tarihlerinde Venezüella’nın başkenti Caracas’ta yapılan ve 30’dan fazla ülkeden 1200 delegenin katıldığı üç gün süren kongre ile Kıtasal Bolivarcı Hareket’e dönüşme kararını aldı. Latin Amerika’dan ve dünyanın aralarında Türkiye’nin de olduğu çeşitli ülkelerinden gelen yerli toplulukların, işçi ve köylü örgütlerinin, gençlik, kadın ve çevre örgütlerinin, komunist partilerin ve solcu siyasi örgütlerin temsilcileri ile sosyalist aydınlardan oluşan delegeler, halkların bağımsızlığına yönelik daha da saldırganlaşan emperyalizme karşı ortak bir şekilde mücadele etmenin ve giderek vahşileşen kapitalizmi yıkmak için mücadele eden ortak cephenin kurumsallaşmasının kararlarını aldılar.<span id="more-3953"></span></p>
<p>Latin Amerika’daki halkların bağımsızlık önderlerinden Libertador Simon Bolivar’ın ‘birlik, bize umudun yollarını açacaktır’ şiarı, Hareket bileşenlerini Kıtasal Bolivarcı Hareket’in tüm bileşenlerini Kolombiya halkının kahramanca yürüttüğü direnişi boğmak, Amazon bölgesindeki doğal kaynakları gaspetmek, kıtadaki devrimci ve ilerici hükümetleri devirmek için Kolombiya’da kurulan yedi askeri üsse, Venezüella’da Chavez önderliğindeki ilerici hükümeti istikrarsızlaştırmak için harekete geçen emperyalizm destekli Venezüella oligarşisine ve Honduras’taki askeri darbeye karşı aktif mücadelede yer alacaklarını vurgusunda biraraya getirdi.</p>
<p><a href="http://www.atik-online.net/wp-content/uploads/2009/12/kitasalbolivarcihareketmcb.png" rel="lightbox[3953]" title="kitasalbolivarcihareketmcb"><img class="size-thumbnail wp-image-3954 alignright" title="kitasalbolivarcihareketmcb" src="http://www.atik-online.net/wp-content/uploads/2009/12/kitasalbolivarcihareketmcb-100x100.png" alt="kitasalbolivarcihareketmcb" width="100" height="100" /></a>Venezüellalı sosyalistlerin ve Venezüella Komunist Partisi’nin (PCV), Şili Komunist Partisi’nin, Meksikalı sosyalist ve komunistlerin, Bask halkının bağımsızlığı için mücadele eden militan devrimcilerin, Dominikli Caamañist devrimcilerin, Honduras Direniş Cephesi’nin, Brezilyalı devrimcilerin, Puerto Rico’nun bağımsızlığı için mücadele eden devrimcilerin, siyah ve latinlerin hakları için mücadele veren ve bunu da hristiyan kimliği ile sürdüren New York’lu devrimcilerin, El Salvador’dan FMLN’nin, Guatemala’dan URG’nin, Kolombiyalı komunistlerin ve gerillaların, Arjantin Komunist Partisi’nin, Perulu ve Ekvadorlu devrimcilerin, Türkiyeli devrimcilerin bileşeni olduğu Kıtasal Bolivarcı Hareket, geniş bir katılımın olduğu bu kongre ile emperyalizm ve onun işbirlikçilerine karşı yükselteceği mücadeleye daha da güçlenerek devam edeceğini dosta düşmana ilan etti.</p>
<p>ABD devlet başkanı olarak seçilmesinin üzerinden ancak bir yıl geçmesine rağmen gerçek ve saldırgan yüzü ortaya çıkan Barack Obama’nın ve çok iyi temsil ettiği ABD emperyalizminin başta Ortadoğu ve Latin Amerika olmak üzere dünyayı nasıl bir cehenneme çevireceği bir öngörü olmaktan çıkıp sonuçlarını ortaya koymaya başlamıştır. Afganistan’da yüzbinin üzerinde askere sahip ABD ordusu, Kolombiya’daki askeri üsler ve Honduras’taki askeri darbe ABD emperyalizminin yeni saldırgan stratejisinin ilk adımları olarak kendini göstermektedir. Bu durum, yedi yıl önce Kolombiya’nın Cartagena kentinden yola çıkarak kıtadaki halkların bağımsızlık mücadelesindeki yerini alan Kıtasal Bolivarcı Koordinasyon’un (CCB), şimdiki Kıtasal Bolivarcı Hareket’in (MCB) taşıdığı önemi açıkça ortaya koymaktadır.</p>
<p>Yedi yıl önce Kolombiya’nın Cartagena şehrinden Latin Amerika ve Karayip halklarının emperyalizm karşısındaki birliğini, Bolivarcı düşüncenin yayılmasını sağlamak ve özellikle öğrenciler ile gençlerden oluşan Uluslararası Tugayları oluşturarak bu mücadelenin devrimci, militan ayağını kurmak amacıyla yola çıkan 500 dolayında devrimcinin, Caracas’ta, Fuerte Tiuna bölgesinde 1700 kişiyle birlikte gerçekleştirdiği CCB kuruluş kongresi, Latin Amerikalı radikal devrimcilerin ve gerilla örgütlerinin mücadele birliği için atılan önemli bir adım oldu. İlk kongrenin katılımcılarının Venezüellalı M-28 ve Fogata ile Venezüella Komunist Partisi, Perulu MRTA(Tupac Amaru Devrimci Hareketi), Brezilyalı MST (Topraksız Köylü Hareketi), Meksika’dan EZLN (Meksika Zapatist Ulusal Kurtuluş Ordusu), Şili’den MIR, El Salvador’dan FMLN, Kolombiya’dan FARC, İspanya’dan Kızıl Yıldız Kolektifi’nin olmasından, bu koordinasyonun Latin Amerika’nın en radikal devrimci unsurlarının biraraya geldiği bir zemin olduğu anlaşılır.</p>
<p>CCB, ikinci kongresini 2008 yılı Şubatı’nda Ekvador’un başkenti Quito’da gerçekleştirdi. Latin Amerikalı ve Karayipli delegelere ek olarak Basklı devrimci militanların katıldığı ikinci kongre, ABD emperyalizminin askeri stratejisine karşı halkların birliğini sağlayarak emperyalizm ile askeri alanda da karşı karşıya gelerek onu yıkabilecek bir gücü yaratmak amacıyla koordinasyondan harekete dönüşmenin gerekliliğini vurguladı ve bu geçiş sürecinin hazırlıklarını yapma kararını aldı. Sonuç belgesinde kapitalist sisteme ve emperyalizme karşı barışçıl olduğu kadar diğer mücadele biçimlerinin de gerekli olduğu, sosyal adalet mücadelesi veren siyasi ve askeri örgütlerin baskıcı güçlere karşı verdiği mücadelenin desteklenmesi yönündeki kararlar yer aldı.</p>
<p>Kıtasal Bolivarcı Koordinasyon’un Quito’daki İkinci Kongresi’nin ardından Sucumbios’taki FARC gerilla kampına giden ziyaretçilerin bir kısmı, Kolombiya devletinin ABD ile ortak düzenlediği bombalı saldırı ve kara harekatı sonucu FARC Merkez Kurmay Heyeti Sekreteryası’ndan Komutan Raul Reyes ile birlikte katledildiler.</p>
<p>7,8 ve 9 Aralık tarihinde gerçekleştirilen bu üçüncü kongre, Kolombiya devletinin Sucumbios’taki kampta katlettiği Kolombiyalı devrimci komutan Raul Reyes, meksikalı öğrenciler Veronica Velazquez, Juan Gonzalez, Fernando Franco ve Soren Aviles’in anısına atfedildi ve halen Fransa zindanlarında tutulan devrimci militan Carlos İlich Ramirez ile ABD zindanlarındaki FARC komutanları Simon Trinidad, Ivan Vargas ve Sonia’nın şahsında emperyalizm ve onun işbirlikçisi devletlerin hapishanelerindeki tüm siyasi tutsaklarla dayanışma vurgusu yapıldı. Kongreye katılan ve Carlos İlich Ramirez’in kardeşi olan Vladimir Ramirez, ağabeyine ‘Çakal Carlos’ denmesinin onun ezilen halklarla birlikte verdiği mücadelesine ters düştüğünü, Fransa’nın onu Sudan’dan komplo ile kaçırdığını ve bu nedenle de doğduğu topraklar olan Venezüella’ya iade edilmesi için bir kampanya başlatıldığını belirtti. İlich Ramirez gibi bir devrimci ile dayanışan MCB’nin halkların emperyalizmle mücadelesinde oynadığı fonksiyonun önemine de dikkat çekti.</p>
<p>MCB Kuruluş Kongresi’nin açılış genel kurul toplantısında söz alan, Sucumbios’ta Katledilenlerin Aileleri ve Yakınları Derneği adına konuşan ve katledilen meksikalı öğrencilerden Juan Gonzalez’in babası olan Alvaro Gonzalez, 1 Mart 2008 tarihinde Kolombiya devleti tarafından FARC komutanı Raul Reyes ile birlikte katledilen Meksikalı öğrencilerin anısının halkların enternasyonel mücadelesinde yaşatılmasının önemini vurgulayarak saldırıdan yaralı olarak kurtulan meksikalı öğrenci Lucia Morett’e yönelik Meksika ve Kolombiya tarafından yürütülen takibatın sona erdirilmesi çağrısında bulundu. Gonzalez, 1 Mart katliamının sorumluları olarak Kolombiya devlet başkanı Alvaro Uribe, dönemin savunma bakanı Juan Manuel Santos ve Kolombiya Polis Teşkilatı başkanı Oscar Naranjo hakkında suç duyurusunda bulunduklarını ifade etti.</p>
<p>Kıtasal Bolivarcı Hareket’in (MCB) Kolombiyalı devrimci tarihçi Juvenal Herrera Torres, FARC-EP’nin geçen yıl ölen unutulmaz önderi Manuel Marulanda Velez, Dominikli bağımsızlık önderi Caamaño’nun oğlu Francisco Caamaño, Haitili marksist teorisyen ve Duvalier diktasına karşı mücadele eden Suzi Castor, Basklı ve Herri Batasuna’nın marksist teoriyenlerinden İñaki Gil de San Vicente, ABD’li marksist sosyolog ve aydın James Petras, devrimci monsenyor  Pedro Casaldáliga, FARC-EP’nin Merkez Kurmay Heyeti Sekreteryası Başkanı Alfonso Cano, Dominik Komunist Partisi yöneticilerinden Narciso İsa Conde, Brezilya Komunist Partisi’nin (PCB-ML) yayın organı Inverta’nın editörü Aluisio Beviloqua, Brezilya Komunist Partisi üyesi ve mimar Oscar Niemeyer’den oluşan kolektif başkanlığı, bu kongre ile Türkiyeli devrimci ve sosyalist aydın Temel Demirer, Arjantin Komunist Partisi’nden ekonomist ve devrimci aydın Jorge Beinstein ve Salvador Allende hükümetinde Çalışma Bakanlığı yapmış olan ve Şili Komunist Partisi yöneticilerinden Mireya Baltra Moreno’nun katılımıyla daha da genişlemiş oldu.</p>
<p>Kongrenin ilk gününde Latin Amerikalı aydınların katılımıyla yapılan halkların bağımsızlığına yönelik emperyalist saldırı, Kolombiya’daki askeri üsler ve bunlara cevap olarak gerçekleşen halk direnişlerinin tarihi, bugünü ve geleceğinin tartışıldığı panelin ardından ikinci gün komisyon çalışmalarına geçildi. Oluşturulan dört komisyon ile MCB’nin  (Kıtasal Bolivarcı Hareket – Movimiento Continental Bolivariano) çalışma programının çıkarılması, kampanyaların belirlenerek hazırlık çalışmalarına başlanması sürecine geçildi. Ekonomik kriz ve atağa geçen emperyalist saldırıya karşı halkların direnişi ve stratejileri (Komisyon 1), neo-liberalizme karşı kıtasal çapta yürütülen mücadelede sosyal hareketlerin rolü (Komisyon 2), insan hakları ve emperyalist devletler ile işbirlikçi hükümetlerin elinde tuttuğu siyasi tutsaklar (Komisyon 3), bolivarcı alternatif iletişim organlarının uluslararası buluşması (Komisyon 4) ile Kıtasal Bolivarcı Hareket’in çalışma programı çıkarılarak organlarının oluşumu gerçekleştirildi. Özellikle dördüncü komisyon çalışmasında ABC (Asociacion Bolivariana de Comunicadores y/o Periodistas Bolivarianos – Bolivarcı İletişimciler ve Gazeteciler Birliği) oluşturularak emperyalizmin ve onun medya tekellerinin dezenformasyon ve beyin yıkama makinalarının hakimiyetine son vererek uluslararası ölçekte doğru haber kaynaklarına ulaşma ve Honduras direnişi örneğinde olduğu gibi halkların direnişinin sansürsüz bir şekilde haber yapılarak mücadelenin önünün açılmasına karar verildi. Bahsedilen alanlarda gerçekleşen komisyon çalışmaları ile Bolivarcı düşüncenin kıtada ve dünyada yayılmasının, MCB’nin bulunduğu her ülkede kurumları ile varolarak genişleyen ve ritmi yükselen bir çalışma yürütmesinin ve emperyalizme karşı sosyalizm mücadelesinde stratejik birlik çerçevesinde mücadele etmenin temelleri atılmış oldu.</p>
<p>Kongrenin ilk gününde yapılan toplantıya MCB kolektif başkanlık üyesi olarak Kolombiya dağlarından sesli ve görüntülü bir mesaj gönderen FARC-EP komutanı Alfonso Cano, halkları ve devrimcileri emperyalizmin Latin Amerika kıtasına dair saldırgan stratejisi konusunda uyararak bölge ülkelerinin bağımsızlığını savunmak için kurulacak politik bir hareketin büyük önem taşıdığını vurguladı. Bogota ve Washington arasında, ABD askerlerin Kolombiya topraklarında konuşlanmasına izin veren anlaşmaya dikkat çekerek bu anlaşmanın hiç de sözü edildiği gibi uyuşturu trafiğine ve sözde ‘terörizme’ son verme gibi bir niyet taşımadığını, aksine Latin Amerika’daki ilerici ve bağımsızlıkçı hükümetleri devirme amacında olduğunu ifade etti. Kongre delegeleri arasında coşkuyla karşılanan Alfonso Cano’nun mesajı, Kolombiya devleti cephesinde de geniş yankı buldu. Kolombiya Silahlı Kuvvetleri Genel Kurmay Başkanı Freddy Padilla, Kıtasal Bolivarcı Hareket yönetimine çağrıda bulunarak Alfonso Cano’nun  gönderdiği mesajı kabul etmemelerini istedi. Kongrenin son gününde yapılan kapanış etkinliğinde sonuç bildirgesinin okunmasına ek olarak Kıtasal Bolivarcı Hareket Kolektif Başkanlık üyesi ve koordinatörü Dominikli devrimci Narcio İsa Conde, Padilla’nın bu talebine Alfonso Cano’nun kurumun başkanlarından biri olduğu için mesaj gönderme hakkına elbette ki sahip olduğunu ve Kolombiya’daki narko-paramiliter rejimi yıkmanın MCB’nin amaçlarından biri olduğunu söyleyerek sert bir karşılık verdi. Simon Bolivar önderliğindeki Latin Amerikalı halkların ordusunun İspanyol işgalciler karşısında elde ettiği Ayacucho Zaferi’nin 185. yıldönümü olan 9 Aralık 2009 tarihinde, Caracas Deklarasyonu’nun okunması ve açık hava şenliğiyle sona eren kongrenin hemen ardından Kolombiya dışişleri bakanlığı ve Kolombiya devlet başkanı Alvaro Uribe bir açıklama yaparak Kıtasal Bolivarcı Hareket’in FARC’a açıkça destek verdiğini ve bu kurumun kuruluşunun ‘demokrasiye yapılmış bir hakaret’ olduğunu ifade ettiler. Ayrıca, Uribe MCB yöneticilerinin terörizmi övmek ve destek vermek suçundan Kolombiya’da yargılanacaklarını söyledi. Kolombiya dışişleri bakanlığının yaptığı açıklamada Venezüella hükümetine de seslenilerek eğer terörizmi destekleyen ve organize suçu öven hareket ve partileri tanıyor ve tolere ediyorlarsa bunu uluslararası kamuoyuna açıklamaları istendi.</p>
<p>Kongrenin ikinci gününde kolektif başkanlığa yeni katılan üyelerin sunumunun ardından kongre yönetimi olarak DTP’ye yönelik kapatma davası ve Türk devletinin baskıcı tutumu kınandı. Türkiyeli ve Kürdistanlı devrimcilere Latin Amerika kıtasından dayanışma mesajı iletildi.</p>
<p>Kıtasal Bolivarcı Hareket’in Caracas’ta gerçekleşen kuruluş kongresi, Latin Amerika halklarının mücadelesi, devrimci güçler, özellikle Venezüella olmak üzere kıtadaki diğer ilerici hükümetler, Kolombiya devleti ve ABD emperyalizmi açısından pek çok anlam taşımaktadır.</p>
<p>-          Latin Amerikalı radikal-devrimci güçler açısından;</p>
<p>a. ABD emperyalizminin kıtada zaten varolan askeri varlığının etkin bir saldırı gücü haline dönüşmesinin çok yakında olduğu gerçeğinden hareketle, Latin Amerika kıtasının ve dünyanın diğer bölgelerindeki devrimci güçlerin mücadele birliğinin kurumsal bir kimlik kazanması ile kalıcılaşması ve etkin bir güce dönüşmesi: Kongreye olan katılımın tüm engellemelere rağmen yoğun olması, coşkulu bir havanın da ötesinde gelecek için somut adımların atılarak kurumsallaşma yolundaki ilerleme, özellikle kıtadaki ortak mücadeleyi daha da canlandırmış ve güçlendirmiştir. Uluslararası dayanışmanın propagandif yanının ötesinde, Koordinasyon’dan Hareket’e geçiş ile ete kemiğe büründürülerek emperyalizmi ve kapitalizmi yıkma hedefi yeniden güncelleşmiş ve uzak bir hayal olmaktan çıkmıştır.</p>
<p>b. Emperyalist saldırı tehdidi karşısındaki mücadelede kıtanın ilerici hükümetleriyle kesinlikle ters düşme değil, aksine bu hükümetleri güçlendirecek, önlerini açacak ve herhangi bir emperyalist saldırı veya yerli oligarşilerin müdahalesi karşısında birlikte mücadele etme ve savaşma yönünde açıklık sağlanmıştır.</p>
<p>c. Simon Bolivar’ın halkların birliği ve Büyük Anavatan (tüm Latin Amerika kıtası) ideolojisi kılavuz olarak belirlenmekle beraber, MCB kolektif başkanlık üyesi aydınların ve kongreye katılan diğer entellektüellerin kıtada ve dünyada emperyalizme karşı yürütülen askeri-politik mücadelenin ideolojisini ve teorisini geliştirecek olması ile tüm devrimcilerin ideolojik beslenme kaynakları güçlendirilmiş oldu. Kongre ve hareketin devrimci-sosyalist-komunist aydınlardan oluşan organlarının oluşumu bu sürecin canlılığını ve sürekliliğini garanti altına almıştır.</p>
<p>d. Kongre boyunca emperyalizmin halkların bağımsızlığını hedef alan saldırısına karşı yürütülecek barışçıl ve diğer mücadele biçimlerine vurgu yapılmıştır ve emperyalizmin ‘terörizm’ olarak kriminalize etmeye çalıştığı askeri-politik mücadelenin önemi öne çıkarılarak bu mücadelenin haklılığı ve meşruluğu kadar gerekliliği de altı çizilen bir diğer nokta olmuştur.</p>
<p>e. Kongreye özellikle Latin Amerika dışındaki ülkelerden, Türkiye’den, Avustralya’dan, Bask Ülkesi ve Galiçya’dan etkili bir şekilde gerçekleşen katılımlar, kıtasal mücadele birliğinin dünya ölçeğinde etkilerinin bir göstergesi olup, Hareket’i moral, ideolojik ve pratik açıdan besleyecektir. 30’dan fazla ülkenin katılımı, Simon Bolivar’da bayraklaşan mücadele ve halkların birliğinin daha da ileri bir noktaya taşınması hedefinin en somut göstergelerindendir.</p>
<p>-Latin Amerikalı ve diğer ülkelerdeki sosyal hareketlerden açısından;</p>
<p>Kıtada ve dünyada emperyalizm yeni bir saldırı stratejisi ile hareket etmektedir. Özellikle Latin Amerika kıtasında ilerici hükümetlerin iktidarlara gelmesini sağlayan sosyal hareketler, emperyalizmin yeni tipteki neo-liberal saldırıları dışında askeri saldırıları ile de karşı karşıyadırlar. Mücadelenin radikalleşmesi oldukça mümkün gözükmektedir. Kongrede geçen seçimlerdeki başkan adayı Carlos Reyes’in ağzından Honduras direnişinin daha radikalleşme sürecinin içerisine girdiğinin aktarılması önem taşımaktadır. Bu noktada Kıtasal Bolivarcı Hareket, sertleşecek süreç içerisinde radikalleşecek ve/veya silahlı mücadeleyi tercih edecek ya da buna zorlanacak hareketler için önemli bir adres olacaktır.</p>
<p>-          Latin Amerikalı ilerici hükümetler açısından;</p>
<p>ABD emperyalizminin kıtadaki stratejisi artık tüm açıklığıyla ortadadır. Amaç, sosyal hareketleri, askeri-politik örgütleri ve halkların bağımsızlığını ortadan kaldırmak kadar iktidardaki ilerici hükümetleri de o ülkelerin oligarşileri ile birlikte yıkmaktır. Bunu Venezüella’da, Bolivya’da, Ekvador’da, Paraguay’da, Guatemala’da, Honduras’ta denediler ve Honduras’ta bugün itibariyle başarı kazandılar. Ayrıca Şili’deki şimdiki hükümetin yerine, bu Pazar günü yapılan genel seçimlerin ilk turundan çıkan sonuçlara göre sağcıların gelme ihtimali yüksektir. Arjantin de bu konuda kritik bir noktada durmaktadır. Kıtanın önemli ülkelerinden Peru’daki sağcı hükümet, en erken 2011’deki seçimlere kadar iktidardadır. Kolombiya, kıtanın istikrarı bozmaya odaklanmış, ABD emperyalizminin uşağı ve ülke içinde halkın silahlı ve demokratik yoldan direnişini en kanlı yollardan bastırmaya çalışan narko-paramiliter bir devlettir. Bu noktada, kıtanın ilerici hükümetlerine verdiği desteği her fırsatta vurgulayan ve bunu da söylemden çok eylemsel düzeyde ve samimi bir şekilde hayata geçiren Kıtasal Bolivarcı Hareket bileşenleri ve kurumun kendisi, bu hükümetlerin geleceği açısından büyük önem taşımaktadır. Chavez hükümetinin Kıtasal Bolivarcı Hareket’in kuruluş kongresine yaklaşımı ve Kolombiya’dan gelen ölçüsüz tepki, ilerici hükümetlere yönelik olası bir emperyalist saldırıda Hareket’in en önde savaşacağının görüldüğünü göstermektedir. Önemli olan, bu duruşun ilerici hükümetlerin bugüne dek alışıldık bir şekilde yaptıkları manevralara kurban edilmemesidir.</p>
<p>-Emperyalizm ve özellikle Kolombiya devleti açısından;</p>
<p>Kolombiya devlet başkanı Alvaro Uribe ve dışişleri bakanlığından gelen tepkiler, Kıtasal Bolivarcı Hareket Kuruluş Kongresi’ne yalnızca devrimci, sosyalist ve Venezüella açısından Chavez yanlısı basın yayın organlarında değil, medya tekellerinin de organlarında da geniş yer verilmesi kongrede elde edilen başarıya karşı duyulan büyük endişeden kaynaklıdır. Kolombiya’daki devrimci ve demokratik güçler ile Kolombiya halkına karşı yürütülen korkunç boyuttaki şiddet ve katliam politikasına rağmen bu güçlerin yalnız olmadığı, cephenin genişlediği görülmüştür. Bu nedenle Alfonso Cano’nun konuşması bahane edilerek Hareket ve bileşenleri kriminalize edilmek istenmektedir.</p>
<p>Öte yandan Kolombiya hükümeti, kongrenin Venezüella’da yapılmış olmasını ve Chavez hükümetinin yasakçı bir tavır izlememesini bahane ederek, iki ülke arasındaki bir süreden beri gerginleşen ilişkileri daha da gererek provokasyon peşindedir. Yaklaşan genel seçimlerde 3. kez başkanlık koltığuna oturmayı hedefleyen narko-paramiliter şef Alvaro Uribe, bu durumu bir seçim kampanyası malzemesi haline getirmekte zaman kaybetmemiştir. Uribe’nin devlet başkanı olduğu sekiz yıl boyunca başta gerilla olmak üzere Kolombiya halkının mücadelesini askeri yöntemlerle ve katliamlarla çözme politikası iflas etmiştir ve bu gerçeği Venezüella’yla ilişkileri gererek perdelemek niyetindedir. Son dönemde kıtanın diğer ülkeleriyle ABD’nin Kolombiya topraklarında askeri üs kurmasına izin veren anlaşmayı imzaladığı için başı dertte olan Uribe, Chavez’i terörizme destek verme suçlamasıyla izole etmeye kalkışmaktadır.</p>
<p>ABD emperyalizmi, kıtada ve dünyada kendisine karşı öteden beri varolan radikal devrimci cephenin parça parça durmak yerine biraraya gelerek hakikaten de etkili ve kendisine karşı yıkıcı bir güce dönüşmesinden kaygı duymaktadır. Bu cephenin Kolombiya’daki üsler konusunda hiç de boş durmayacağı ve Honduras direnişine yeniden taze bir kan vereceği gerçeği emperyalizmi sıkıştırmaktadır.</p>
<p>Kongreye dair gözlemler ve çıkarılan sonuçlar, saldırı hazırlığındaki emperyalizmin bu defa ciddi bir halk direnişi ile karşılacağının ipuçlarıdır. Latin Amerika kıtasındaki mücadele ateşini, bizim ülkemizin ve dünyadaki diğer ülkelerinin devrimcilerinin mücadelesinde de güçlendirerek emperyalizmi yutacak bir yangına dönüştürme göreviyle yüzyüzeyiz. Enternasyonalizm, şu an hiç olmadığı kadar elzemdir ve bir o kadar da coşku vericidir. Devrimci olmanın haklı gururu, yoğun bir emek süreci, özveri ve cesaret ile dünya halklarının mücadelesinde anlamlanarak tamamlanacaktır.</p>
<p>CANAN ATEŞ</p>
<p>13.12.2009</p>
<div class="addthis_toolbox addthis_default_style addthis_32x32_style" addthis:url='http://www.atik-online.net/2009/12/kitasal-bolivarci-hareket-latin-amerikali-ve-diger-halklarin-mucadelesinde-yeni-bir-sicrama-noktasidir/' addthis:title='Kıtasal Bolivarcı Hareket, Latin Amerikalı Ve Diğer Halkların Mücadelesinde Yeni Bir Sıçrama Noktasıdır ' ><a class="addthis_button_preferred_1"></a><a class="addthis_button_preferred_2"></a><a class="addthis_button_preferred_3"></a><a class="addthis_button_preferred_4"></a><a class="addthis_button_compact"></a></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.atik-online.net/2009/12/kitasal-bolivarci-hareket-latin-amerikali-ve-diger-halklarin-mucadelesinde-yeni-bir-sicrama-noktasidir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Emperyalist Saldırı Tehdidi Venezüella’da Sosyalizmi “Tetikliyor„</title>
		<link>http://www.atik-online.net/2009/09/emperyalist-saldiri-tehdidi-venezuella%e2%80%99da-sosyalizmi-%e2%80%9ctetikliyor%e2%80%9e/</link>
		<comments>http://www.atik-online.net/2009/09/emperyalist-saldiri-tehdidi-venezuella%e2%80%99da-sosyalizmi-%e2%80%9ctetikliyor%e2%80%9e/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 21 Sep 2009 20:51:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>AHM</dc:creator>
				<category><![CDATA[Canan Ateş]]></category>
		<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Latin Amerika]]></category>
		<category><![CDATA[saldırı]]></category>
		<category><![CDATA[sosyalizm]]></category>
		<category><![CDATA[us]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.atik-online.net/?p=3274</guid>
		<description><![CDATA[Venezüella’daki Bolivarcı Devrim, gerçekten de 21. yy’ın en önemli süreçlerinden birine tekabül ediyor. Yeni bir topluma, sosyalizme, eşitliğe, adalete giden yolun kapanmadığının yeniden altını çiziyor Venezüella’da Chavez önderliğinde yürüyen süreç. Ancak bunun da ötesinde Venezüella süreci ve Chavez’in kendisi, Latin Amerika kıtasında sosyalizmi bir kez daha alternatifleştiren, Küba’nın elinden bırakmadığı bu mücadele bayrağını yükseltip dalgalandıran [...]<div class="addthis_toolbox addthis_default_style addthis_32x32_style" addthis:url='http://www.atik-online.net/2009/09/emperyalist-saldiri-tehdidi-venezuella%e2%80%99da-sosyalizmi-%e2%80%9ctetikliyor%e2%80%9e/' addthis:title='Emperyalist Saldırı Tehdidi Venezüella’da Sosyalizmi “Tetikliyor„ ' ><a class="addthis_button_preferred_1"></a><a class="addthis_button_preferred_2"></a><a class="addthis_button_preferred_3"></a><a class="addthis_button_preferred_4"></a><a class="addthis_button_compact"></a></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.atik-online.net/wp-content/uploads/2008/12/kose_yazisi.jpg" rel="lightbox[3274]" title="kose_yazisi"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-54" title="kose_yazisi" src="http://www.atik-online.net/wp-content/uploads/2008/12/kose_yazisi-100x100.jpg" alt="kose_yazisi" width="100" height="100" /></a>Venezüella’daki Bolivarcı Devrim, gerçekten de 21. yy’ın en önemli süreçlerinden birine tekabül ediyor. Yeni bir topluma, sosyalizme, eşitliğe, adalete giden yolun kapanmadığının yeniden altını çiziyor Venezüella’da Chavez önderliğinde yürüyen süreç. Ancak bunun da ötesinde Venezüella süreci ve Chavez’in kendisi, Latin Amerika kıtasında sosyalizmi bir kez daha alternatifleştiren, Küba’nın elinden bırakmadığı bu mücadele bayrağını yükseltip dalgalandıran çok önemli bir dinamik ve etkisi her geçen gün artıyor.<span id="more-3274"></span></p>
<p>Elbette ki bugün Venezüella’da olup bitenleri sosyalizm olarak tanımlamak mümkün değil. Bu sürecin mimarı ve önderi Chavez’in kendisi bile bunun böyle olmadığını, Bolivar’ın çocukları olarak sosyalizmi inşa etmek için önlerinde uzun bir yol olduğunu neredeyse hergün vurguluyor. Henüz sosyal bir devlet olmaktan dahi uzak olan Venezüella, on yıllardır yağmalanan petrolünün ve diğer kaynaklarının üzerinde daha yeni yeni söz sahibi oluyor. Ülkedeki ABD destekli oligarşi, amansız bir Chavez karşıtlığı ile sürecin önderini suikast dahil her türlü yöntemle safdışı etmenin, eski günlerdeki gibi sorgusuz sualsiz ABD uşaklığına devam etmenin yollarını arıyor. Son derece yeteneksiz, ırkçı, fasişt, sahtekar bir karakter taşıyan Venezüella burjuvazisi, Bolivarcı Devrim’in halka götürmekte eksik kaldığı sosyal hizmetlerin yetersizliği üzerinden ucuz politika yapmaya çalışıyor. Venezüella’nın karşı devrimci, işbirlikçi burjuvazisinin bu ucuz politikasının ötesinde ülkede değişmesi, dönüşmesi ve hatta tümden yıkılıp yerine yeni bir mantığın, kurumun, vb. getirilmesi gereken bir çok alan var. İnsan üstü bir enerjiyle çalışan, her daim konsantrasyonu yüksek, bir devlet başkanından çok tam zamanlı mücadele eden bir devrimci olan Chavez, artık eksik bıraktıklarını yüksek sesle ifade etmeye, Venezüella halkından da Bolivar’ın çocukları olduklarını unutmayıp bu sürece dört elle sarılmaları gerektiğini vurguluyor.</p>
<p>Chavez, 2009 yılı başında yapılan referandumdan zaferle çıktı. Sandıklardan çıkan sonuç, Venezüella halkının onu daha uzun yıllar başkan olarak görmek istediği şeklindeydi. Sosyal adaletsizliğin hala çok yüksek ve %35 dolayında orta sınıfın mevcut olduğu (nüfusun %60’ı hala yoksuldur) ve iç güvenlik meselesinin neredeyse sürecin en ağır sorunlarından birini teşkil ettiği Venezüella’daki yoksul ve emekçi halk, daha başında oldukları bu sürece Chavez’in önderlik etmesini ne kadar zaruri gördüğünü bu referandum dolayımında bir kez daha ifade etmiş oldu.</p>
<p>Chavez, bu zorlu sürecin bazı handikaplarının etkisini kimi zaman populizm yaparak çözmeye çalıştı. Bu, halkın coşkusunu artırsa da özünde sorunları ötelemek anlamı taşıyordu ve Chavez, populizmin yan etkileriyle de sıkça karşılaştı. Özellikle devlet mekanizmasının dışında bir halk insiyatifi yaratmayı amaçlayan, sosyalizme giden süreci belirlemesi gereken güçlerden biri olan sosyal hareketlerin kendisi ve kaynağı olması hedeflenen misyon çalışmalarının eski hızını yitirmiş olması, buralarda çalışanların bir kısmının memur zihniyetine sahip olması bu handikaplardan en fazla öne çıkanıdır. Öte yandan, buradan misyonların işlevini yitirdiği anlamı çıkarmak kesinlikle doğru değildir. Hala yoksul Venezüella halkının doğrudan sürece katıldığı önemli mevzilerdir bu misyonlar.</p>
<p>2009 Referandumu sonuçları açıklanıp Chavez’in zafer kazandığını öğrendiğimizde artık Chavez’in bu sürecin dümenini daha net, kararlı bir şekilde sosyalizme doğru kırması gerektiğini yazmıştık. Bu referandum zaferi aslında birkaç anlama geliyordu: Venezüella’daki Bolivarcı devrim sosyalizm hedefi açısından kritik bir noktaya varmıştır. Emekçi Venezüella halkı bundan sonra daha da zorlaşacak olan yürüyüşe Chavez ile devam etmek istediğini ifade etmiştir. Diğeri ise, siyasi iktidarın Chavez ve ekibinin elinde olmasına rağmen ekonomik iktidarın çok büyük bir oranda işbirlikçi burjuvazinin elinde olmasıdır. Üretim sektörü yok denecek kadar dar olan Venezüella’da petrol sektörü devletin elinde olmasına rağmen petrol yan sektörleri dahil tüm ekonomik alanlar, Bolivarcı devrim kadrolarının kontrolü dışındadır. Chavez, bu seçimlerdeki kazanımın coşkusu bir yana bu görevlerle yüz yüze gelmiştir. Özetle 2009 referandumu, Chavez üzerinde beklediğimiz etkiyi yapmış olmasına rağmen bu konularda attığı kararlı adımların sayısı ve temposu, ABD emperyalizminin açık tehditi ile daha da hızlanmıştır.</p>
<p>Obama’nın Latin Amerika’ya yönelik politikasının aslında saldırı politikası olduğu uzun bir zamandır herkes açısından netleşmiştir. Yarım asırdan bu yana Latin Amerika’da sosyalizmin yıkılmaz kalesi Küba’ya ekonomik, siyasi, askeri her türden saldırıda bulunan, Kolombiya yoksul halkının gerilla mücadelesini en kanlı yöntemlerle bastırmaya çalışan ABD emperyalizmi Obama ile, çoktandır boş bıraktığı Latin Amerika’da Venezüella’daki sürecin ardından birbiri ardına iktidara gelen ilerici hükümetlere yönelik saldırı planını uygulamaya koymuştur. Bu saldırı planının en son ve etkili hamlelerinden biri de Kolombiya’da kurulan yedi ABD askeri üssüdür. Kolombiya’da elli yılı aşkın bir süredir devlet güçlerinin halkın gerilla örgütlerine ve halka yönelik kanlı politikası son yıllarda Plan Kolombiya ile sistematize olmuştu. ABD, Plan Kolombiya’ya askeri olarak verdiği desteğin dışında 10 milyar dolarlık bir mali destekte de bulunmuştur. Aslında tam olarak söylenmesi gereken ABD’nin bu kirli savaşa destek olduğu değil direkt olarak yönettiğidir. Ancak ABD ve Kolombiya’nın gerici hükümetlerinin elli yılı aşkın bir süredir sürdürdüğü bu savaşın Plan Kolombiya ayağı da çökmüştür. Uyuşturucu, paramilitarizm gibi her türlü pisliğe boğazına kadar batmış olan Kolombiya hükümeti, özellikle FARC’a karşı sürdürdüğü bu kirli savaşta yeniden mevzi kazanmak için ABD uşaklığında sınır tanımama yoluna giderek ABD’nin tüm kıtaya saldırmayı hedefleyen askeri gücüne yataklık etme noktasına gelmiştir. Kolombiya devlet başkanı Uribe’nın sözde uyuşturucu trafiğine karşı mücadelede ABD desteği anlamına geldiği safsatasını tekrarlayıp durduğu bu üslerin, ‘kontrolden çıkmış’ Latin Amerika kıtasına saldırmak için kurulduğu aşikardır.</p>
<p>Venezüella devlet başkanı Hugo Chavez, bu kritik noktada yine inisiyatif almıştır. Kolombiya devlet başkanı Uribe’den bu üsleri ülkesinde bulundurmamasını isteyen Chavez, kıtada ABD üsleri karşıtı bloğu örgütlemiştir. Ekvator devlet başkanı ve UNASUR dönem başkanı olan Correa’nın da son derece kararlı tutumu, Chavez’in bu konudaki en önemli destekçisi olmuştur. UNASUR ülkeleri arasında neredeyse oy birliği ile kınanan bu durum en son UNASUR Bakanlar seviyesindeki toplantıda tıkanma noktasına gelmiş olsa da Kolombiya’nın bu üsleri kıtaya kabul ettirmesi zor gözükmektedir.</p>
<p>ABD üslerinin Kolombiya’daki varlığının ortaya çıkması ile Chavez, başından beri sürdürdüğü kararlı tutumunu Kolombiya ile politik ve ekonomik ilişkileri dondurma seviyesine taşıdı. Bogota’daki Venezüella büyükelçisini geri çağıran Chavez, Kolombiya’dan yapılan ihracatın büyük kısmını da Arjantin’e kaydırdı. Venezüella büyükelçisinin Bogota’ya dönmesine ise Kolombiya hükümetinin değil, FARC ile esir değişimi konusunda görüşen ve Barış için Mücadele Eden Kolombiyalılar sosyal hareketi önderi Kolombiyalı muhalif senatör Piedad Cordoba’nın ‘Kolombiyalı demokrasi mücadelecilerinin güvenliğini sağlaması için Büyükelçi’nin Bogota’ya geri dönmesi’ şeklindeki talebi vesile oldu. Tüm bu süreçler Chavez’in kararlılaşmasında büyük rol oynadı. Chavez, yaşanan süreçlerden dersler çıkarmayı bilen, cesur bir önder olmasının avantajlarını bu keskin süreçte net tavır alma konusunda kullandı. ABD’nın kıtaya ve asıl olarak da Venezüella’ya saldırı planının altını çizerek uyuşturucu trafiğinde Kolombiya hükümeti’nin ve ABD’nin fonksiyonlarını deşifre etti. Bununla da kalmayıp bu aşikar savaş tehditine karşı önlem almaya hız verdi.</p>
<p>Hugo Chávez, ülkesine yönelik saldırı olasılığına karşı ilk olarak teknik açıdan bir hazırlık sürecine girişti. Libya, Cezayir, Suriye, İran, Belarus ve Rusya gibi ABD emperyalizminin etkisiz olduğu ülkelere bir gezi düzenledi. İki haftadan daha fazla süren bu gezi esnasında olası bir saldırıya karşı Latin Amerika dışında başka bir bloğu örgütlerken diğer taraftan da Rusya’dan silah alımında bulundu. Chavez, alışılageldik devlet başkanlarından değildir. Bu nedenle bu gezinin birçok detayını, özellikle de satın alınan silahların bilgisini Venezüella halkıyla paylaşmaktan çekinmedi. Chavez, bu silahları herhangi bir yeri işgal için değil, ABD emperyalizminin Simon Bolivar’ın topraklarına yapacağı saldırıyı püskürtmek için olduğunu sürekli vurguladı. Chavez, dediğimiz gibi öyle alışılagelmiş devlet adamlarından değildir, yani sözü başka niyeti başka değildir. Gerçekten de bu silahların alınış amacı tamamen emperyalizm tehditine karşıdır. Tabi ki onun bu açıklamaları emperyalizm cephesinden, ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton’un ağzından karşılığını buldu. Türkiye’nin her yıl kirli savaşa milyar dolarlık yatırımlar yaptığı düşünülürse Venezüella’nın Rusya’dan aldığı silahlara ne kadar boşuna yaygara koparıldığı anlaşılır. Hillary Clinton’un silahlanmakla suçladığı Venezüella, silah alımında Latin Amerika kıtasında Brezilya, Kolombiya ve Şili’den sonra dördüncü sırada geliyor ve beşinci sıradaki Arjantin ile neredeyse aynı miktarda silah alımına sahip. Chavez’in açık bir emperyalist saldırı tehdidi altındaki Venezüella’nın Rusya’dan silah alımını ağzına dolayan ABD’ye yönelik yanıtı, daha doğrusu sorusu şu şekilde oldu: ‘İşgal, saldırı, gizli operasyonlar için Irak’ta, Afganistan’da şimdi de Kolombiya’daki yedi askeri üste korkunç bir şekilde silahlanan ülkenin hangisi olduğunu biliyor musunuz?’ Eski başkan yardımcısı gazeteci Jose Vicente Rangel de Fransa’dan, Venezüella’nın Rusya’dan aldığının dört katı fazlası silah alan Brezilya’ya ses çıkarmayan Kolombiya hükümetini de ikiyüzlü olarak değerlendirdi.</p>
<p>Chavez’in savaş tehdidine karşı teknik ve uluslarası diplomasi düzeyindeki hazırlığı, ülke içinde bugünlerde hızlanarak devam ediyor. Kolombiya ile devam eden soğuk savaşın bir provokasyon ile ABD kontrolündeki bir sıcak savaşa dönüşmesi ihtimalinin hiç de uzak olmadığı Venezüella’da Chavez, halka bu gerçeği anlatmaya çalışıyor. Bir yandan halkı Kolombiya’daki saldırı üslerine karşı Barış Üsleri kurmaya çağıran Chavez, öte yandan da emperyalizmin saldırısına karşı hazırlıklı olunmasını vurguluyor.</p>
<p>Chavez, geçtiğimiz hafta kabinede bazı değişiklikler yaptı. Başkan yardımcılarının sayısını bir iken çevre, ekonomi, sosyal, savunma, bölgesel gelişim ve politika alanlarında olmak üzere altıya çıkardı. Hükümeti çok daha verimli ve etkili çalışması için ‘sarsmak’ gerekir diyerek bu değişimin gerekliliğinin sosyal ayağını vurguladı. Savaş tehtidine karşı tüm yapıları sağlamlaştırmak ve daha verimli çalışır hale getirmek perpektifindeki Chavez, yerel yönetimlere de bolivarcı sosyalizm için yeni bir devlet kurmak açısından görevler düştüğünü vurgulayarak sosyal devlet hedefini tekrarladı.</p>
<p>Sosyal hizmet politikalarına çeki düzen vermenin gereğini gören Chavez, halk sağlığı için faaliyet gösteren misyon Barrio Adentro’da da yapısal bir değişiklik yapılarak etkin kılma hedefini taşıyor. Yoksul bölgelerde yaşayan ve sağlık sigorası olmayan milyonlarca Venezüellalı’ya sağlık hizmeti götürmesi için kurulan misyon Barrio Adentro’nun işlevsellendirilmesinin ötesinde Sağlık Bakanlığı’nın da bu alandaki açığı kapatmak için kolları sıvaması Chavez’in talimatlarından bir diğeri.</p>
<p>Chavez’in ulusal güvenlik önlemlerine tekrar dönecek olursak, başkanın son günlerde attığı bir diğer önemli adım da paramiliter güçlerin Kolombiya’dan Venezüella’ya sızmasını engellemek için sınır güvenliğini artırma girişimidir. Venezüella devlet başkanı, Kolombiya hükümetinin FARC gerilla komutanlarının Venezüella’da olduğu iddiaları ile provokasyon yaratma girişimine karşın Kolombiyalı paramiliterlerin ne kadar büyük bir tehdit arzettiğinin farkında ve yoğun bir güvenlik önlemi alıyor. Geçtiğimiz günlerde Kolombiya İstihbarat Teşkilatı DAS’ın eski yöneticisi Rafael Garcia’nın, DAS’ın Chavez’e karşı suikast hazırlığı girişimleri içinde bulunduğunu ifade etmiş olması tehlikenin boyutunu ortaya sermişti. Kolombiyalı bir gazeteci ile yaptığı bir röportajda FARC’ı terörist olarak görmediğini söyleyen Chavez, ülkesine ve kendisine yönelik herhangi bir saldırının asıl kaynağının Kolombiya hükümeti ve ABD emperyalizmi olduğunu vurgulayarak hazırlıklarına devam etmektedir.</p>
<p>Chavez, 26-27 Eylül tarihleri arasında ülkesine ait ada olan Isla Margarita’da gerçekleşecek Afrika-Amerika Zirvesi’nde de emperyalizm mağduru iki kıtanın halklarının birlikteliğini sağlamayı hedefliyor. Bütün emperyalizm mağduru ve karşıtlarını örgütlenmeye çağıran Chavez’in duruşu ve nereye doğru gitmek istediği iyice netleşiyor. Chavez, 19 Eylül tarihindeki Bakanlar Kurulu genişletilmiş toplantısında ‘aşırı zenginlerin’ vergi ödemesi gerektiğini söyleyerek Ulusal Meclis’ten bu konu ile ilgili yasa çıkarmasını istedi. ‘Kimin koca bir çiftliği, bir uçağı, bir lüks yatı varsa, bu aşırı zenginliğin bedeli olarak vergi ödemesi lazım’ sözleri, Chavez’in Venezüella oligarşisine daha ciddi yöneleceğinin ipuçlarını taşıyor. Her türlü mülkiyet edinme özgürlüğüne sahip Venezüella burjuvazisinin olur olmaz çıkardığı yaygaraların bu ciddi yönelişle hangi seviyeye çıkacağını tahmin etmek zor olmasa da bu kesimin bir emperyalist saldırıda nasıl ihanetçi ve saldırgan bir tutum izleyeceği son derece açıktır. Öte yandan aynı toplantıda sosyal misyonlara kaynak aktarmak için bir fon kurulması gerektiğini ifade eden Chavez, artık bu misyonları petrol parasıyla değil Venezüella burjuvazisinden alacağı vergi ile finanse etme niyetinde gözüküyor.</p>
<p>Bu tablosunu çizdiğimiz dönem, Chavez’in keskinleşen süreçlerde geri adım atan değil aksine daha da netleşen, ileriye doğru adım atmaktan çekinmeyen, mücadele eden bir lider olduğunu gösteriyor. ABD emperyalizminin kıtaya ve Venezüella’ya yönelik saldırı planı, bu açıdan pek de istenildiği gibi gitmeyecek gibi görünüyor. Chavez, Venezüellalılar’ın politikleşme seviyesinin artmasını bir avantaj olarak gören bir lider olmasının ötesinde bu sürecin önünün sosyal hareketlerin gelişip büyümesi ile açılacağının bilincindedir. Gerçekten de bu süreç yalnızca Chavez’in kararlı ve samimi olmasından çok daha fazlasını gerektiriyor. Halkın örgütlü ve bilinçli bir devrimci mücadele vermesi, Bolivarcı Devrim’in sosyalist karaktere hızla bürünmesi gerektiği Venezüella’da her geçen gün kendini hissettiriyor. Kıtadaki bu gerilimi giderek artacak gidiş, yalnız Venezüella halkındaki bir köklü dönüşümü değil, tüm kıtada sosyalizmi kucaklayacak yeni bir isyancı dönemi açabilir. Emperyalist bir askeri saldırının hiç de uzağında olmayan Latin Amerika kıtası için keskin ama umut taşıyan bir sürecin içinden geçtiğimizi unutmamalıyız.</p>
<p>Canan Ateş &#8211; 21.09.2009; CARACAS</p>
<p>| 21 &#8211; 09 &#8211; 2009 |</p>
<div class="addthis_toolbox addthis_default_style addthis_32x32_style" addthis:url='http://www.atik-online.net/2009/09/emperyalist-saldiri-tehdidi-venezuella%e2%80%99da-sosyalizmi-%e2%80%9ctetikliyor%e2%80%9e/' addthis:title='Emperyalist Saldırı Tehdidi Venezüella’da Sosyalizmi “Tetikliyor„ ' ><a class="addthis_button_preferred_1"></a><a class="addthis_button_preferred_2"></a><a class="addthis_button_preferred_3"></a><a class="addthis_button_preferred_4"></a><a class="addthis_button_compact"></a></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.atik-online.net/2009/09/emperyalist-saldiri-tehdidi-venezuella%e2%80%99da-sosyalizmi-%e2%80%9ctetikliyor%e2%80%9e/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kolombiya&#8217;nın geleceği, tüm Latin Amerika&#8217;nın Kaderini Belirleyecektir</title>
		<link>http://www.atik-online.net/2009/08/kolombiyanin-gelecegi-tum-latin-amerikanin-kaderini-belirleyecektir/</link>
		<comments>http://www.atik-online.net/2009/08/kolombiyanin-gelecegi-tum-latin-amerikanin-kaderini-belirleyecektir/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 11 Aug 2009 19:46:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>AHM</dc:creator>
				<category><![CDATA[Canan Ateş]]></category>
		<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[askeri us]]></category>
		<category><![CDATA[kolombiya]]></category>
		<category><![CDATA[Latin Amerika]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.atik-online.net/?p=2937</guid>
		<description><![CDATA[4 Ağustos günü Kolombiya Genel Kurmay Başkanı, Kolombiya’nın Cartagena şehrinde yapılan ve 10 Latin Amerika ülkesinin silahlı kuvvetleri komutanları ile ABD Güney Komandosu komutanının da özel statüyle katıldığı toplantıda Kolombiya Ordusu Genel Kurmay Başkanı Freddy Padilla, Kolombiya’daki ABD üslerinin sayısının 7’ye çıkacağının bilgisini vererek, Kolombiya’daki ABD üslerinin durumu hakkındaki ilk resmi açıklamayı yapmış oldu. Ekvator [...]<div class="addthis_toolbox addthis_default_style addthis_32x32_style" addthis:url='http://www.atik-online.net/2009/08/kolombiyanin-gelecegi-tum-latin-amerikanin-kaderini-belirleyecektir/' addthis:title='Kolombiya&#8217;nın geleceği, tüm Latin Amerika&#8217;nın Kaderini Belirleyecektir ' ><a class="addthis_button_preferred_1"></a><a class="addthis_button_preferred_2"></a><a class="addthis_button_preferred_3"></a><a class="addthis_button_preferred_4"></a><a class="addthis_button_compact"></a></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.atik-online.net/wp-content/uploads/2008/12/kose_yazisi.jpg" rel="lightbox[2937]" title="kose_yazisi"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-54" title="kose_yazisi" src="http://www.atik-online.net/wp-content/uploads/2008/12/kose_yazisi-100x100.jpg" alt="kose_yazisi" width="100" height="100" /></a>4 Ağustos günü Kolombiya Genel Kurmay Başkanı, Kolombiya’nın Cartagena şehrinde yapılan ve 10 Latin Amerika ülkesinin silahlı kuvvetleri komutanları ile ABD Güney Komandosu komutanının da özel statüyle katıldığı toplantıda Kolombiya Ordusu Genel Kurmay Başkanı Freddy Padilla, Kolombiya’daki ABD üslerinin sayısının 7’ye çıkacağının bilgisini vererek, Kolombiya’daki ABD üslerinin durumu hakkındaki ilk resmi açıklamayı yapmış oldu. Ekvator devlet başkanı Rafael Correa’nın ABD ile daha önceki hükümetler döneminde yapılmış olan anlaşmayı yenilememesi sebebiyle Ekvator’un Manta bölgesi’nden ayrılan ABD askeri üssünün, Kolombiya’ya taşınması ihtimali üzerine hız kazanan tartışma bu resmi açıklama ile başka bir boyuta taşındı.<span id="more-2937"></span></p>
<p>Kolombiya’da iki dönemdir devlet başkanlığını sürdüren Alvaro Uribe ve hükümetinin, Kolombiya oligarşisinin ve narko-paramiliter ağının yalnızca temsilcisi olmayıp bu egemen azınlığın içinden geliyor olmaları, Kolombiya’daki sınıf savaşımını son yıllarda iyice şiddete ve kana bulayan bir faktör durumundadır. Uribe’nin babasının uyuşturucu trafiğinin hava yoluyla organizasyonunu yürüten bir devlet görevlisi, ülkenin en büyük narko-paramiliter ailelerinden olan Santos ailesinden Francisco Santos’un başkan yardımcısı ve kardeşi Juan Manuel Santos’un yakın döneme kadar Savunma Bakanlığı görevini yürütüyor ve bir sonraki başkanlık seçiminin de olası adayı olması bu narko-paramilitarizmin Kolombiya’yı nasıl yönettiğinin en açık göstergelerindendir. Kolombiya devletinin, Kolombiya halkına ve FARC, ELN gibi gerilla örgütlerine karşı yürüttüğü kirli savaşın stratejik belkemiğini oluşturan Plan Kolombiya’nın ABD emperyalizmi tarafından her yıl 500 milyon doların üzerinde finanse edilmesinin ötesinde ülkede bulunan ABD üsleri, Kolombiya’daki ABD emperyalizminin varlığını işgal noktasına vardırmıştır. Narko-paramiliter ve katliamcı Kolombiya hükümeti, ABD emperyalizminin direktifleri haricinde hareket edemez noktadadır.</p>
<p>ABD emperyalizminin Latin Amerika politikasındaki Obama manevrası ise iyice belirginleşmiştir. Obama’nın “diyalog ve uzlaşma“ safsatalarının arkasındaki sistemli saldırı planının ilk ve önemli adımları, kıtadaki ilerici hükümetler ve halk muhalefeti tarafından ilk karşılıklarını almıştır. ABD emperyalizmi, Latin Amerika’da nabız yoklamış, hatta daha da ötesine gecerek Honduras darbesi ile Obama sonrası ilk taşları yerinden hareket ettirme politikasını uygulamış ve planını Latin Amerika kıtası’nın reaksiyonuna göre yeniden düzenleyip hayata geçirme sürecine hız vermiştir. Bunun en somut örneği Kolombiya’daki sayısı resmi açıklamalara göre 7’ye çıkan üslerdir. Daha öncesinde sadece “uyuşturucuya karşı mücadelede“ ABD desteği bahanesi altında Kolombiya’da varlık sürdüren ABD üslerinin sayısı, şu an „uyuşturucu ve terörizme“ karşı bahanesi altında 7’ye çıkarılmıştır. Malambo(kuzey), Palanquero(merkez), Apiay(batı) da bulunan üç hava üssü, Tolemaida(merkez) ve Larandia(güney)da bulunan kara kuvvetlerinin üssü ile Cartagena(kuzey, Atlantik üzerinde) ve Malaga(doğu,Pasifik’te)da bulunan iki deniz üssü ile Kolombiya, bir uçtan diğer uca ABD üsleri ile kuşatılmış durumdadır. Son argümanda sözü edilen „terörizm“ gerekçesi ise savaşın ABD emperyalizmi ve kukla Kolombiya hükümeti tarafından çok daha ciddi boyutlara tırmandırılmak niyetini açığa vurmaktadır.</p>
<p>Savaşın Kolombiya içindeki ayağı, özellikle FARC başta olmak üzere ülkedeki gerilla gruplarına ve yoksul Kolombiya halkına yönelik saldırıların seviyesinin iyice yükselmesi üzerine kuruludur.Yolsuzluk içine batmış ve tüm meşruiyetini kaybetmiş Kolombiya hükümeti daha çok saldırarak ayakta kalmaya çalışacaktır. 45 yıldır mücadeleyi sürdüren FARC, geçtiğimiz dönemde elindeki esirleri, Barış için Mücadele Eden Kolombiyalılar hareketinin girişimleri ile tek taraflı olarak bırakarak barış eksenli çözümlere açık olduğunu göstermişti. Diğer taraftan ülkede süren çatışmaların seviyesi de FARC’ın Kolombiya hükümetinin iddia ettiği gibi çözülmediğini, aksine ciddi bir toparlanma ve güçlenme sürecinde olduğunu ortaya seriyor. (Bknz, <a href="http://www.resistencia-colombia.org/">www.resistencia-colombia.org</a>; FARC-EP 2009 İlk Altı Aylık Savaş Raporu:Toplam 2547 Düşman Gücü Etkisiz Hale Getirilmiştir.)</p>
<p>Benzer şekilde, bu geniş kapsamlı savaş projesinin kıtasal ayağı ise hızla örülüyor. Geçtigimiz senenin 1 Mart’ında Kolombiya’dan kalkan ABD uçaklarının Ekvator topraklarını bombalaması „terörizmle mücadele“kisvesi altında kıta ülkeleri ile tırmandırılacak gerilimin önemli işaretlerindendi. Yakın döneme kadar savunma bakanlığı yapan Juan Manuel Santos’un FARC’a ait gerilla kamplarının komşu ülkelerin topraklarında bulunduğunu ve buralarda olduklarını iddia ettiği gerilla komutanlarını ele geçirmek için gerekirse komşu ülkelerin topraklarına operasyon yapacaklarını ifade etmesi, Venezüella devlet başkanı Chávez’in sert tepkisini çekmişti. Kolombiya devlet başkanı Uribe’nin, bu açıklamaların maksadını aştığını belirtmesi ve Santos’un savunma bakanlığından ayrılması gerilimi düşürmeye yetmediği gibi Kolombiya’nın ve ABD emperyalizminin bölge ülkelerine yönelik saldırgan politikasını da net bir şekilde gösterdi.</p>
<p>Latin Amerika’daki sol dalga ve ilerici hükümetlerin birbiri ardına iktidara gelmesi, ABD emperyalizminin kıtadaki etkisini sınırlandırmıştır. Ancak ABD emperyalizminin somut ihtiyaçları, Latin Amerika kıtasına yönelik saldırgan temeldeki planın bel kemiğini oluşturuyor. Venezüella devlet başkanı Hugo Chávez, son günlerde açıkca ABD’nin Venezüella’ya saldırma niyetinde ve bu niyetin arkasında Venezüella’nın dünyanın en fazla petrol rezervlerine sahip ülkelerin başında gelmesi olduğunu vurgulamaktadır. Chávez, bu tespitinde aslında hiç de yanılmamaktadır. Kolombiya’da sayısı 7’ye çıkan ABD üsleri bu gerçeği birkez daha dogrulamaktadır.</p>
<p>Kolombiya devlet başkanı Alvaro Uribe, 4 Ağustos tarihinde Kolombiya’daki ABD üslerine karşı Latin Amerika ülkeleri arasında yayılan rahatsızlık ve tepkileri azaltma amacıyla UNASUR (Güney Amerika Uluslari Birligi) ülkelerinden olan Peru, Bolivya, Brezilya, Arjantin, Uruguay ve Paraguay’ı kapsayan &#8211; diğer UNASUR üyelerinden Venezüella ile Ekvator’u dışında tutan  &#8211; tura çıkmıstı. Uribe, bölge ülkelerinden ABD ile yaptığı askeri anlaşmaya ve üslere onay almaya yönelik turunun ilk durağı olan Peru’da kendisini rahatlatan bir tavırla karşılaştı. Peru’nun sağcı devlet başkanı Alan Garcia, Uribe’ye destek verdiğini ve onu „büyük bir dost“ olarak gördüğünü söyleyerek Uribe’ye bu zorlu gezisinin devamında karşılaşmayacağı bir tavır gösterdi. Aslında Uribe için bu Latin Amerika gezisi son derece zorludur. Latin Amerika kıtası için son derece aşikar bir tehdit olan bu üsleri temize çıkarmak mümkün gözükmese de bu ülkeleri tarafsız olmaya zorlamak Kolombiya için büyük önem taşıyor. Venezüella’dan kaçan Chávez karşıtı darbeci muhalefet liderlerine mültecilik statüsü tanıyan Peru’nun devlet başkanı Alan Garcia’nın, Uribe için „ülkesi ve kıta için çok şey yaptı“ demesi Garcia’nın ve Peru’nun hangi tarafta konumlandığını göstermesi bakımından önemlidir.</p>
<p>Peru’dan aldığı desteğin ardından Bolivya’ya geçen Uribe, burada Bolivya devlet başkanı Evo Morales’in kıtadaki ABD varlığı karşısında aldığı net tutum ile yüzyüze geldi. Morales, ‚Bolivya’da ABD askeri varlığını kabul etmiyoruz ve isteğimiz tüm kıtada durumun bu şekilde olmasıdır’ diyerek Uribe’nin ABD ile olan anlaşmasını açık bir dille onaylamadığını bildirdi. Her fırsatta ABD emperyalizmine karşı duruşunu ortaya koyan ve emperyalist planları deşifre eden Morales, ABD üslerini kıtada istemeyen bloğun net ve kararlı bir unsuru olduğunu ortaya serdi. Morales, Uribe’nin gezi programı içerisinde yer almayan diğer UNASUR ülkelerinden Venezüella ve Ekvator’un bu konuya ilişkin yaklaşımlarıyla son derece uyumlu bir şekilde „bu üslere izin vermek Latin Amerika’nın demokrasisine ve hükümetlerine saldırı anlamına gelmektedir. Latin Amerika’nın bağımsızlığını savunacağız.“ vurgusunu yaptı.</p>
<p>Bolivya’da karşılaştığı olumsuz tavrın ardından Şili’ye geçen Uribe, UNASUR’un Ekvator’dan önceki dönemsel başkanlığını yapan Michelle Bachelet ile görüştü. İktidara geldiğinden bu yana ABD ile ılımlı bir ilişki içerisinde bulunmayı tercih eden Bachelet daha önce Brezilya devlet başkanı Lula ile birlikte yaptığı basın açıklamasında durumdan kaygı duyduklarını belirtmişti. Uribe’nin bu ziyaretinde kararlı bır tavır sergilemekten oldukça uzak duran Şili devlet başkanı Bachelet, kıtadaki her ülkenin, son durum gözönüne alındığında özellikle Kolombiya’nın ulusal çıkarlarına, politik kararlarına ve egemenliğine saygı duyduklarını ifade ederek kıtadaki ABD emperyalizmine karşı net tavır alamayan liderlerden biri oldu. Peru devlet başkanı Alan Garcia ile birlikte Kolombiya’nın kendi iç meselesi ve egemenliği“ vurgusunu yapan Şili, Morales’in doğru bir şekilde belirttiği Latin Amerika kıtasının kendi egemenliği noktasını bilinçli olarak gözden kaçırmış oldu. Bachelet Uribe’den, 10 Ağustos’ta Ekvator’un başkenti Quito’da yapılacak ve UNASUR dönem başkanlığını Ekvator’a devredeceği UNASUR toplantısına katılmasını ve konuyu bu zeminde tartışmasını talep etti. Ancak Uribe, yeni başkanı Rafale Correa olacak UNASUR’un Ekvator’daki toplantısına gelmeyeceğini bildirdi.</p>
<p>Kolombiya devlet başkanı Uribe, Şili’den sonraki durağı olan Arjantin’de devlet başkanı Christina Fernandez’in Morales kadar net ve kararlı olmasa da ABD emperyalizmi karşıtı tavrına takıldı. Fernandez, bölgedeki çatışmanın seviyesinin düşürülmesi gerektiğini ve Kolombiya’daki üslerin bu amaca hizmet etmekten uzak olduğunu ifade etti. Arjantin devlet başkanından Uribe’nin emperyalist işgale onay alma turuna destek gelmezken, Arjantin halkı da sokaklarda ‚emperyalist işgal girişimini’ ve Uribe’yi protesto etti.</p>
<p>Daha sonraki durak olan Paraguay’da ise devlet başkanı Lugo, Bachelet benzeri kararsız bir tavır sergileyerek diğer ülkelerin güvenliğini tehdit etmediği sürece Kolombiya’nın kendi topraklarını savunmasının kendi egemenliği ve bağımsızlığını ilgilendiren bir mesele olduğunu dile getirdi. Ayrıca Venezüella ve Ekvator ile olan gerilimli durumu düzeltmede kendisinin aracılık yapabileceği önerisinde bulundu. Peru ve Şili’nin ardından Lugo’nun bu net olmayan tutumu, Uribe açısından olumlu bir sonuç niteliği taşıyor. Kıta ülkelerinden Peru’da olduğu gibi somut bir destek olmasa da tarafsıza yakın bir duruşun varlığı, ABD emperyalizminin Kolombiya üzerinden kıtaya yönelik saldırgan tutumunda elini güçlendirmeye hizmet etmekten başka bir şeye yaramıyor.</p>
<p>Paraguay’daki kısmi memnun edici sonucun ardından, Uruguay devlet başkanı Tabaré Vázquez’in ‘diğer ülkelerin iç meselelerine karışmama prensibine rağmen Güney Amerika’da yabancı bir askeri gücün varlığına karşı olduğu’ na dair cevabı, Uribe’nin ABD emperyalizmi elçiliğine kalkışmasının kıtada hiç de sempatiyle karşılanmadığının somut bir göstergesi oldu. Paraguay gibi kıtanın küçük ülkelerinden olan Uruguay’ın bu tavrı, emperyalist işgal karşıtı bloğa zemin kazandırmıştır.</p>
<p>Daha önce kıtadaki ABD askeri gücünün artmasından duyduğu rahatsızlığı belirten Brezilya devlet başkanı Lula da Silva, Uribe’ye Kolombiya’nın ABD ile yaptığı askeri anlaşma kararına saygı duyduklarını, ancak yapılacak askeri operasyonların Kolombiya toprakları ile sınırlı kalmasına dair garanti istediklerini ifade etti. Ancak bu garantinin nasıl olacağı, herhangi bir savaş durumunda kimin bu garantiye uyacağı cevabı boşlukta sorulardır. Brezilya dışişleri bakanı  Celso Amorim ise, Uribe’nin ziyareti öncesinde ABD ile yapılan askeri anlaşmanın ve üslerin gerekçesi olarak belirtilen ‘uyusturucu ve teröre karşı mücadele’ nin yeterli bir açıklama olmadığını, her iki ülkeden de gerçek niyetlerini açıklamalarını talep etmişti.</p>
<p>Emperyalist işgal karşıtı bloğun üyeleri olan Ekvator, Venezüella, Nikaragua, Bolivya ve Küba’nın tavırları ise bu yukarıda belirttiğimiz kimi ülkelerin aksine çok daha nettir. Kolombiya hükümetini iyi tanıyan ve bu bilgileri açıkça ifade etmekten çekinmeyen Venezüella devlet başkanı Chávez ve Ekvator devlet başkanı Rafael Correa, bu saldırılara izin vermeyeceklerini, gerekirse askeri olarak yanıtlayacaklarını ve bu mücadelenin en etkili noktasının ise Latin Amerika halklarının ortak mücadele zemininde buluşması olduğunu vurgulamaktadırlar. Ekvator, topraklarının geçen sene Kolombiya tarafından saldırıya uğramasından bu yana Kolombiya ile diplomatik ilişkileri kesmişti. Chávez ise, geçtiğimiz haftalarda Kolombiya hükümetinin “Venezüella, FARC a silah temin ediyor“ şeklindeki asılsız iddiasından sonra ekonomik ve diplomatik ilişkileri dondurak büyükelçisini Bogota’dan geri çağırdı. ABD emperyalizminin kıtada bir tür Israil haline getirmeye çalıştığı Kolombiya’nın komşularından gördüğü bu tavır giderek artan bir şekilde ve ABD’nin ekmeğine yağ sürecek denli saldırganlaşmasına neden olma potansiyelleri taşımaktadır.</p>
<p>Geçenlerde Barış İçin Mücadele Eden Kolombiyalılar hareketi ve bu hareketin önderi Kolombiyalı Senatör Piedad Cordoba ile görüşen Chávez, kardeş toplum Kolombiya ile faşist Kolombiya hükümetini birbirinden ayrı gördüğünü, bu hükümetin Kolombiya halkını temsil etmekten uzak olduğunu belirtti. Kardeş Kolombiya halkının bu gün çok uzakmış gibi görünen barışı elde etmesi için üzerine ne düşerse yapacağını, Kolombiya’daki ABD üslerine karşı kardeş toplum Kolombiyalılar ile “barış üsleri“ oluşturmak için harekete geçme sözü verdi. Asıl gücün halk ve onun temsilcisi sosyal hareketler olduğunu vurgulayan Chávez, Kolombiyalı sosyal hareket Barış İçin Mücadele Eden Kolombiyalılar ile ALBA düzeyinde dayanışma sözü verdi. Chávez’in Kolombiya ile ilişkileri dondurma kararı alması üzerine Venezüella’ya ilişkileri bir düzeyde toparlamaya gelen eski Kolombiya devlet başkanı Ernesto Samper’in Venezüella’dan eli boş dönmesine karşılık, Piedad Cordoba’nın Venezüella büyükelçisinin Bogota’ya geri dönmesi yönündeki isteğine olumlu yanıt veren Chávez, halk hareketlerinin yanında yer alma konusunda ciddi adım atan bir Latin Amerikalı lider oldu. Kolombiya’nın ABD emperyalizmi ile olan işbirlikçi tutumuna karşı son derece kararlı bir tavır alan Rafael Correa ise, emperyalizm karşıtı bloğun önünü açacak bir lider durumundadır. 9 Ağustos’ta devlet başkanlığını yerli töreni eşliğinde ikinci kez devralan Correa, Latin Amerika devriminin halk hareketlerinin ve mücadelelerinin elinde olduğunu kavrayan bir devlet başkanı olduğunun sinyallerini verdi. Bu tören esnasındaki konuşmasına yerli dilinde başlayan Correa, 10 Ağustos günü yapılan UNASUR dönemsel başkanlığını devralma toplantısında Latin Amerika halkalarının emperyalizme karşı birleşmesinden başka alternatifi olmadığının altını çizdi.</p>
<p>ABD emperyalizminin Kolombiya’da sayısını arttırdığı askeri üsler ile attığı bu adım, her iki taraf açısından büyük önem taşıyor. Bu somut adımla tarafların iyice belirginleştiği bu süreçte Latin Amerika’nın ilerici hükümetleri olan Venezüella, Ekvator, Bolivya, Nikaragua ve El Salvador emperyalizmle mücadelede toplumsal yapıyı yoksul ve emekçi sınıflar lehine daha radikal bir şekilde değiştirmek alternatifiyle her zamankinden daha fazla yüzyüzeler. Sosyalist toplum projesinde attıkları her adımın bu ülkeleri birbirlerine nasıl yaklaştırdığı ise çok daha açık gözlenmekte bugün. Öte yandan ABD emperyalizmi ile net bir tavır alma konusunda çelişki içindeki diğer Latin Amerika ülkeleri için ise ABD’nin her attığı adımda daha da saldırganlaşacağını görecekleri yeni bir sürece girilmektedir. Şili, Paraguay gibi ülkelerin tutarsız tavrı Honduras darbesinden henüz yeterince ders alınmadığını göstermektedir.</p>
<p>Öte yandan Kolombiya’nın nasıl bir kilit noktada durduğu bugün her zamankinden daha açıktır. Kolombiya’da süren sınıf savaşımı yoksul ve emekçi halktan yana sonlanmadığı sürece Kolombiya bölge ülkeleri için büyük bir tehlike olmaya devam edecektir. Chávez’in Kolombiya’lı  devlet yanlısı RCN televizyonundan bir gazeteci ile yaptığı röportajda, Kolombiya devletini saldırgan olarak gördüğünü belirtip FARC’a dair olan bir soruyu ise onları terörist olarak görmediği şeklinde yanıtlaması ve kardeş toplum Kolombiya’nın barışı elde etmesi için elinden geleni yapacağını ifade etmesi Kolombiya’nın anahtar rolünün anlaşılmaya başlandığını göstermektedir. Kolombiya’nın ABD kuklalığından kurtulmasının orada sürmekte olan mücadelenin başarıya bağlı olduğu gerçeği yalnız Kolombiya’nın değil, tüm Latin Amerika kıtasının kaderini belirleyecek denli önem taşımaktadır.</p>
<p>Canan Ateş &#8211; Caracas, 10 Ağustos 2009</p>
<p>| 11 &#8211; 08 &#8211; 2009 |</p>
<div class="addthis_toolbox addthis_default_style addthis_32x32_style" addthis:url='http://www.atik-online.net/2009/08/kolombiyanin-gelecegi-tum-latin-amerikanin-kaderini-belirleyecektir/' addthis:title='Kolombiya&#8217;nın geleceği, tüm Latin Amerika&#8217;nın Kaderini Belirleyecektir ' ><a class="addthis_button_preferred_1"></a><a class="addthis_button_preferred_2"></a><a class="addthis_button_preferred_3"></a><a class="addthis_button_preferred_4"></a><a class="addthis_button_compact"></a></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.atik-online.net/2009/08/kolombiyanin-gelecegi-tum-latin-amerikanin-kaderini-belirleyecektir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Honduras&#8217;ta Askeri Darbe</title>
		<link>http://www.atik-online.net/2009/07/hondurasta-askeri-darbe/</link>
		<comments>http://www.atik-online.net/2009/07/hondurasta-askeri-darbe/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 04 Jul 2009 10:10:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>AHM</dc:creator>
				<category><![CDATA[Canan Ateş]]></category>
		<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[darbe]]></category>
		<category><![CDATA[honduras]]></category>
		<category><![CDATA[manuel zelaya]]></category>
		<category><![CDATA[orta amerika]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.atik-online.net/?p=2672</guid>
		<description><![CDATA[Honduras Devlet Baskani Manuel Zelaya 28 Haziran günü erken saatlerde, evinden maskeli askerler tarafından zorla kaçırılarak Kosta Rika’daki bir askeri havaalanına götürüldü. Orta Amerika’nın darbeler ülkesi Hondurastta haftalardır süren siyasi kriz darbeyle sonuçlandı. Özellikle bir yıldan beridir Latin Amerika’daki solcu hükümetlerle ekonomik ve siyasi işbirliğini geliştiren ve kendini de sol olarak tanımlayan Manuel Zelaya’ya yönelik, [...]<div class="addthis_toolbox addthis_default_style addthis_32x32_style" addthis:url='http://www.atik-online.net/2009/07/hondurasta-askeri-darbe/' addthis:title='Honduras&#8217;ta Askeri Darbe ' ><a class="addthis_button_preferred_1"></a><a class="addthis_button_preferred_2"></a><a class="addthis_button_preferred_3"></a><a class="addthis_button_preferred_4"></a><a class="addthis_button_compact"></a></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.atik-online.net/wp-content/uploads/2008/12/kose_yazisi.jpg" rel="lightbox[2672]" title="kose_yazisi"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-54" title="kose_yazisi" src="http://www.atik-online.net/wp-content/uploads/2008/12/kose_yazisi-100x100.jpg" alt="kose_yazisi" width="100" height="100" /></a>Honduras Devlet Baskani Manuel Zelaya 28 Haziran günü erken saatlerde, evinden maskeli askerler tarafından zorla kaçırılarak Kosta Rika’daki bir askeri havaalanına götürüldü.<span id="more-2672"></span></p>
<p>Orta Amerika’nın darbeler ülkesi Hondurastta haftalardır süren siyasi kriz darbeyle sonuçlandı. Özellikle bir yıldan beridir Latin Amerika’daki solcu hükümetlerle ekonomik ve siyasi işbirliğini geliştiren ve kendini de sol olarak tanımlayan Manuel Zelaya’ya yönelik, kendisinin ikinci kez seçilmesinin yolunu da açacak anayasal reform için referendumun yapılacağı gün darbe gerçekleştirildi. Geçen hafta ordunun 28 Haziran 2009 günü yapılacak referandum için secim sandıklarını hazır bulundurmayacağı ve güvenliğini almayacağını açıklaması sonrasında başlayan kriz, Manuel Zelaya’nın genelkurmay başkanını görevden alması ve milli savunma bakanının istifa etmesiyle birlikte tepe noktasına çıktı. Darbe olasılığı güçlenmişti ve buna karşı özellikle Venezüella ve diğer bazı ülkelerde bununla ilgili gösteriler başlamıştı birkaç gün öncesinden.</p>
<p>Manuel Zelaya Kosta Rika’dan Kosta Rika Devlet Başkanı Oscar Arias ile birlikte yaptığı ilk basın açıklamasında, nasıl kaçırıldığının detaylarını anlattı, darbenin arkasında Honduras aşırı sağının ve mafyasının olduğunu, kendisinin Honduras’ın anayasal başkanı olarak ülkesine geri döneceğini, halkın eylemlere devam etmesinin önemli olduğunu ifade etti.</p>
<p>Kosta Rika Başkanı da Zelaya’nın kendisinden habersiz olarak Kosta Rika’ya getirildiğini ancak, Manuel Zelaya’ya sonuna kadar destek çıktığını ve bunun bir darbe olduğunu, önümüzdeki günlerde yapılacak uluslararası toplantılarda Manuel Zelaya’ya sahip çıkılması gerektiğini ifade etti.</p>
<p>Bu arada Latin Amerika’nın birçok ülkesinin devlet başkanları ve birlikleri darbeyi kınadı ve bir an önce Zelaya’nın ülkesine geri dönerek görevinin başına geçmesinin sağlanması ve durumun normalize edilmesini talep etti.</p>
<p>Honduras’ta darbe sabahından itibaren radyo televizyon vb. stratejik kurumlar darbeci güçler tarafından ele geçirildi ve Telesur vb. uluslararası basın kuruluşlarının yayınları kesildi. Küba, Venezüella, Nikaragua büyükelçilerinin kaçırıldığı haberi üzerine, Venezüella Devlet Başkanı Hugo Chávez Miraflores Başkanlık Sarayı’nda yaptığı toplantıda, büyükelçilerin derhal serbest bırakılmasını talep etti ve Honduras askerlerini halka karşı silah doğrultmamaları gerektiği konusunda uyardı. Konuşmasında ALBA, UNASUR, OEA gibi kıtasal birlikler üzerinden diplomatik ve siyasi araçları kullanarak darbenin boşa çıkartılacağını, gerekirse askeri müdahale alternatifinin de gündeme gelebileceğini ifade etti.</p>
<p>Özellikle bugünlerde Nikaragua’nın başkenti Managua’da başlayacak ALBA ve UNASUR toplantılarının darbeye karşı uluslararası baskı kurma noktasında önemli roller oynayacağı düşünülüyor. 2008 yılında, Bolivya’da aşırı sağın başkan Evo Morales’e yönelik darbe girişimine karşı toplanan UNASUR’un oynadığı caydırıcı rol düşünüldüğünde bu kıtasal birliklerin Honduras konusunda da aynı rolü oynayabilmesi kıtanın demokratik ve solcu-ilerici entegrasyonu açısından önemli bir referans olacaktır.</p>
<p>CANAN ATEŞ &#8211; 28 Haziran 2009, Caracas</p>
<p>| 04 &#8211; 07 &#8211; 2009 |</p>
<div class="addthis_toolbox addthis_default_style addthis_32x32_style" addthis:url='http://www.atik-online.net/2009/07/hondurasta-askeri-darbe/' addthis:title='Honduras&#8217;ta Askeri Darbe ' ><a class="addthis_button_preferred_1"></a><a class="addthis_button_preferred_2"></a><a class="addthis_button_preferred_3"></a><a class="addthis_button_preferred_4"></a><a class="addthis_button_compact"></a></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.atik-online.net/2009/07/hondurasta-askeri-darbe/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Venezuela&#8217;da Sİ&#8217;nin Zaferi</title>
		<link>http://www.atik-online.net/2009/02/venezuelada-sinin-zaferi/</link>
		<comments>http://www.atik-online.net/2009/02/venezuelada-sinin-zaferi/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 26 Feb 2009 09:24:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>AHM</dc:creator>
				<category><![CDATA[Canan Ateş]]></category>
		<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[chavez]]></category>
		<category><![CDATA[referandum]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.atik-online.net/?p=1074</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;Ben bir askerim; sizler, yani halk benim önderimdir. Ben size, eğer beni yarı yolda bırakmazsanız, ben size ömrümün sonuna dek hizmet ederim demiştim. Siz benim kaderimi, politik gelecegimi belirlediniz. Ben de size hizmet etmeye devam edeceğim&#8221;. Venezuela Devlet Başkanı Hugo Chavez, Karakas&#8217;taki Miraflores Başkanlık Sarayı&#8217;nın balkonundan coşkulu kalabalığa bu şekilde sesleniyordu. Anayasal düzenlemenin onaylanmasına ilişkin [...]<div class="addthis_toolbox addthis_default_style addthis_32x32_style" addthis:url='http://www.atik-online.net/2009/02/venezuelada-sinin-zaferi/' addthis:title='Venezuela&#8217;da Sİ&#8217;nin Zaferi ' ><a class="addthis_button_preferred_1"></a><a class="addthis_button_preferred_2"></a><a class="addthis_button_preferred_3"></a><a class="addthis_button_preferred_4"></a><a class="addthis_button_compact"></a></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: left;"><a rel="attachment wp-att-54" href="http://www.atik-online.net/2009/07/04/hondurasta-askeri-darbe/kose_yazisi/"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-54" title="kose_yazisi" src="http://www.ydg-online.org/ahmtr/wp-content/uploads/2008/12/kose_yazisi-100x100.jpg" alt="kose_yazisi" width="100" height="100" /></a>&#8220;Ben bir askerim; sizler, yani halk benim önderimdir. Ben size, eğer beni yarı yolda bırakmazsanız, ben size ömrümün sonuna dek hizmet ederim demiştim. Siz benim kaderimi, politik gelecegimi belirlediniz. Ben de size hizmet etmeye devam edeceğim&#8221;. Venezuela Devlet Başkanı Hugo Chavez, Karakas&#8217;taki Miraflores Başkanlık Sarayı&#8217;nın balkonundan coşkulu kalabalığa bu şekilde sesleniyordu. <span id="more-1074"></span>Anayasal düzenlemenin onaylanmasına ilişkin referandumdan %54,36 oranında Evet (Si) oyu çıkması, Venezuelalılar kadar Başkan Chavez&#8217;i de coşkulandırmış durumda. Hayır (No) diyen muhalefet ise, %45,36 oy oranında kalarak başkan Chavez&#8217;e yeniden seçilme imkanı tanıyan düzenlemenin geçmesine engel olamadı.</p>
<p style="text-align: left;">16.949.033 seçmenden yaklaşık 11 milyonunun oy kullandığı seçimler, katılımın yüksekliği açısından geçen yıl Kasım ayında yapılan yerel seçimlerin de üzerine çıktı. 6 milyonun uzerindeki Si-Evet oyu Başkan Hugo Chavez&#8217;in siyasi geleceğinin 2013 yılı ile sınırlanmasını engellemiş oldu.</p>
<p style="text-align: left;">1600 ulusal, 98 uluslararası gözlemcinin eşliğinde yapılan seçimlerin güvenliği için 140.000 ordu mensubu ülke çapında görev yaptı. Özel biyometrik makinalarla yapılan bu seçim, Chavez&#8217;in 10 yıllık başkanlığı süresince yapılan 15. seçim olma özelliğini taşıyor. Yaklaşık üç aydır süren yoğun seçim yarışının kilit sorusu ise:</p>
<p style="text-align: left;">&#8220;Cumhuriyet Anayasası&#8217;nın Ulusal Meclis tarafindan onaylanmış bulunan  160,162,174,192 ve 230. maddelerinde halk tarafindan seçilmis politikacıların haklarını genişleterek herhangi bir vatandaşın seçimler sonrasında üstlendiği görevi icra süresinin sonunda, aynı görev için anayasal olarak belirlenen süre için yeniden aday olmasına ve seçilmesi durumunda görevi devralmasına izin veren özel düzenlenmeye onay veriyor musunuz?&#8221; şeklindeydi.</p>
<p style="text-align: left;">Yapılan referandum, 1999 (Carta Magna) Anayasası&#8217;nda bir değişiklik yapılmasını öngörüyor. Si yani Evet seçeneğinin kazanması durumunda halk tarafından seçilenlerin görev sürelerinin yeniden seçilmeleri durumunda sınırsız olmasına izin veriyor. Si&#8217;nin zaferi, Venezuela&#8217;nin olduğu kadar tüm Latin Amerika Kıtası&#8217;nın da geleceğini belirlemiş oldu. 2008 yılında Ekvator&#8217;daki ulusal egemenlik ve sosyal devlet eksenli anayasal düzenlemenin referandumdan geçmesi, Brezilya&#8217;da yerel seçimlerde Lula&#8217;nın partisinin %70&#8242;i bulan oy oranına ulaşması, Bolivya&#8217;da Morales&#8217;in yerli haklarını koruyan, yerlilerin özerkliğinin sınırlarını genişleten, latifundizme izin vermeyerek yeni bir toprak reformunu öngören Anayasal değişikliğinin %63 oy oranı ile kabul edilmesi, Latin Amerika&#8217;nin ilerici hükümetlerin, halk tarafından birkez daha onaylanması anlamına geliyor.Venezuela&#8217;daki referandum ise Chavez&#8217;in 2013 yılında tekrar başkanlık seçimlerine girmesini belirlemesi anlamında hem Venezuela&#8217;daki hem de tüm kitadaki politik sürecin gelecegi acisindan son derece kritik bir öneme sahipti ve Chavez, bu zorlu sinavin ilk etabini gecmis durumda. Latin Amerika&#8217;nin ilerici devlet baskanlari da Chavez&#8217;i bu zorlu secim yarisinda yalniz birakmadilar. Karakas&#8217;ta Subat ayi basinda yapilan ALBA (Alternativa Bolivariana para los pueblos- Halklar icin Bolivarci Alternatif) toplantisina katilan Nikaragua Devlet Baskani Daniel Ortega, Bolivya Devlet Baskani Evo Morales, Honduras Devlet Baskani Manuel Zelaya, Dominik Cumhuriyeti Basbakani Roosevelt Skerrit, Küba Baskan Yardimcisi Jose Machado ile Ekvator Devlet Baskani Rafael Correa, 2 Subat&#8217;taki Devrimin 10. yil kutlamalarina katilarak Chavez&#8217;e desteklerini acikca dile getirdiler.</p>
<p style="text-align: left;">%46 gibi aslinda cok da azimsanmayacak oranda &#8220;No-Hayir&#8221; oyu veren Venezuela&#8217;daki Chavez karsitlarinin secim kampanyasi önemli ipuclari tasiyor. 2 Aralik 2007 tarihindeki daha genis kapsamli referandumdan kazancli cikan muhalefetin, bu referanduma da oldukca iyi hazirlandigi söylenebilir. &#8220;No es No &#8211; Hayir Hayirdir&#8221; adi altinda yürüttükleri kampanya boyunca Anayasal Düzenleme adini tasiyan referanduma &#8220;Reeleccion Indefinida &#8211; Belirsiz bir süre icin Yeniden Secim&#8221; demeyi tercih ederek, bu düzenlemenin Chavez&#8217;in tiranligi anlamina gelerek demokrasiyi ihlal ettigi vurgusunu öne cikardilar. Ulusal Meclis&#8217;in bu tanimlamaya yaniti ise, yayinladiklari bir bildiri araciligi ile öngörülen anayasal düzenlemenin oldukca ve yeterince acik oldugu seklindeydi. Sözü edilen maddelerdeki düzenleme, Ulusal Meclis&#8217;in onayi ve 6 milyonun üzerindeki imza ile referanduma tasindi.160. madde 4 yilda bir secilecek eyalet valilerinin, 162. madde yine dört yilda bir secilecek yasama organi üyelerinin, 174. madde dört yilda bir secilecek belediye baskanlarinin, 192. madde bes yilda bir secilecek Ulusal Meclis milletvekillerinin ve 230. madde 6 yilda bir secilecek devlet baskaninin yeniden secilebilmesine imkan taniyor.</p>
<p style="text-align: left;">Muhalefet, secim kampanyasinin dengesiz bir sekilde yürüdügünü iddia ederek, &#8220;Evet&#8221; kampanyasinin iktidardaki PSUV (Venezuela Birlesik Sosyalist Partisi) tarafindan devlet olanaklari kullanilarak yürütüldügünü, bu konuda sorusturma yapilmasi gerektigini sürekli dile getirdi. PSUV, yaklasik 3 yil önce Chavez&#8217;in Venezuela&#8217;daki sosyalist, demokrat ve ilerici parti, kesim ve bireyleri biraraya getirerek kurdugu bir parti olmasindan dolayi varolan sistemle icice gecmis bir örgüt ve bu iddia belli oranda bir gerceklik tasiyor. Ancak muhalefetin, ABD ile olan politik ve finansal iliskileri, Kolombiya paramiliterleri ile siki baglari, terazinin hangi kefesinin agir bastigini aciklamaya yetiyor.</p>
<p style="text-align: left;">Ulusal Secim Kurulu&#8217;nun, televizyon ve radyo gibi yayin organlari üzerinden propanganda yapmalarini engelledigi iddia eden muhalefet, onlarca özel televizyon ve radyo kanali üzerinden Chavez&#8217;e ve sosyalizme neredeyse hakarete varan sözler sarf ettigini ve buna karsilik herhangi bir cezai yaptirimla karsi karsiya kalmadigini unutmusa benziyor. Resmi televizyon kanallarinin yayinlari ise ülkedeki güclü muhalefetin varligini görmezden gelen bir mantikla yapiliyor. Muhalefetin etkinliklerinin yer almadigi haber programlari bu yaniyla bir yetersizlik tasiyordu. Resmi televizyon kanallari, secime bir hafta kala muhalefetin Karakas&#8217;ta yaptigi mitinge katilimin azligini vurgularken muhalefet bir milyonun üzerinde bir kitleden bahsediyordu. Birkac gün sonra Karakas&#8217;ta Chavez yanlilarinin kampanya kapanisi olarak yaptiklari mitingi, resmi kanallar saatlerce gösterirken muhalefet kisa görüntülerle gecistirip neredeyse kimse gitmemis görüntüsü yaratmaya calisiyordu. Her iki tarafin da sergilemis oldugu yayin politikasi, bilgi vermekten cok secim kampanyasina hizmet etmesi acisindan saglikli bilgi verme noktasinda zaaflar tasidi.</p>
<p style="text-align: left;">Muhalefetin secim kampanyasi boyunca öne cikardigi diger basliklar ise ülkede sürekli artan suc ve cinayet oranlari ile yükselen enflasyon oldu. Muhalefet, Chavez&#8217;in ömrü boyunca baskan olarak kalma tutkusu oldugunu iddia ederek, Venezuelalilari buna izin vermemeye cagirdi. Chavez ise, secim slogani olarak &#8220;halkin kendisini yönetecekleri belirlemesi ya da görevden almasi icin Evet! Kisiler gelip gecicidir, ancak düsünceler, kurumlar kalicidir&#8221; diyerek meselenin kisisel olmadigini vurguladi. Chavez, kendisinin ulusal huzurun, barisin ve ulusal egemenligin teminati oldugunu söyleyerek Venezuela devlet baskanligina yeniden talip oldugunu ifade etti. Rosa Luxemburg&#8217;un &#8220;Ya Sosyalizm Ya Barbarlik&#8221; sözünü tekrarlayarak secimden cikacak Evet&#8217;in öneminin altini cizdi.</p>
<p style="text-align: left;">Muhalefet, secim kampanyasi boyunca sürekli bir kargasa ortami yaratma olanagi aradi. Muhalif üniversite ögrencileri Karakas, Maracaibo, Maracay gibi büyük sehirlerde polisle catistilar. Tas, sopa ve molotof kullanan ögrenciler, belli bi düzeyde de olsa ortami radikalize ettiler. Venezuela polisi ve askerinin üniversiteye girmesi yasak oldugundan güvenlik güclerine saldiran ögrenciler, üniversite iclerine kactilar. Karakas&#8217;taki bir üniversite yakinlarinda otoyol kenarindaki calilik bölgenin ögrencilerce yakilmaya calisilmasi, Chavez yanlilarinin karsi propagandasina sebep oldu. Bu olaylardan dolayi yakalanan ve gözaltina alinan ögrenci neredeyse yok denecek kadar azdi. Ancak muhalefet burada da gercek disi propaganda yapmaya devam etti. Hükümet karsiti sagci El Nacional (Ulusal) gazetesinin 7 Subat tarihli basiminin arka sayfasindaki fotograf muhalefetin seviyesini iyice gözler önüne serdi. Ögrencilerin üzerine su sikan polislerin fotografinin üzerindeki &#8220;Suclulari cezalandir, Cocuklarimiza Saldirma- Belirsiz Secimlere Hayir&#8221; yazan gazete son derece bilincli olarak dezenformasyon yapmis ve Venezuela polisinin sözde siddetini göstermek icin kullandigi fotograf, Almanya&#8217;da polisin göstericilere saldirdigi bir eylemden cekilmis fotografti. Polisler Venezuela polisi degil, Alman polisiydi ve Venezuela polisi, bu zaman zarfindaki hicbir ögrenci eyleminde su sikmamisti.</p>
<p style="text-align: left;">Ic kargasa yaratmaya calisan muhalefet, Karakas /Mariperez&#8217;de bulunan Tifaret Israel Sinagogu&#8217;na 31 Ocak&#8217;ta yapilan saldirinin hükümet tarafindan organize edildigini iddia etti. Chavez&#8217;in Israil&#8217;in Filistin&#8217;e saldirilari esnasinda Israil&#8217;in Venezuela büyükelcisini Filistin halki ile dayanisma icin sinirdisi etmesinden yola cikan muhalefet, Sinagog&#8217;un duvarlarina kirmizi boya ile &#8220;Yahudiler disari&#8221; yazilmasini  buna dair bir kanit olarak gösterdi. Bu saldirinin failleri yaklasik 2 hafta icinde ortaya cikarildi. Muhalefetin yönettiği bir eyalete bağlı 7 polis, 4 sivil ve Sinagogun güvenlik görevlisinden olusan bir cetenin yaptigi aciklanan saldirinin soygun amacli oldugu ifade edilmesinin yanisira kimi kaynaklar, Kolombiyali paramiliterlerle Israil ajanlarinin ic istikrarsizlik yaratmaya yönelik bir provokasyonu oldugunu belirttiler.</p>
<p style="text-align: left;">Chavez karsitlarinin ic kargasa yaratma cabalari, muhalefetteki Hristiyan Demokrat parti COPEI tarafindan secimlerde gözlemci olmasi icin cagrilan Avrupa Parlamentosu Milletvekili Ispanyol Luis Herrero ile devam etti. Herrero, 13 Subat Cuma aksami Chavez&#8217;e diktatör demek ve referendum öncesi karisiklik yaratmaya kalkismak nedeniyle sinirdisi edildi. Herrero&#8217;nun sinirdisi edilmesi, Ulusal Secim Konseyi baskani Tibisay Lucena&#8217;nin basvurusu üzerine yapildi. Lucena, Herrero&#8217;nun aciklamalarini, secim kurumunun sayginligini zedeleyici bir müdahale olarak degerlendirdi. Herrero, aciklamasinda Venezuelali secmenlere, bir diktatörün hesapli bir sekilde dayatmaya calistigi korku ortamina izin verecek bir sekilde oy kullanmama cagrisinda bulunmustu. Chavez, bu milletvekilinin sinirdisi edilmesinin Ispanya ile olan iliskileri olumsuz yönde etkilememesi umdugunu belirtmisti.</p>
<p style="text-align: left;">Bu atmosfer icerisinde ve kapi kapi dolasilip, telefon ve internet üzerinden kitleye ulasilan yarisi Chavez&#8217;in baskanlik secimlerinde aday olmasina izin veren yasal düzenlemeye onayin 54,36% almasi ile son bulmus oluyor. 15 Subat tarihli köse yazisina &#8221; Bugün 15 Subat, olmak ya da olmamak&#8221; diye baslik atan Chavez&#8217;in politik yasaminin baskan olarak devam etmesi olanagina, Venezuela halki &#8220;Evet&#8221; verdi. Ancak Chavez&#8217;i bu süre boyunca gercekten de ciddi ve köklü sorunlar bekliyor. 10 yillik iktidari boyunca, cubugu yoksullardan yana bükerek ülke kaynaklarini emperyalistlerin yagmasina izin vermeyen Chavez&#8217;e, söylem olarak cokca kullandigi sosyalizmin pratigini hayata gecirmekten baska bir yol kalmiyor. Secim sonrasi yaptigi konusmasinda sosyalizm yolunda yürümeye kendini adayacagini belirten baskan Chavez, ülkedeki yogun suc oranindan dolayi ileri boyutlara ulasmis olan ic güvenlik meselesini ortadan kaldirmak icin mücadele edecegini söyledi. Ülkenin en büyük sorunlarindan biri halindeki ic güvenlik meselesinden bugüne kadar pek bahsetmeyen Chavez, bu sorunu cözme konusunda ciddi ve sonuc alici adimlar atmazsa ülkedeki cürüme ortaminin önüne gecilemez oldugunu görmek zorunda, cünkü resmi rakamlara göre Venezuela&#8217;da 2008 yili boyunca yaklasik 14.000 kisi hayatini cogunlugu hirsizlik amacli saldirilarda kaybetti.  </p>
<p style="text-align: left;">2013 yilina kadar, sosyalizmi programatik olarak hayata gecirme sözü veren Chavez, bu zorlu mücadeleyi gercekten örgütlü ve devrimci bir ruha sahip kadrolar yaratmadan gerceklestiremeyeceginden, misyon vb. gibi varolan halk örgütlülüklerini yeniden islevsel hale getirerek Venezuela halkina sosyalizm yolunda caba sarfetmenin yollarini güclendirmek zorunda.</p>
<p style="text-align: left;">Referandumdan &#8220;Hayir&#8221; oyunun cikmasi, Venezuela ve Latin Amerika&#8217;nin geleceginin oldukca karanlik görünmesi anlami tasiyordu. Chavez iktidari bu ihtimali, 2013 yilindaki secimlere kadar ötelemis durumda. Ülkedeki sinifsal esitsizlige karsi sosyalizm hedefli sürdürecegi mücadelenin basarisi, onu yalnizca baskanliga tasimayacak, olasi karanligi ortadan kaldirma anlaminda büyük deger tasiyacaktir. </p>
<p style="text-align: left;">| 26 &#8211; 02 &#8211; 2009 |</p>
<div class="addthis_toolbox addthis_default_style addthis_32x32_style" addthis:url='http://www.atik-online.net/2009/02/venezuelada-sinin-zaferi/' addthis:title='Venezuela&#8217;da Sİ&#8217;nin Zaferi ' ><a class="addthis_button_preferred_1"></a><a class="addthis_button_preferred_2"></a><a class="addthis_button_preferred_3"></a><a class="addthis_button_preferred_4"></a><a class="addthis_button_compact"></a></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.atik-online.net/2009/02/venezuelada-sinin-zaferi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

