Faşist Terör Örgütüne Alman Devleti Göz mü Yumdu?
16 Kasım 2011 | 22:50
ALMANYA | 16 – 11 – 2011 | Muhbirlik yaparak istihbarattan 1,5 milyon Euro aldılar. 14 Bankadan 70 bin Euro para soydular. 9 Göçmen esnafı ve bir kadın polisi öldürdüler. Ancak yıllarca yakalanmadılar. Almanya, Nazi hücresi Nasyonal Sosyalist Yeraltı Örgütü’nü ve Anayasa Koruma Örgütü ile ilişkilerini tartışıyor. Peki neden şimdi?
Elini yüzüne dayamış, kara kara düşünen Berlusconi. Kızgın, bir o kadar çaresiz Papendreu. Brüksel-Paris hattında gidip-gelen yorgun Merkel. Çatlamış Euro banknotları. “Yunanistan’ı atalım mı?”, “Mark’a dönelim mi?” manşetleri. Euro kriziyle yanıp tutuşan Almanya’nın gündemi, son birkaç gündür tepe-taklak.
Haftalarca gazete manşetlerini ve haber dergilerini kaplayan Euro’lu liderlerden, fotoğraflardan, analizlerden eser yok. Euro krizinin merkezi ve Yunanistan’a para yardımı musluğunun başında duran, ‘Euro takımının kaptanı’ Almanya; bir yüz yıldır kanayan, bazen hasır altı edilen kendi iç meselesi faşizm ve Nazizimin izlerini tartışıyor.
Yüksek tirajlı Bild gazetesi gibi ülkenin dev medya kuruluşları, yeni gündeme hemen ayak uydurdu. Gizli dosyalar, derin bağlantılar manşetlere taşındı. Kıyıdan, köşeden istihbarat örgütleri ve güvenlik birimlerine değen karanlık olaylar dizinin ise perde arkası kesilmiyor. Çorap söküğü gibi parça parça, her saat başı yeni bilgilerle yenileniyor.
Üç gencin öyküsü fim gibi…
Almanya’nın gündemini değiştiren olaylar dizisi; 36 yaşındaki Beate Zschaepe adlı bir kadının 8 Kasım günü polise gidip teslim olmasıyla başladı. Zschaepe’nin iki arkadaşı Uwe Böhnhardt (34) ve Uwe Mundlos (38)’nin yanmış cesetleri ise Thüringen eyaletinin Eisenach kentinde bir karavanda duruyordu.
Üçü en son 4 Kasım günü saat 9.30’da Eisenach’taki Sparkasse bankasının şubesinden 10 bin Euro para soymuştu. Aynı gün karavanla birlikte üçünün oturduğu Zwickau’daki ev de havaya uçtu. Beate Zschaepe’nin suç delillerini yok etmek için evi ve karavanı ateşe verdiği öne sürüldü. Evin enkazında yapılan aramada ise 2000-2006 yılları arasında 9 göçmen esnafın öldürülmesinde kullanılan Çek yapımı silah ve 2007’de Heilbrond’da öldürülen kadın polisin silahı bulundu.
1990’lı yılların ortası. Almanya’nın doğusunda bulunan Thüringen Eyaleti’nin Jena kenti, Neo Nazilerin saldırılarıyla gündemde. Polis, o dönemler 20’li yaşlarda olan üç kafadar radikal sağcı genci Beate Zschaepe, Uwe Böhnhardt, Uwe Mundlos’ı arıyor. Aralarında Mundlos dikkat çekiyor, çünkü o ünlü bir profesörün oğludur ve bu yüzden de olacak hücrenin teorisyenidir.
1998 yılında haklarında tutuklama kararı çıkartılır. Fakat sırra kadem basmışlardır. Bu arada ortaya çıkacakları 4 Kasım 2011 gününe kadar 14 bankadan 70 bin Euro para çaldılar, yaralama ve kundaklama olaylarına karıştılar. Fakat bir türlü bulunamadılar. Daha sonra üçünün Milliyetçi Demokratik Partisi (NPD)’nin eski başkan yardımcısı Tino Brandt’ın Thüringen’de kurduğu “Memleketi koruma” adlı Nazi örgütüne üye oldukları ortaya çıktı.
Eyalet sistemi mi soruşturmayı engelledi?
Tino Brandt, grubunu 1994-2001 yılları arasında muhbirlik yaptığı Thüringen Eyaleti Anayasayı Koruma Örgütü’nden aldığı 200 bin Mark para ile kurmuştu. O dönem dairenin başında ise adı yolsuzluklara karışan ve cebine 250 bin Euro para indiren Helmut Roewer vardı. Erfurt savcılığı 2003 yılında Roewer hakkında 60 olaydan dava açmış, ancak hiçbir sonuca ulaşamamıştı. Roewer döneminde, 1994-2000 yılları arasında muhbirlere yaklaşık 1,5 milyon Euro para ödendiği söyleniyor.
Şimdi NPD’nin 2009 yılında yüzde 4 oy aldığı Thüringen Eyaleti’nde Nazilerin nasıl bu kadar rahat cirit attığı ve Anayasayı Koruma Örgütü’nün ilişkilerinin şimdiye kadar neden ortaya çıkmadığı tartışılıyor. Yoksa merkezi bir soruşturmaya Almanya’nın eyalet yapısı mı engellemişt? Çünkü ülke güvenliğini tehdit etmediği sürece Karsluruhe’deki Federal Savcılığın soruşturma yetkisi yok.
Zwickau’daki Nazi hücresinin deşifre edilmesinden sonra 13 Kasım günü federal savcılık Nasyonal Sosyalist Yeraltı Örgütü (NSU)’nun yabancıları hedef alan bir terör örgütü olduğunu duyurarak olaya el koydu. Peşi sıra NSU’ya bağlantılı içinde cinayetlere kurban giden göçmenlerin resimlerinin de bulunduğu, hatta katillerin izini bulamayan güvenlik birimlerine dalga geçen ‘Pempe Panterli’ DVD’ler basına sızdı.
Şimdi ne olacak?
Ülke faşizmin izleriyle çalkandığı sırada hükümet partisi Hıristiyan Demokrat Birliği (CDU) Leipzig kentinde parti kurultayındaydı. Radikal sağ gündeme gelirken, Başbakan Angela Merkel, Neo nazi partisi NPD’nin yasaklanmasını dile getirdi. 2001 yılında sosyal demokrat Schröder hükümeti döneminde NPD’nin yasaklanması için dava açılmış, ancak başarısızlıkla sonuçlanmıştı.
Merkel’in sunduğu, NPD hakkında yeni bir davanın açılması için imkanların incelenmesini öngören taslak kongrede oy birliğiyle kabul edildi. Ancak başını İçişleri Bakanı Hans-Peter Friedrich’in çektiği hükümetteki bir kesim NPD’nin yasaklanmasına karşı çıkıyor. Onların argümanı; yasaklama ile Neo Naziler yer altına çekilecek, izlenmeleri zorlaşacak, hatta daha fazla sempati kazanacaklar.
Hükümetin küçük partisi FDP’li Adalet Bakanı Sabine Leutheusser-Schnarrenberger ise federal güvenlik yapısının tekrar gözden geçirilmesini istedi. Bakan Schnarrenberger, 16 eyaletin ortak bir güvenlik biriminin kurması gerektiğine dikkat çekerken, İçişleri Bakanı “Polis ve anayasa koruma örgütlerinin organizeli çalışmadığı ortaya çıktı” itirafını yaptı.
Öyle görünüyor ki iki Almanya’nın birleştiği 1990’dan bu yana 150’ye yakın kurban verilen aşırı sağ, şimdiye kadar sol ve İslam’ı hedef alan Anayasa Koruma Örgütü’nün işlevi uzun süre gündemi meşgul edecek. Ortada ise sırrı çözülmemiş iki erkek ceset, tutuklu bir kadın duruyor. Cevabı merak edilen sorulardan bazıları şunlar:
- En basit bir trafik suçunun bile ortaya çıktığı ülkede kanlı bir terör örgütü neden şimdiye kadar izlenmedi, açığa çıkmadı?
- Her yerde aranan üç radikal sağcının 13 yılda 14 banka soyarken yakayı ele vermemesi tesadüf müydü?
- Uwe Böhnhardt ve Uwe Mundlos’ı kim öldürdü? Soruşturmadaki kilit isim, arkadaşları Beate Zschaepe nasıl hayatta kaldı?
- Nasyonal Sosyalist Yeraltı Örgütü, istihbarat kurumlarındaki bazı kesimlerin desteği ile mi kuruldu?
- Nürnberg, Münih, Dortmund, Rostock, Hamburg ve Kassel’de öldürülen 9 göçmen esnaf rastgele mi seçildi? Ölüm listesi önceden mi hazırlandı?
Tüm bu sorular bir yana; sayıları 10 milyona yaklaşan göçmenler güvende mi? Halbuki daha geçtiğimiz haftaya kadar 30 Ekim 1961’de Türkiye ile imzalanan iş göçü anlaşmasının 50. yıldönümü kutlanıyor, samimi pozlar veriliyor, göçmenlerin Almanya’ya katkıları anlatılıyordu. Yoksa NPD’nin afişlerine taşıdığı gibi dönme zamanı mı geldi?
Sol Parti: Bizi değil, katil faşistleri izleyin
Daha önce Anayasa Koruma Örgütü tarafından izlendiği ortaya çıkan Sol Parti’ye göre ise olay “Tam bir anayasa koruma örgütü skandalı”. Zira bir çok kez Sol Partili politikacılar “Bizi değil, şiddet eğilimi olan ülke güvenliğini tehlikeye sokan radikal sağcı grupları izleyin” çağrısı yapmıştı. Federal Meclis’teki Sol Parti Grup Başkan Yardımcısı Dietmar Bartsch bugün yaptığı açıklamada skandalın araştırılmasını istedi:
“Bu tam bir skandal; Yıllarca solcuları tehlike olarak göreceksiniz, ama herkesin gözü önünde faşistler terör estirecek, cinayet işleyecek. Cinayetlerin perde arkasına ilişkin istihbaratın elinde bulguların olmadığını düşünmek istemiyorum. Aşırı sağcı çevrelere gösterilmiş bir müsamaha veya süistamalin olup olmadığı açıklanmalı. Cinayetlerin arkasındaki şüpheler gökten düşmedi, daha önce de biliniyordu.”
Eleştirilerin hedefindeki Anayasa Koruma Örgütü ve hükümet ise şimdiye kadar tatmin edici bir açıklama yapmış değil. Hükümetteki birlik partileri CDU/CSU’nun içişlerinden sorumlu üyesi Hans-Peter Uhl, “Olayda istihbarat zaafı araştırılıyor” derken, Focus dergisine verdiği demeçte Thüringen Eyaleti Anayasa Koruma Örgütü Başkanı Thomas Sippel “Fatura neden bize çıkartılıyor, anlamış değilim” şeklinde konuştu.
Cinayetlerin kronolojisi
9 Eylül 2000: Nürnberg’te 38 yaşındaki çiçek satıcısı Enver Şimşek kurşunlanarak öldürüldü. Kurşunların iki ayrı silahtan çıktığı belirtildi.
13 Haziran 2001: Nürnberg’te 49 yaşında Abdurrahim Özdoğru kurşunlara hedef oldu. Cinayet yine 2 silahla işlendi. Bir gözleyicinin ise arabanın içinde beklediği ifade edildi.
27 Haziran 2001: Katiller, bu kez Hamburg’ta Süleyman Taşköprü’nün manav dükkanındaydılar. 31 yaşındaki Taşköprü, kurşunlanarak öldürüldü.
29 Ağustos 2001: Münih’te 38 yaşındaki manav Halil Kılıç başından vurularak öldürüldü.
25 Şubat 2004: Rostock’ta döner dükkanında çalışan Yunus Turgut öldürüldü. Turgut’un Almanya’da daha ikinci haftası dolmamıştı.
9 Haziran 2005: Nürnberg’te döner dükkanı işleten 50 yaşındaki İsmail Yaşar’ın ceseti tezgahın arkasında bir müşteri tarafından bulundu.
15 Haziran 2005: Münih’te Yunan kökenli 41 yaşındaki anahtarcı Theodoros Bulgaridis öldürüldü. Bulgaridis, cinayetlere kurban giden Türkiyeli olmayan tek kurban.
4 Nisan 2006: Dortmund kentinde büfe sahibi Mehmet Kubaşık öldürüldü. Evli ve 3 çocuk babası olan 39 yaşandaki Kubaşı, işyerinde başından vurularak öldürülmüş şekilde bulundu.
6 Nisan 2006: Kassel kentinde internet kafe işleten 21 yaşındaki Haliç Yozgat tabancayla öldürülmüş olarak bulundu. (ANF/Aveg.org)
AHM-ATİK Haber Merkezi













