Adana Köprübaşı, Otur Faşizme Karşı!
13 Aralık 2011 | 10:43
ADANA | 13 – 12 – 2011 | Adana özellikle Kürdistan bölgesinden gelen yoğun göç nedeniyle kürt nüfusunun artması dolayısıyla ve kentin geleneksel milliyetçi ve muhafazakar damarından dolayı, yıllarca devrimci, demokrat ve yurtsever halk güçlerine uygulanan faşist baskı ve politikaların pilot bölgesi olarak varolagelmiştir. Son yıllarda birçok uygulama ilk olarak burda denenmiştir. Mesela üniversitede ilk plastık mermi kullanımı burda uygulanmıştır. Bu uygulama sonucu bir kadın öğrenci, bir gözğnğ büyük oranda kaybetmiştir. Şehrin heryerınde bildiri dağıtan kişılere çevre kirletme ve kabahatler kanunundan para cezası gibi komik bir uygulamada burda uygulanmaktadır. Bunun gibi akıllara zarar birçok örnek verilebilir.
Özellıkle son dönemde Adana eski valisinin ‘molotof da silah olarak sayılsın bızde göstericilere sılah sıkalım’ talebiyle yeniden gündeme gelen Adana ili; bugünlerde yeni bir akıllara zarar, faşizan bir taleple gündemde
Diyarbakır Valisi’nin taş atan çocukları ”Sevgi Evleri”ne hapsetme talebi ve Adana Emniyet Müdürü’nün hazırladığı ”gecekondu mahallelerinde yaşayan çocukların suça karıştığı” yönündeki raporu ardından Vali Hüseyin Avni Coş, yoğun göç nedeniyle Adana’nın belli bölgelerinde plansız yapılaşma olduğunu savunarak yıkım kararı aldı.
Kürdistan’da faili meçhul cinayet, köy yakma, işkence olayların en yoğun yaşandığı 1991-95 yılları arasında OHAL Vali Yardımcısı Hüseyin Avni Coş zamanında köyler yakılıyordu.
Başbakan Erdoğan’ın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı iken hakkındaki yolsuzluk soruşturması için görevlendirilen ve ’yolsuzluk yok’ raporu veren dönemin Mülkiye Başmüfettişi Hüseyin Avni Çoş, ’ileri demokrasi’ örneği olarak artık köyleri yakıp boşaltma değil, Adana’da mahalleleri boşaltma planını hayata geçiriyor.
Adana Emniyet Müdürlüğü tarafından hazırlanan raporda, kentte ’taş atan çocuklar’ ve yaşanan gösterilere ilişkin değerlendirmelerde bulunuldu. Taş atan çocuklar ve gösterilerin durdurmak için kentsel dönüşüm isteyen Emniyetin raporunda, ”Araç giremeyen dar ve çıkmaz sokaklar şüphelilerin kaçışını ve barınmasını kolaylaştırıyor. Birbirine geçilebilen basit binalardan oluşan yapı tarzları suçluyla mücadeleyi zorlaştırıyor. Bu tür semtlerde terör örgütü mahalle baskısı kuruyor. Suç odağı haline gelen gecekondu bölgelerinin kentsel dönüşümüne öncelik verilsin” ifadelerine yer verildi.
Raporun ardından bir açıklama yapan Adana Valisi Hüseyin Avni Coş ise raporu destekler şekilde Adana’nın yoğun göç aldığını ve çocukların toplum hayatına katılmaları için kentsel sosyal dönüşüm gerektiğini söyledi.
Vali Coş, bu raporun ardından başta Seyhan olmak üzere ilde yaklaşık 250 bin kişiyi ilgilendiren yıkım için harekete geçti. Amaç ise ”Kürt çocuklarına koruma sağlayan” yapılar. Yeni köylerinden, yurtlarından talanla, zulümle, işkenceyle, dövülerek göç ettirilen ve başlarını sokabilecekleri bir yer bulan göçzedelerin barındıkları mahalleler…
Diyarbakır Valisi Mustafa Toprak da geçen hafta bir gazeteye verdiği demecinde, taş atan çocukları cezalandırmak için farklı bir yöntemi ortaya atmış ve bu çocukların ailelerinden alınarak, cemaatin de hoşgörüyle baktığı ve gerek eğitimcileri gerekse de ’sivil toplum örgütü’ bünyesindeki ’gönüllüleri’ ile yardımda bulunabileceği ”Sevgi Evleri” ne yerleştirebileceklerini açıklamıştı. Vali Toprak’ın bu faşizan açıklamasına karşılık gerek insan hakları kuruluşları gerekse aileler sert tepki göstermişti.
Adana Valisi Hüseyin Avni Coş’un talebi ise daha farklı. Emniyet Müdürlüğü’nün hazırladığı rapora atfen sokak çocukları için bir anlamda ’doğal barınak’ denilen gecekondu mahallelerini yıkmak.
Hüseyin Avni Coş’u bilmeyenlere hatırlatalım. 1991-95 yılları arasında OHAL Vali Yardımcısı olarak Diyarbakır’da görev yaptı. Daha sonra sırasıyla İçişleri Bakanlığı Mülkiye Müfettişi ve Mülkiye Başmüfettişliği görevlerinde bulundu.
Hüseyin Avni Coş, Mülkiye Başmüfettişi görevinde iken İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Tayyip Erdoğan hakkında açılan yolsuzluk soruşturmasında görevlendirildi.
Soruşturma sonucunda Belediye Başkanı Erdoğan’ın ’suçsuzluğu’ Hüseyin Avni Coş imzasıyla teyit edildi. Erdoğan Başbakan, Hüseyin Avni Coş ise sırasıyla Bingöl, Aksaray, Kırklareli, Aydın ve en son olarak Adana Valiliği’ne atandı.
Kürdistan’da kontrgerilla cinayetleri, köy yakma, zorunlu göç ve işkencelerin doruk noktasına ulaştığı 90’lı yılların en hareketli dönemi olan 1991-95 yılları arasında ise Hüseyin Avni Coş OHAL Bölge Vali Yardımcılığı görevinde bulunuyordu.
13 ilin bağlı bulunduğu OHAL Bölge Valiliği bünyesinde sıradan bir ilin valisinden daha fazla yetkilerle donatılan OHAL Vali Yardımcılarından olan Hüseyin Avni Coş, 1991-95 yılları arasında Kürdistan’da yaşanan her türlü cinayet, köy yakma, gasp, talan eylemlerine yakından tanıklık etmiş bir isim.
Bunlar içinde korucuların, itirafçıların, kontrgerillanın işlediği cinayetler, köy yakmalar ve sayıları binlerle ifade edilen kayıplar var.
Hüseyin Avni Coş’un OHAL Vali Yardımcısı olduğu dönemde, OHAL Bölge Valiliği’nin yetkileri şunlardı:
* Bölgenin belirli yerlerinde yerleşimi yasaklamak.
* Belirli yerleşim yerlerine giriş ve çıkışı yasaklamak
*Belirli yerleşim yerlerini boşaltmak veya başka yerlere nakletmek.
*Öğrenime ara vermek ve öğrenci yurtlarını süreli-süresiz kapatmak
*Gazino, lokanta, meyhane, taverna, bar tiyatro, sinema, motel, otel gibi tesisleri denetlemek, gerektiğinde kapatmak ve olağanüstü hal icaplarına göre kullanmak.
* Görevli personellerin yıllık izinlerini sınırlamak ve kaldırmak.
* Tüm haberleşme araçlarını kullanmak ve gerektiğinde geçici olarak el koymak, araçların bölgeye giriş ve çıkışlarını kayıt altına almak veya yasaklamak.
Tabi OHAL’in sağladığı yasal ve yasadışı imkanlar sayesinde sayıları binlerle ifade edilen faili meçhul cinayet ve kayıp, köy yakmalarda bulunuyor.
Adananın yeni valisiyle eski valisi arasında bir fark yoktur. Faşist politikalar hiçbir şekilde azalmadan hatta daha fazla derinleşerek devam etmektedir, tıpkı türkiyenin diğer tüm kentlerinde olduğu gibi. Bunun yanında Adana bağrında taşıdığı etkin örgütlü kürt muhalefeti ve devrimci demokratik güçlerinin varlığından dolayı, egemenlerin faşist politiklarını ilk uygulayacakları yerlerden biri olmaya devam edecek gibi görünüyor. Ama herşeye rağmen İnce Memedin ruhunu içinde barındıran Adana, egemenlerin korkulu rüyası olmaya devam edecektir. (Kaynak: ANF)
AHM-ATİK Haber Merkezi













