24 Mayıs 2012 | ATİK | Avrupa Türkiyeli İşçiler Konfederasyonu | abone ol

12345 (Toplam 2 oy, ortalama: 5,00)
158 okuma

Katledilişlerinin 93. Yılıdöznümünde, Rosa Luxemburg ve Karl Liebknecht Onbinler Tarafından Anıldı  

15 Ocak 2012 | 21:25 

BERLİN | 15 – 01 – 2012 | Rosa ve Karl’ın Alman tekelci burjuvazisinin resmi av köpekleri tarafından katledilişinin 93. yıl dönümünde, bu yıl da, her zamanki gibi Berlin sokakları ayaktaydı.

15 Ocak 1919 yılında katledilmişlerdi; ve ne tesadüf ki, bu yıl ki ölüm yıl dönümleri aynı güne denk düştü. 15 Ocak 2012 günü Franfurter Tor’da, saat: 10:00’da başlayan yürüyüş çok çeşitli örgüt, grup ve partinin flamaları, pankartları ve diğer görsel dövizleri ile rengarenkti. Antifa, DKP, MLPD gibi bir çok alman örgütünün yanı sıra, Türkiyeli örgütlerden TKP/ML, MLKP, MKP, TKİP, TKP, ÖDP, ATİF ve diğerleri katılmıştı.

TKP/ML’nin beş ustanın fotoğraflarının yer aldığı pankart her zamanki gibi yoğun bir ilgi odağı haline geldi. Daha yürüyüş başlamadan hemen önce en önlerde yer alan beş ustanın pankartına yürüyüş tertip komitesince gösterilen tepki (eğer bu pankartı buradan kaldırıp arka taraflara almazsanız yürüyüşü başlatmayız anonsu) TKP/ML taraftarları tarafından boşa çıkarıldı ve gösterilen direngen tutum karşısında yürüyüşü  başlatmak zorunda kaldılar. Alman örgütlerinin en başta yer aldığı yürüyüşün hemen arkasında bizim blok yer almıştı. En başta Rosa ve Karl’ın resminin bulunduğu ve altında “vardım, varım, varolacağım” şiarının almanca yazıldığı pankartın altında TKP/ML imzası vardı. Hemen arkasında yine altında TKP/ML imzasının bulunduğu beş usta ve hemen arkasında ATİF imzalı bir pankart sıralanmıştı; “Krizin bedelini biz ödemeyeceğiz” imzasıyla. Daha sonraki sıralamada Türkiye devrimci örgütleri, MLPD ve diğerleri sıralanmıştı.

Bu yıl da geçen yıl ki gibi polisin herhangi bir müdahalesi söz konusu olmadı. Yürüyüş sakin bir biçimde sona erdi. Sloganlarımızın bolca atıldığı yürüyüşte en çok ilgiyi çeken slogan beş ustayla ilgili atılan slogan oldu. Zaman zaman da “Yaşasın partimiz TKP/ML” sloganları atıldı –özellikle gençler tarafından ve onların coşku dolu enerji ve kararlılıkları ile. Kortejimiz her zamanki gibi kalabalık ve renkliydi. Bolca bayraklarımız ve pankartlarımızla yürüyüşü adeta kızıla boyadık.

Öte yandan yürüyüşün bitiminden sonra Rosaların anıt-mezarı gün boyunca on binlerce devrimci, ilerici ve yurtsever tarafından ziyaret edildi. Bu yıl ki katılımın ve anıt-mezar ziyaretinin geçen yıla oranla daha kalabalık olduğu gözlendi.

Bir ölüm yıl dönümünde daha Alman emperyalizmi lanetlendi ve Rosa’ların devrimci anısı ve kavgaları sonraki devrimci ve ilerici kuşakların mücadelesinde yaşamayı sürdürdü.

Anma yürüyüşünde dağıtılan bildirilerden birisini olduğu gibi yayımlızoruz

————-

ROSA VE KARL’IN ADI VE İDEALLERİ SONSUZA DEK YAŞAYACAKTIR!,

Uluslararsı Komünst Hareket’in ve Alman sosyalist hareketinin en seçkin iki temsilcisi, Rosa Luxemburg ve Karl Liebknecht’in Alman tekelci-burjuvazi tarafından katledilişinin 93. yıldönümündeyiz.

Dönemin koşullarında hızla tırmanan devrimci durumu dış etmenler iyiden iyiye demine sokmuş ve yıl 1919’u gösterdiğinde Rosa ve Karl’ın önderlik ettiği Spartaküs Birliği’ni tarihe devrimle müdahale etmek zorunda bırakmıştı.

Bir yandan deminde devrimci durum ve ayaklanan sokağa önderlik etme zorunluluğu, öte yanda bu duruma müdahale edecek olan Öncü’nün yetersizliği ile “geç kopma”nın yarattığı dezavantajlar arasındaki derin uçuruma karşın, Rosalar duraksamaksızın, ayağa kalkan sokağa ve silahlı işçi sınıfına önderlik etmek için dümene geçip direngen ve direşkenlikle, yiğitlik ve kararlılıkla devrimci iç savaşa giriştiler ve mücadelenin ateş hattında yaşamlarını feda ettiler. Yıl 15 Ocak 1919’du.

Rosa ve Karl, Alman devrimci hareketinin en parlak temsilcileri ve II. Enternasyonal’in en sivri ucuydular. Bernştayn revizyonizmine de, II. Enternasyonalin resmi bekçisi Kautsky’nin I. Emperyalist savaşın hemen eşiğindeki “anavatan savunması” çizgisine de kararlılıkla karşı koyup Alman devriminin onurunu kurtaran da, devrim kapıyı çaldığında aklını, yüreğini ve bedenini devrime adayan da onlardı.

Rosaların ölümlerinin 93. yıldönümünde dünya ve Avrupa, süreğen ekonomik ve mali bunalımın ağları içinde kapana sıkışmış halde. Emperyalist haydutlar iyiden iyiye kuyruğunu kıstırmış durumda. Meta üretimine dayalı kapitalist üretim tarzı, kendisini güçten düşüren etmenlerin ağırlığı altında işleyemez noktaya son hızla yaklaşıyor. 2008 yılında doruk noktasına vararak şimdilerde yeniden tepe yapmaya hazırlanan ekonomik ve mali kriz, sistemin tüm çelişme ve uzlaşmazlıklarını git gide açığa çıkartarak ona dair umutları karartmaya başladı bile. Dünya ve Avrupa borç, banka, euro, borsa krizi, bütçe açığı, kitlesel işsizlik ve mali krizle adeta sarsılıyor. Ve beklenen güneşli günler de bir türlü ufukta gözükmüyor. Ama bir şey kesin: Sermayeye dayalı üretim sisteminin “tarihsel çöküşünü” “siyasal çöküşü” izlemesi kaçınılmazdır. Kronik ekonomik kriz, sistemin tüm çelişme ve çatışmalarını, kör noktaları ve yetersizliklerini, tüm gelişme sınırlarını ve güçsüzlüklerini bütünüyle açığa çıkartmıştır.O, üretici güçleri yönetmeye güç yettiremeyecektir.

Tüm mesele, kapitalizmin sağlamlığı ve yıkılmazlığı üzerine çalan zafer marşlarının boşa çıktığı, kapitalizmin mutlak kudretine olan inancın yerini kuşku ve inançsızlığa bıraktığı anın bu tarihsel koşullarında, onun seçeneğinin, lehteki bu koşulları, devrim ve sosyalizm yararına kullanabilmesidir.

Ne var ki, uzun zamandır sığ sulara çekilen devrimin, üst üste binen gericilik dalgalarıyla kolu kanadı kırılan sınıf bilinçli proletaryanın, boynu vurularak gerilere püskürtülmüş devrimci güçlerin bugünden yarına ve büyük bir girişkenlikle ayağa doğrulması beklenmemelidir. Suların yükselmesi  ve çabuk toparlanma hemen bir anda olmayacaktır. Uzun soluklu, ısrarla yinelenen amansız bir mücadele, işin esasıdır. İşimizi ne denli iyi yaparsak bizi bekleyen görevlerle bizim mevcut durumumuz arasındaki derin uçurumu o denli erken kapatırız. Mücadelemiz meşru ve tarihsel olarak da haklıyız; bu, unutulmamalıdır. Devrim hakkı, tek gerçek “tarihsel hak”tır, derken Marx, birkaç elli yıl önce, taşı gediğine koymamış mıydı?

Şunu unutmamalıyız ki, devrim ve sosyalizm dün olduğu gibi bugün de halkın istemi ve ihtiyacıdır. Nasıl ki 20. yüzyıl devrim ve devrimci girişimlerle yer sarsıntısı geçirdiyse; 21. yüzyılda da, devrim, “vardım, varım, varolacağım” demeyi sürdürecek ve şafağın ilerleyen dev kitlenin üzerinde doğacağı günler mutlak biçimde gelecektir.

Dileriz ki, ölümlerinin bu 93. yıdönümünde, Rosaların barbarca katledildiği bu topraklar, gerçek bir komünist partisini yaratmada gecikmesin ve yeni Rosaları bize verebilsin.
ROSA VE KARL ÖLÜMSÜZDÜR!

AHM-ATİK Haber Merkezi


Diğer Haberler

İbrahim Kaypakkaya, ülkenin her tarafında anılıyor.
NRW Eyalet Seçimlerinde İşsizliğe, sosyal kısıtlamalara ve ayrımcılığa karşı Sol Parti’yi ( Die Linke) destekliyoruz!
1915′İN DENEK TAŞINDA TÜRK VE KÜRT SİYASETİ (2. Bölüm)
Hannover KGF Derneğinde Denizler Anıldı
1 Mayıs Taksim ve Erzincan Videoları
7. Uluslararası İşçi Filmleri Festivali ve Uluslararası İşçi ve İletişim Konferansı Başlıyor
Malezya’da eyleme polis tarafından müdahele
Anonymous ve Redhack Affetmedi!
1915 Soykırımının İnkarını ve Soykırım Katillerinin Putlaştırılmasını Protesto Ediyoruz!
1915′in denek taşında Türk ve Kürt Siyaseti – (1. Bölüm)