Şebnem Korur Fincancı’ya Uluslararası Tıp Barış Ödülü
9 Kasım 2011 | 21:14 | AHM-Mustafa Uçar
TÜRKİYE | 09 – 11 – 2011 | Türkiye İnsan Hakları Vakfı Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı Uluslararası Tıp Barış Ödülü’ne layık görüldü. Ödülü veren kurum Uluslararası Nükleer Savaşı Önleme Grubu (IPPNW), kendi deyimiyle Uluslararası nükleer savaşı önlemek için bir araya gelmiş, tarihi çok eskilere dayanan bir hekimler grubu.
Radikal muhabiri Berin Karakaş’a verdiği mülakatta, kendisine verilen ödülün gerekçilerini şöyle yorumluyor; ‘İnsan haklarının korunması, işkencenin önlenmesi için istisnai olarak ısrarcı ve süreklilik taşıyan çalışmaları nedeniyle diyorlar. Üstelik kendisi de çeşitli baskılara maruz kalmasına rağmen sürdürdüğü için diye belirtmişler ama onlar baskı görmemiş tabii ki, benimki nedir ki… Ayrıca resmi Birleşmiş Milletler belgesi olan İstanbul Protokolü’nün yazarlarından biri olması ve bunun bütün dünyada yaygın olarak kullanılmasına katkı nedeniyle diye bir gerekçeleri var‘.
Konu insan hakları ve Türkiye olunca, elbette işkence de konu başlıklarından biri oluveriyor. Fincancı, işkencenin sokaklara taşındığını belirtiyor. Devletin orantısız güç kullanımı diye tabir edilenin, kasti ve planlı bir işkence olduğunu vurguluyor. Engin Çeber olayını yorumlarken, işkencenin devamında yargının işlevini ortaya koyuyor.
Bunca işkence, baskı ve yıldırmalara karşın olumlu gelişmelerden de bahsediyor Şebnem Korur Fincancı. Uğr Kantar vakasına atıfta bulunarak, 30 yıl önce bu savaşta ölen askerlerin aileleri “Vatan sağ olsun” derken bugün önemli bir kısmı “Ben sağ olmayınca vatan nasıl sağ olacak?” diyor.
Türkiye burası. Faşist zihniyetin kimyasal silahlarla direniş çizgisinde ki gerilla hareketini bastırmak gibi pratikleri uygulanıyor son zamanlarda.Daha da pervarsızlaşıyor. Eskiden utana sıkıla uyguladığı politikayı aleni bir hale getiriyor. 24 PKK’li bir anda, uluslararası savaş hukukuna aykırı bir şekilde imha ediliyor. ‘Türkiye ilköğretim çağından itibaren şiddeti ve ölümü kutsayan bir eğitim modeli üzerine kurulu bir eğitimle yürütüyor süreci’ diye yorumluyor Fincancı gelinen boyutu. Okullarda okunan Andımızın kaldırılma kampanyasını önemli buluyor. Niçin etnik ayrımcılığın en fazla olduğu şehirler hep mübadele sonucu gelmiş insanların olduğu şehirler örneğin? diye soruyor ve cevabı belli: Onlar daha kendi topraklarından edilmişlikleriyle yüzleşemedikleri için.
Birde Kaddafi meselesi var. Linç bu topraklarda zemin buluyor. Şiddet yükü fazla diyor. Entellektüel düzeyin geriliğine bağlıyor Fincancı bu durumu. Aynı durumun Türkiye topraklarında da zemin bulduğuna işaret ediyor.
AHM-ATİK Haber Merkezi














