24 Mayıs 2012 | ATİK | Avrupa Türkiyeli İşçiler Konfederasyonu | abone ol

12345 (Toplam 5 oy, ortalama: 5,00)
344 okuma

Van’da devletin gizledikleri  

28 Kasım 2011 | 19:24  | AHM-

VAN | 28 – 11 – 2011 | ATİK heyeti, “Van’a Kardeş Elini Uzat” kampanyasında toplanan bağışları teslim etmek için gittiği Van’da, devletin bilinçli olarak gizlediği gerçeklerle yüzleşti. Depremin hemen ardından medya’ya ‘ayar’ çeken devletin gizlediği bu gerçekler ise, Kürt halkına yönelik imha ve inkar politikalarının realitesini açıkça ortaya koyuyor.

2. depremin Van’daki etkisi

Erçiş ilçesinde yaşanan depremin etkilerinin dışında, ardından yaşanan artçı depremler neredeyse Van’daki tüm binalarda hasar yaratmış ve oturulamaz hale getirmiş. Özellikle ikinci depremin şiddetinin verilere göre daha düşük olmasına rağmen, ilk depremden çok daha büyük hasar yarattığı gözle görülüyor.

Bölge halkı bu nedenle ikinci depremi ‘beyinlerde yıkım’ olarak tanımlıyor. İlk depremin ardından, tüm engellere ve zorlu koşullara rağmen yaralarını saran halk, deprem psikolojisinden kurtulmaya çalışırken, yaşanan artçı depremle daha büyük bir yıkım hissediyor. Artçı sarsıntıların güçlü olabileciğini görüyor, korkusu süreklileşiyor, yakın zamanda evlere dönme umudu kayboluyor. Artçı deprem sonrasında şehir genelinde çatlayan binalar, su ve elektrik sorunları, işyerlerinin kullanılmaz hale gelmesi sorunları da bu yıkımı tamamlarcasına baş gösteriyor.

Belediye çabası ve valiliğin engeli

Yapılan görüşmelerde ortaya çıkan bir başka gerçek ise Van Belediyesinin sorunlara müdahele etme çabasının sürekli valiliğin veya polisin engeliyle boşa çıkartılması şeklinde. Maddi ve bürokratik olarak çok yönlü engellerle karşı karşıya olan belediye, buna rağmen halkın ihtiyaçlarına cevap olmaya çalışırken, valilik tarafından engelleniyor. Van Belediyesinin BDP’li olması bu “sorunun nedenlerinden” birtanesi.

Ayrıca İmam Hatip Lisesinde okumuş Van Valisi Munir Karaloğlu’nun, İçişleri Bakanlığı’nın önerisi, Bakanlar Kurulu’nun kararı ve Cumhurbaşkanının onayı ile atandığı, İçişleri Bakanlığının idari ve siyasi yürütmesiyle görevli olduğunun altını çizmek gerekiyor.

Bölgeye gelen gıda yardımları ve çadırların halka ulaşımı engelleniyor, tırların girmesi yasaklanıyor. Depolardaki malzemelerin dağıtılmasına polis karşı koyuyor. Çadır ve gıda isteyen halkın üzerine, -10 derece hava koşullarında tazyikli su sıkılıyor.

Bunun yanısıra vali, koordinasyon komitelerinde belediyenin sürece dahil edilmesini engelleyerek, belediyeyi çöp, su ve altyapı işleriyle sınırlandırmaya çalışıyor. Devlet eliyle yapılan yardımlar, sadece “devlete bin şükür” diyenlere ve seçimlerde istenilen oyları verenlere ulaştırılıyor. Bazen tırlar, tümüyle bir muhtara veya cami hocasına teslim edilerek ‘istediğine dağıt’ deniliyor.

Tüm bunlar, Van’da insanlık dışı tabloyu tamamlıyor: bir taraftan çadır alamadıkları için evin kapılarını sökerek baraka yapan ve 15 nüfusu barındırmaya çalışanlar, diğer taraftan ise hasar görmeyen evlerinin yanında çifte konteynerleri ahır olarak kullananları görmek mümkün.

Hasar tespit çalışmalarında da genel tabloya benzer, acı gerçekler var. Valilik tarafından örgütlenen Kriz Koordinasyon Merkezi ve Afet ve Acil Yardım Müdürlüğü aracılığıyla yürütülen hasar tespit çalışmalarında birçok binaya kullanılabilir veya oturulabilir tespiti yapılıyor. Sözde “devlet tarafından bakılacak vatandaşın durumunu tespit etmek ve tedbirler almak” nedeniyle yapılması gereken hasar tespiti, halkın itirazlarına rağmen sürdürülüyor. Esnafların hasarını ve zararını tespit ederken de yapılan yatırımların maliyetinin sadece yüzde 70-80’i kayıtlara geçiyor.

Göç sorunu: halkın yüzde 80’i Van’ı terk etti

Görünmeyen veya bahsedilmeyen konulardan, uzun vadede en büyük sorunu yaratacak olan ise, Van’da yaşanan göç sorunu. Belediyenin verdiği rakamlara göre, öğrenciler ve görev için bulunanlarla birlikte Van merkezinin nüfusü 450 bin civarında, çevre köy ve mezraların nüfusü ise 150 bin civarında. Şu anda şehir merkezinde kalanların sayısının ise 100 ile 150 bin arasında olduğu belirtiliyor.

Devletin engelleri, korku ve umutsuzluk, barınma ve gıda sorunu, çocukların eğitimi gibi sorunlar Van halkının topraklarını terk etmesine neden oldu. Olanakları olanlar gitti, olanakları olmayan ve Van’ı herşeyi rağmen sahiplenmeyi tercih edenler ise kaldılar. Sorunların kısa vadede çözülmemesi durumunda, ki bu yüksek bir olasılık, göç edenlerin geri dönmemesi bekleniyor.

İşsizlik sorunu

Van’da kalanların temel olarak yaşadıkları barınma ve gıda sorunu yetmiyormuş gibi, uzun vadeli düşünüldüğünde, ‘iş olmaması’ geleceksizlik kaygısına ya da perspektifsizliğe neden oluyor. Büyük işyerlerinin birçoğu işcileri bölgeden uzaklaştırmış veya çalıştırmıyor. Hayvancılığın yaygın olduğu bölgede, hayvanların telef olması, telef olmayanların ise kış koşullarında dışarda kalması sözkonusu. Tarımcılıkla uğraşanların ise kışın ürün yetiştiremiyor.

İş olanaklarının kısıtlı olması, elde avuçta olanın da bitmesine ve ekonomik sorunların büyümesine neden oluyor. Aile bileşenlerinin ortalama 7 kişiden oluşması ise bu sorunun ciddiyetini daha da arttırıyor.

Bölgede temel sorunlar

Deprem sonrası yakıcı sorunların başında barınma ve gıda sorunları var. Henüz çadır alamayanlar, yazlık çadırlarda kalanlar, naylonlarla yaptıkları barakada kalanları Van’ın nerdeyse tüm mahallelerinde görmek mümkün. Çadır alanların ise 15 kişi, 20 kişi ile aynı çadırda kalması yine ayrı bir sorun.

Ağır kış koşullarında bir taraftan çadırların sobalarla ısıtılması ihtiyacı yaşanırken, diğer taraftan sobalı olan çadırlarda kömür ve odun sorunu yaşanıyor. Gıda sorunları ise sürekli sorunlar arasında. Banyo, çamaşır ve deprem travmasının psikolojik destekle aşılması ihtiyaçları ise ertelenen ihtiyaçlar arasında.

Zatüre ve uyuz gibi sağlık sorunları baş gösteriyor. Binaları hasarlı olan okulların kapalı olması, coçukların eğitimi önünde büyük engelken, Van Üniversitesinin kapalı olması da bölgedeki 20 bin öğrencinin temel sorunlarından birtanesi.

Kasım’da -15’lerde olan soğuk kış koşullarının, gelecek 1-2 ayda daha da ağırlaşması bekleniyor. İkinci depremin yarattığı korkudan ve binaların hasarlı olmasından kaynaklı ise Van halkı evlerine giremiyor, soğuktan kaynaklı da dışarda kalamıyor.

Kürt halkını sindirmek

Gerçekleri gizleme ve çarpıtma konusunda medyaya yüklenen misyon, ‘haberlere olumsuz hiçbirşeyi yansıtmayacaksınız’ talimatıyla günümüzde yaşam hakkı bulmuş görünüyor. Sorunların bittiği, Van halkının kurtarıldığı mesajları, enkazın üzerinde yürüyen, karanlık çadırın içinde oturan veya soğuktan uyuyamayan Van halkına ise çok farklı bir mesaj veriyor. Bu mesajlar kimin halkın yanında olduğunu, kimin ise olmadığını, en kötü yaşam koşulunda çok iyi görebiliyor.

Evet, AKP hükümeti, Van halkının acı çekmesini ve kendine bağımlı olmasını istiyor, BDP karalaması üzerinden siyasi rant elde etmeye çalışıyor. Özgürlük ve demokrasi mücadelesinin yoğun olduğu illerden birisi olan, mücadele içerisinde 2000 şehidi olduğu belirtilen Van’ı da boşaltmak, parçalamak ve yönetmek istiyor.

Kısacası, her defasında Türkiye Kürdistanı’nın farklı bir bölgesinde uygulanan tedip, tenkil ve tehcir politikaları, yani haddini bildirme, cezalandırma ve sürgün etme politikaları, Van halkının yaşadığı süreci özetlemiyor mu?

AHM-ATİK Haber Merkezi


Diğer Haberler

Newroz’u Engelleyemeyen TC’nin Hedefinde 1 Mayıs Var
Van İzlenimleri; (Ya da Devletin Çok İş Yapıyormuş Gözüküp Hiçbirşey Şey Yapmama Mahareti)[1]
ATİK Heyeti Van’da
Van’da AKP hükümeti depremin altında kaldı
SKB: Ailenin, Devletin, Sermayenin, Erkeğin Şiddetini DURDURALIM!
Van`da 34 Muhtardan istifa!
Türk TV kanalarından Van depremi şovu!
Van‘da 7,2 Şiddetinde Deprem Felaketi
Alman Heyete Van’da Asker Engeli
İşte devletin engelli açılımı