Vesuv – 1944, Van – 2011: İki vahşet…
4 Kasım 2011 | 01:54
PERWER YAŞ | 04 – 11 – 2011 | Erich Maria Remarque ismini söylersem pek kimse tanımaz. Ama İncil’den sonra dünyada en fazla okunan kitabın ismini desem, “ha o yazar mı?” diyeceğinizden eminim. Yakışıklı, uzun boylu, karizmatik Remarque 40. yaşındadır, Avrupa’da dolaşarak ünlü olmanın tadını çıkartır. Peş peşe basılan kitapları herkesin cebindedir. Ama kimse onun bu kitapları nasıl yazdığını sormaz, hatta umursamaz.
1937 yılında Paris’te bir gün, Lido barda ‘Mavi Melek’ Marlene Dietrich ile karşılaşır. İkisinin ortak özelliği Hitler’den kaçmalarıdır. Hitler gözlerine kapıldığı Dietrich’e “Benim için de şarkı söyle” demişti. Remarque’nin ismini her duyduğunda ise tepesi atardı. 10 Mayıs 1933 gecesi Berlin’in orta yerinde, opera salonunun önündeki meydana Hitler’in sağ kolu Goebbles ‘rezil eserleri’ yakma ayini düzenlemiş, alevlerin en üstüne de Erich Maria Remarque’nin kitabını koymuştu.
Yangında kimler yoktur ki; Marx, Heinrich Heine, Freud, Thomas Mann, Brecht, Tucholsky, hatta Tolstoy bile vardır. Eylemin adı ise ‘Alman ruhunu’ yakalamadır. Goebbles, ertesi gün niye Remarque’nin kitabını alevlerin en üstüne koyduğunu gazetecilere kahkahalarla anlatır: “Çünkü en ateşlisi oydu, en üste koydu ki alev gürleşsin”.
O gece Berlin’de yakılan 25 bin kitabın en üstündeki eser; Remarque’nin “Batı cephesinde yeni bir şey yok” kitabıdır. Charlie Chaplin’in eski eşi Paulette Goddard ile evlenen, “Hayatımı ters dönmüş bir piramit gibi senin üzerinde kurdum” dediği Marlene Dietrich’in aşığı, 30’ların Hollywood yıldızı Greta Garbo’nun sevgilisi Remarque’nin hayatında ise her zaman yeni bir şey vardır.
16 yaşındayken ‘Sen de adam mısın?’ baskısı dayanamaz bir hal almış, silah altına girmeyenler toplumda dışlanmıştı. Barlar, restoranlar, kulüpler, hatta genelevlerinin camlarına bile “Askerlik belgeni göster, bedava gir” yazısı asılmıştı. Remarque bir gün okul elbisesini çıkartır ve cepheye gönüllü yazılır, savaşa gider. Kış günü, sabahın ayazında birliği ateş hattına girer, yarısı yok olur. O yaralanmıştır. Gece radyosunu açar ve spikerin hayatına üfleyeceği o sözü duyar; “Batı cephesinde yeni bir şey yok”.
VESUV İLE VAN’IN KADERİ…
Bazen cephelerin ortasında kıyametler kopar, spikerler yine “yeni bir şey yok” der. Aslında cephelerde her zaman bir şeyler vardır. Bazen tabiat bile olup bitenlere isyan eder, ancak bombalar yine susmaz. 1944’de patlayan Avrupa’nın son volkanik dağı Vesuv’daki alevler, işte bu yüzden 23 Ekim 2011, saat 13.41’de enkaz altındaki Van’a benzer.
1944 yılında İtalya’nın Vesuv dağı üzerinde uçan 88 ABD uçağı, dağ, taş köy demeden her yeri bombalar. Volkan patlar, her yer alev yeridir, ama yine bombalar susmaz. İnsanlar hangi felaketten kaçağını bilemez. Alevlerden mi? Bombalardan mı? Bilanço ağırdır, hava saldırısı 45 sivil insanın hayatına mal olur.
İşte Vesuv’un Van’la ortak kaderi budur. Uzak değil, yanı başındaki Hakkari’de 22-24 Ekim 2011 tarihleri arasında, dağların arasında sıkışmış küçük bir vadi ise günlerce bombalanır. İkinci gün yer şiddetlice sallanır. Belki cephenin her iki tarafındakiler sallantıyı büyük bir bomba sanmıştır. Ama öyle değildir, hissettikleri 7.2 şiddetindeki bir depremin etkisidir.
Depreme rağmen, müfrezeler susmaz, sıra kimyasal başlıklı bombalardadır. Dağların diplerinden akan sular bile zehirlidir artık. Yer, gök, hava; barut ve zehir kokusu dolmuştur. Bilanço ağırdır; 35 Kürt. Kürdün hayatını ezen depremler yarış halindedir; biri Van’dadır, diğeri hemen yanı başında Hakkari’dedir. Yüreklerimizde depremler kopuyor.
KÖMÜR GÖZLÜYDÜ, KÖMÜRLEŞTİ…
Cephede ise 6 poşet içinde taşınan alev topunun buğday başağı gibi biçtiği bedenler. Parçalanmış ayak, omuzdan kesilmiş kol, ayakkabı teki, yırtık elbise, kovan, şarapnel parçası.
24’ün içindeki 22 yaşındaki kömür gözlü Karslı Ebru’nun bedeni ise kömüre dönüşmüştür. Ebru’nun arkadaşları arasında Vanlı da, Muşlu da, Batmanlı da, Salmaslı de, Afrinli de, Urfalı da, Şırnaklı da, Kamyaranlı da, Adıyamanlı da, Makulu da, Urmiyeli de, Diyarbakırlı da, Hakkarli de vardır. Orası Kürdistan’dır, son Guarnica’dır.
Pavese “Herkese bir bakışı var ölümün. Ölüm gelecek ve senin gözlerinle bakacak” demişti. Biz bakamadık onların ölümüne, yangın yerinden kalmış yanmış bedenlerine. Zira hiçbir cephede ölüm bu kadar korkunç olmamıştı. Remarque yaşasaydı ve Kürdistan’daki bu son cephe üzerine bir kitap yazsaydı, acaba hangi kitabının ismini koyardı? (ANF)
AHM-ATİK Haber Merkezi













