23 Mayıs 2012 | ATİK | Avrupa Türkiyeli İşçiler Konfederasyonu | abone ol

12345 (Toplam 3 oy, ortalama: 5,00)
41 okuma

Denizi olmayan ülkenin ilk deniz savaşçısı “Mensur Güzel”  

17 Kasım 2011 | 17:46 

SARYA SURAN |17 – 11 – 2011 | Mensur Güzel, denizi olmayan Kürdistan’ın ilk “deniz korsanı”ydı… 3 aydır tecritte tutulan Kürt halk önderi Abdullah Öcalan’ın durumuna dikkat çekmek için Kartepe adlı deniz otobüsünü kaçırdı ve selamı İmralı’ya ulaşmadan, sabaha karşı infaz edildi. Alışıldığı üzre,  yolculara bisküvi ve çay dağıtan, “terörist”;  üzerinde bomba ya da silah bulunmayan Kürdü infaz edense “kahraman” oldu…

Mensur’un anası televizyondan almış oğlunun ölüm haberini, “İşte o terörist” diye defalarca gösterdikleri vesikalık fotoğrafı kimbilir belki kendisinde bile yoktu… 4 yıldır hasret kaldığı oğlunun cenazesini almaya İstanbul’a gelen Sıtiye ana, “12 saat gemideymiş. Keşke bana haber verselerdi. Hem oğlumu görürdüm. Belki de ikna ederdim” demiş.

Türk medyası  acıdan nemalanmakta gecikmedi: “Terörist annesinden BDPlilere soğuk duş!”,  “Oğlu ölen anneden BDP’lilere rest!”… BDP’lilerin cenazeye katılmasını istemeyen, başı eğik bir anne portresi çiziyor Türk medyası, bu temkinli yaklaşımın sebebinin, eşi polis olan ve kocasının işinden olacağını düşünen Mensur’un kız kardeşinin baskısı olduğuysa hiçbir yerde geçmiyor.

Oğlunun cenazesini teslim aldıktan sonra Amed’e doğru yola çıkan cenaze aracı içindeki ana, iki eliyle zafer işareti yapıyordu, bunu da muhtemelen devletin “başarılı operasyon”una binaen yapmıştı, “Bravo, oğlumu ne güzel öldürdünüz!” diyerek…

“Azılı Terörist”ten  “Kandırılmış Genç”e doğru…

Türk medyasının son dönem trendi, gerilla cenazeleri. Evladının mücadelesini sahiplenmeyen aileleri ön plana çıkaran medya, meseleyi özünden koparıp,  kandırılmaya, cehalete ve yoksulluğa indirgeyerek, PKK’yi Kürt halkı bağlamından koparmaya uğraşıyor.

Muş’lu şehid gerilla Sezer Aslan’ın ailesi günlerce televizyonlarda, gazetelerde kendine yer buldu zira babası “Biz hain değiliz, oğlumuz kandırıldı” diyerek oğlunun mücadelesine sırt çevirmiş, yüzünü devlete dönmüştü. Öyle ki, BBP bile “terörist” cenazesine taziye ziyaretinde bulunmuş, Türk bayrağı ve Kur’an hediye etmişti.

TBMM İnsan Halkları Komisyonu’ysa tez vakitte bir karar alarak ölen “terörist”lere de taziye ziyaretinde bulunup “Çocuğunuz neden dağa çıktı?” sorusu üzerinden sosyolojik araştırma yapmaya karar verdi.

“Oğlum Kürdistan’ın damadı oldu.”

Ana dilde eğitime bile karşı çıkanların meseleyi “cehalet”le açıklamasının gülünçlüğü bir yana, Mardin’i Madrid, Hakkari’yi Hong Kong yapsanız da netice değişmeyecektir, Kürdü altın kafese de koysalar, yine de özgürlüğüm ve vatanım diyecektir.

Muktedir unutmamalıdır ki; Kürdistan’ın  fedakar evlatlarının cenazeleri sadece ailelerine değil, tüm Kürdistan’a aittir. Mensur’un ve Sezer’in ardında, tabutlarını ve mücadelelerini omuzlayacak koskoca bir halk bekliyor.

Sarya Suran
A-Med News Agency

AHM-ATİK Haber Merkezi


Diğer Haberler

Cüneyt Özdemir` e dava: “Vicdanınız varsa kaçacak bir yeriniz yok!”
13 yaşındaki N.Ç.’ye tecavüz davasında suçlu benmişim!
Konuş arkadaş!
Kaleler
Zebella
N.Ç.
Anonim Türkü: Bir İnsan Nasıl Terörist Olur?
Siirt` te çok ağır bir dava