Roboski…F-16…Katliam
2 Ocak 2012 | 14:18
Tarih 28 Aralık 2011.
Uludereye bağlı Roboski(Ortasu) köylüleri yaşamlarını, geçimlerini sağlamak için gittikleri sınır ötesinden kendi köylerine dönerken F-16 savaş uçaklarının üzerlerine yağdırdığı bombalarla katledildiler. 16 ile 20 yaş arasındaki gençlerin çoğunlukta olduğu 36 köylü katledildi.
Bu öyle satılık burjuva basının ve AKP’li H.Çelik’in dediği gibi ”bir operasyon kazası” falan değil. Adını doğru koymak gerekli. Açıkça bir katliamdır. Bu bir devlet terörüdür. Roboski köyünde MGK’nın eliyle gerçekleştirilen bu katliamı kınıyor, katliamda yaşamını yitiren gencecik insanların ailelerine baş sağlığı diliyorum.
Bu devlet terörünü, katliamı burjuva basını uzun bir süre görmemezlikten geldi. İnternet sitelerinde haberin yayılmasına, Avrupa’da televizyonların duyurmasına rağmen katliamı gizleme çabasını sürdürdü. MGK’dan generallerin olayla ilgili açıklama yapmasından sonra haber yapmaya başladılar. Bu da ülkemizdeki basının ne denli korkutulduğunu, sindirildiğini, pespaye bir duruma getirildiğini gösterdi.
Burjuva basının geçmişten bu yana haberleri çarpıttığını, gerçekleri halktan gizlediğini biliyoruz. Bu olay nezninde de Başbakan R.T.E.’nin 1.5 ay önce medya patronları ve köşe yazarlarıyla yaptığı yemekli toplantının ne denli amacına ulaşmış olduğuna bir kez daha tanık oluyoruz. Gazeteciler, yazarları tutukla, zindana doldur. Basılmamış kitaplar için bile ”kitap bombadan daha tehlikelidir” demeçlerini ver. Ardından da mikrofonun karşısına çık ”bizim ülkemizde basın özgürdür” yalanını at. ”Ülkemiz hukuk devletidir” sözünü ağzından düşürme.
Bu devlet hukuk değil guguk devleti örneğidir.
İşte ilderi demokrasi bu…
AKP hükümeti iş başına geldiğinden bu yana ABD emperyalistlerinin de desteğiyle kemalistlere karşı verdikleri mücadelede başarı sağladılar. Belirli kurum ve kuruluşları kuşatma altına aldılar. Kemalistleri bu kurum ve kuruluşlardan temizlediler. Askeri, polisi, basını, yargıyı ele geçirdiler. Bu süreci tamamlayana kadar da AB’ye girme yanlısı görünmek için yapmadıkları şaklabanlıklar kalmadı. Kürt Açılımı, Demokratik Açılım, Alevi Açılımı, Roman Açılımı vb politikalarla kendilerini özgürlükten, demokrasiden yanaymış gibi yutturmaya çalıştılar.
Kısa bir dönem için de olsa AKP’nin bu politikaları belirli kesimlerde tuttu. Destek bile gördü. AKP’nin açılım safsatasıyla ulusal hareketin tavırsız kalması sonucu kitleleri belirli bir süre de olsa kandırmada başarılı bile oldu. 2009 yerel seçimleri, 2010 referandumu, 2011 genel seçimleri öncesinde ateşkes ilan etmek suretiyle AKP’nin işini kolaylaştırmıştır.
Süreç tamamlandıktan, devletin tüm kurum ve kuruluşlarına yerleştikten yani tam hakimiyet sağladıktan sonra işçi sınıfı düşmanı, Kürt düşmanı, çevre düşmanı… kısacası emek, demokrasi, özgürlük düşmanı yüzünü gösterdi.
İçeride ileri demokrasi(!) adına ileri faşizmi uygulayan AKP iktidarı BOP’de ABD emperyalizminin uşaklığını yaparak ”komşularla sıfır sorun” politikasından ”bütün komşularla sorun” politikasında demirledi.
AKP iktidarının başı R.T.E. ABD emperyalistlerine uşaklık etmekten aldığı cesaretle Suriye devlet başkanı Esad’a ”halkına karşı silah kullanma, halkına zulüm etme, iktidardan çekil” çağrıları bile yaptı.
Oysa.
Suriye’de Esad diktatörlüğü muhaliflerini kuşunlayarak katlediyor…
Ülkemizde ise uçaklardan atılan bombalarla katliam yapılıyor…
Aradaki fark bu kadar…
Ülkemizde 1923 yılından bu yana yani T.C. devleti kurulduğundan bu yana Kürt ulusuna yönelik imha ve inkar politikası günümüzde toplu tutuklamalarla, kurşuna dizmelerle, katliamlarla devam ediyor. Kürt olmak demek suçlu olmak demektir. Devletin yanında yer alarak korucu da olsan, korucu çocuğu da, korucu yakını da olsan fark etmez. Kürtsün. Kürt olmak sürgünü, zindanı hak etmektir. Biraz daha ileri giderek söyleyecek olursak Kürt olmak ölümü hak etmektir. Unutmamak gerekir ki egemen sınıfların gözünde en iyi Kürt ölü Kürttür.
Başbakan R.T.E. muhalif Kürtleri kast ederek ”kadın da olsa, çocuk da olsa gereken cezayı çekerler” demişti. AKP MGK’da aldığı kararlarla Kürt halkına karşı savaş ilan etti. Kürt seçilmii siyasetçileri zindana dolduruldu. Kozan vadisinde 36 özgürlük savaşçısı kimyasal silahlarla katledildi.
Umarım ki bu katliamdan sonra özgürlük savaşçısı gerillaya karşı T.C. devletinin kolluk güçleriyle birlikte operasyona giden korucular gözlerinin içine batan gerçekleri görürler ve duruşlarını, konumlarını bir keze daha değerlendirirler.
Bu haksız savaşta taraflarını doğru belirlerler.
AHM-ATİK Haber Merkezi




(Toplam 4 oy, ortalama: 4,00)










