„Dikkat Gazeteci! Terörist Olabilir!”
1 Şubat 2012 | 00:12
TÜRKİYE | 01 – 02 – 2012 | Tutuklu gazeteci sayısı sıralamasında dünyada 1 numara olan T.C devleti, basın yayın özgürlüğü konusunda rekor üstüne rekor kırarak „başarıdan başarıya“ koşuyor. Gazetecik mesleği üzerinde çok büyük bir sansür ve baskı söz konusu. Devrimci basın zaten on yıllardır bu baskı altında varlığını sürdürüyordu. Oysa hem devrimci basın üzerindeki baskı kat kat arttı hemde sıradan muhalif gazeteciler bile hergün tutuklanma korkusuyla gazeteciliklerini devam ettiriyorlar. Hatta bazılarının işäne bäle son veriliyor; Ece Temelkuran, Mehmet Altan ve Banu Güven örneklerinde olduğu gibi.
Erdoğan geçtiğimiz günlerde tutuklu gazeteciler için ‘‘evrakta sahtecilik, patlayıcı bulundurmak, terör, cinsel taciz gibi suçlarla yargılanıyorlar” demişti. Erdoğanın açıklamalarına yanıt veren tutuklu gazetecilerin avukatlarından Av. Taylan Tanay; Erdoğanın kendi milletvekilleriyle gazetecilerin dosyasını karıştırmış olabileceği yorumunda bulundu. Ardından emniyette ve savcılıkta müvekkillerine Erdoğan‘ın iddia ettiği başlıklarla ilgili hiçbirşey sorulmadığını ifade etti. Türkiyede gazetecilik yapmanın ‘‘terör faaliyeti‘‘ kapsamına alındıdığını ifade eden Tanay; Erdoğanın T.C devlet geleneğine ve siyasal kültürüne sahip çıktığını yani kendisine muhalif olanları asılsız suçlamalarla lekelemeye çalıştığını ifade etti.
“Gazetecileri, avukatları, öğrencileri kitlesel olarak tutuklu bulunan bu memlekette hükümetin başbakan ağzından yürüttüğü bu küfür ve inkâr siyasetinin hepimizin gündelik yaşamına yönelmiş devlet terörünü örtebileceğini düşünenler yanılıyorlar”tespitinde bulunan Av. Tanay, şöyle devam etti: “Bırakınız insanlarımızı neden tutuklandıklarını sormak, tutuklu insanlarımızı saymanın dahi oluşturduğu hiddet, sonrasında karşılaştığımız yalan ve karalama bir aczin göstergesi değil midir? Düşünce ve ifade hürriyetini alenen gasp ederken hiçbir sorun görmeyenlerin sıra kamuoyunun sorularına gelince tacize/sahteciliğe sığınmaları düştükleri durum açısından dikkat çekicidir. Başbakan anlaşılan grubundan milletvekilleri hakkında mecliste bekleyen yüzlerce fezleke ile gazetecilerin dosyalarını karıştırmaktadır. Hastalıklı hali nedeniyle bunu mahzur görmek gerektiği kanaatindeyim.”
Son yıllarda muhalif basına yönelik hükümet operasyonlarının arttığına dikkat çeken Tanay; sadece AKP yargısının ve hukukunun işlediğini ifade etti. Tanay gazetecilik faaliyetinin ‘‘terör faaliyeti‘‘ kapsamına alındığı değerlendirmesinde bulundu. “Siyasal yayıncılık, parti ve dernek çalışmaları, sokak eylemleri, ‘terör hukuku’ kapsamında geliştirilen ağır sınırlamalar içerisinde yürütülmektedir. Bu noktada her şeyden önce TCK’nın 220. Maddesi 6,7 ve 8. bentleri hatırlatılmalıdır; ‘Üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işlemek’, ‘Hiyerarşik yapıya dâhil olmamakla birlikte bilerek ve isteyerek yardım etmek’, ‘Örgütün amacının propagandasını yapmak’ kavramlarıyla şekillenen bu hukuksal yapı, ifade özgürlüğünün de içerisinde bulunduğu siyasal hareket alanını tamamen kriminalize etmekte ve kullanılamaz hale getirmektedir.
Yine paralel düzenlemeler barındıran 3713 sayılı Terörle Mücadele yasası, basın-yayın faaliyetleri ile örgütlenme ve düşünceyi ifade özgürlüklerini ağır ceza tehdidiyle sınırlamaktadır. Kısaca altını çizmek gerekirse insanlar; bir örgütle organik yahut hiyerarşik bir bağlarının bulunup bulunmadığı, örgütsel bir talimat altında yahut örgütsel bir faaliyet içinde bulunup bulunmadıkları araştırılmaksızın ifade ettikleri düşüncelerin örgütün amacına hizmet ettiği kabul edilerek ‘örgüt üyeliği’ suçunu düzenleyen ve 5 ila 10 yıl hapis cezası öngörülmüş ceza yargılamasına tabi tutulabilmektedirler. Yani gazetecilik faaliyetinin ‘terör faaliyeti’ olarak kabul edilmesini sağlayan hukuksal bir zemin bulunmaktadır.”
Tutuklu gazetecilerle ilgili olarak hazırlanan listelerde bazı eksik ve hataların bulunduğunu kabul eden Av. Taylan Tanay, ‘’ancak bunun sorumlusu da hükümettir. Çünkü Bilgi Edinme Yasası kapsamında yapılan başvuruların tamamına ret cevabı verilmekte bu noktada raporlama yapılması sistematik bir şekilde engellenmektedir” dedi.
Erdoğanın söylediği tek doğru şeyin; tutuklu gazeticilerin coğunluğunun terör suçlusu olarak yargılanması olduğunu belirten Tanay, “Ancak unuttuğu şey, memlekete armağan ettiği ileri demokrasimizin, bizi dünyanın en çok terör suçlusuna sahip memleketi haline getirdiğidir. Herkesin, heran, her davranış ve her düşüncesinden ötürü terör suçlusu olabileceği yerde terörün zanlısı kimdir? Kendisi gibi düşünmeyen herkesi terörist olarak gören bu terör konsepti -ki Amerika’dan aşırılmıştır- hiçbir şeyin meşruluk aracı olarak kabul edilemez.” şeklinde konuştu.
Ülkede yaratılan bu saldırı dalgasına karşı bir tepki geliştirmenin zorunluluğu tüm muhalif kesimlerin ortak kanısı. Aksi halde saldırılar dahada yoğunlaşacağı bekleniyor.
AHM-ATİK Haber Merkezi













