23 Mayıs 2012 | ATİK | Avrupa Türkiyeli İşçiler Konfederasyonu | abone ol

12345 (Haber henüz oylanmadı)
45 okuma

Çarşamba sabahı poşulu çocuk için Beşiktaş’tayız!  

15 Kasım 2011 | 15:21 

YILDIRIM TÜRKER | 15 – 11 – 2011 | Taktığı ‘poşu’ dışında hiçbir somut delil olmaksızın tutuklanan Cihan Kırmızıgül, 20 ayı aşkın bir süredir cezaevinde.

Bugün köşem, Cihan Kırmızıgül ve arkadaşlarının. Okuyun da çarşamba sabahı Beşiktaş’ta buluşalım:
Cihan Kırmızıgül, Kâğıthane ilçesinde yüzleri poşu ile kapalı, molotofkokteylli bir grup tarafından gerçekleştirilen bir saldırının üzerinden iki saat geçtikten sonra, olay yerine yakın bir durakta, boynunda poşu ile otobüs beklediği sırada, saldırıyla ve saldırıyı üstlenen örgütle ilişkilendirilerek güvenlik güçleri tarafından gözaltına alınmıştır. Cihan Kırmızıgül, kendisini açık bir şekilde görmediğini vurgulayan ‘gizli tanık’ teşhisine dayanılarak tutuklanmış ve aynı gizli tanığın, yaklaşık bir yıl sonra yapılan duruşmada, olay yerinde görmüş olduğu kişinin Cihan Kırmızıgül olmadığını açıkça beyan etmesine karşın tutukluluk durumu devam etmiştir. Soğuktan korunmak amacıyla ya da bir aksesuvar olarak pek çok kişinin üzerinde rastlanabilecek olan ‘poşu’ dışında bir delil olmamasına karşın Cihan Kırmızıgül’ün tutuklu bulunduğu süre bugün 20 ayı geçmiştir. Delil toplanmasına ancak tutuklama kararından sonra başlanması, iddianamenin geç hazırlanması ve tutukluluğun devamına yapılan itirazların somut olgulara dayanmak bir yana, hiçbir hukuki gerekçe gösterilmeksizin, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 100. maddesinde yazılı nedenler aynen tekrar edilerek reddedilmesi nedeniyle tutukluluk süresi uzamıştır. Bu uygulamaların özellikle terör örgütü ile bağlantısı olduğu iddia edilen şüpheli ve sanıklar bakımından ortak nitelik taşıdığı, diğer bir ifadeyle, hukuki olmaktan çok fiili olarak varlık kazandırılmış olan terörle mücadele rejiminin neredeyse bir parçası haline geldiği anlaşılmaktadır. Böylece kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkı ile adil yargılanma hakkı başta olmak üzere, anayasada ve çeşitli yasalarda öngörülen, başta AİHS olmak üzere, tarafı olduğumuz uluslararası insan hakları sözleşmeleriyle güvence altına alınmış temel hak ve özgürlükler yaygın ve sistematik bir şekilde ihlal edilmektedir.
Galatasaray Üniversitesi Endüstri Mühendisliği Bölümü öğrencisi olan Cihan Kırmızıgül, tutukluluk nedeniyle infaz kurumunda geçirdiği süre boyunca yalnızca fiziksel anlamda özgürlüğünden yoksun bırakılmamış, aynı zamanda yükseköğrenim hakkından yararlanması da engellenmiştir. Terör suçu işlediği iddia edilen Kırmızıgül’ün üniversitede sınavlara girme talebinin, ‘güvenlik’ gibi keyfiliğe kapı açan, somut olmaktan son derece uzak bir gerekçeye dayanılarak reddedilmiş olması, İnfaz Kanunu ve ilgili mevzuatla tanınan bir hakkın kullanılmasının uygulamada nasıl güçleştirildiğini ve hatta imkânsız kılındığını göstermektedir. Talebin üniversite yönetimi içerisinde hangi kademeye yöneltileceğinin açık olmaması, öğrencinin bu konuda bilgiye ulaşma imkânlarının kısıtlı olması, sürecin çok yavaş işlemesi nedeniyle önemli bir zaman kaybına yol açması ve yönetimin bu kararı verirken son derece geniş bir takdir yetkisine sahip olması, bu aksaklıklardan yalnızca birkaçıdır. Bütün bu engellerin aşılması ve sınavlara katılmasına izin verilmesi halinde dahi, mevzuat uyarınca Cihan Kırmızıgül’ün tutuklu bulunduğu Tekirdağ F Tipi Kapalı Cezaevi’nden nakli için gerekli masrafların tamamı kendisine yüklendiği için tek bir sınava girmek bile yüklü bir faturaya mal olmaktadır. Kısacası, tutukluluk zaten başlı başına bir hak mahrumiyeti doğururken bunun yanı sıra yükseköğretim hakkının kullanılması da imkânsız kılınacak noktada engellenmektedir.

Destekçiler de bastırıldı 
Cihan Kırmızıgül’ün içinde bulunduğu durumu daha da kötüleştiren bir etken, tutulduğu F tipi kapalı cezaevinin koşullarıdır. İnfaz kurallarını düzenleyen yasa uyarınca, tutukluların tutukevinde ya da maddi olanak bulunmadığı hallerde, diğer kapalı cezaevlerinin bu amaca ayrılmış bölümlerinde tutulması ve pek çok yönden hükümlülerden ayrı bir rejime tabi olması öngörülmüştür. Kendisine isnat edilen suçlar nedeniyle, son derece katı bir infaz rejimine tabi olan Kırmızıgül, diğer hükümlüler ve tutuklularla birlikte koşulların düzelmesi yönünde başvurularda bulunmuş ve bunların reddi karşısında yapılan protestolar gerekçe gösterilerek, iletişim araçlarından ve ziyaretçi kabulünden yoksun bırakılmasına neden olan disiplin cezalarıyla karşılaşmıştır. Uzun süren bu uygulamalardan dolayı, yalnızca Cihan Kırmızıgül değil, aynı zamanda ailesi ve arkadaşları da mağdur olmuşlardır.
İddianamede Kırmızıgül’e birden fazla suç isnat edilmektedir. ‘Poşu’ dışında, dosya içerisinde bulunan hiçbir somut delile dayandırılmayan mala zarar verme, korku, kaygı veya panik yaratabilecek tarzda silahla ateş etme, tehlikeli maddeleri izinsiz olarak bulundurma ve silahlı terör örgütüne üye olma gibi suçların yanında, Cihan Kırmızıgül aynı zamanda ‘görevi yaptırmamak için direnme’ suçundan dolayı da yargılanmaktadır. Bu konudaki tek delil ise Cihan’ı yakalayan ve gözaltına alan kolluk görevlilerinin tutmuş oldukları tutanaktır. Oysa dava dosyasında yer alan Adli Tıp raporunun da gösterdiği gibi, Kırmızıgül’ün vücudunda yakalama sırasında oluşmuş çeşitli darp izleri bulunmaktadır. Cihan Kırmızıgül’ün, baskı altında imzalamış olduğu yakalama tutanağı nedeniyle, mağdur olarak suç duyurusunda bulunabilecek yeterli delile sahip olmasına rağmen, bu suçtan da sanık olarak yargılanması oldukça düşündürücüdür. Kırmızıgül’ün, olaydan ancak bir buçuk yıl sonra, beşinci duruşma sırasında mahkemede bu durumu anlatması, yaşadığı baskı ve travmanın boyutunu ortaya koymaktadır.
14.09.2011 tarihli son duruşmada yaşananlar, terörle mücadele rejimi görüntüsü altında bütün yasal ve hukuki güvencelerin askıya alınması halinin, ‘özel yetkili ağır ceza mahkemeleri’ bina ve salonlarında da fiilen uygulamaya koyulduğunu göstermiştir. Yargılamanın kapalı yapılması yönünde herhangi bir karar bulunmamasına rağmen Cihan Kırmızıgül’e destek olmak amacıyla duruşmaya katılmak isteyen arkadaşlarının ve Galatasaray Üniversitesi öğretim elemanlarının davayı izleme hakkı tamamen hukuka aykırı biçimde engellenmiş; adil yargılanma hakkının önemli bir unsuru olan kamuya açık ve aleni yargılama kuralı ihlal edilmiştir. Böylece bir sindirme aracı olarak ‘baskı’nın bu kez Cihan’ın yakınları üzerinde kullanılmasına şahit olunmuştur.

Mahkemenin inadı inat 
Yapılan son duruşmada, iddia makamının şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmaması nedeniyle ‘şüpheden sanık yararlanır’ ilkesi temelinde Kırmızıgül’ün beraati ve tahliyesi yönünde mütalaa vermiş olmasına rağmen mahkeme, tutukluluğun devamı yönünde verdiği ‘otomatik’ kararlarına bir yenisini daha eklemiştir. Mahkemenin bu kararını dayandırdığı soyut nedenler açıklanmaya fazlasıyla muhtaçtır. Bu koşullar altında Cihan Kırmızıgül’ün kaçma şüphesinin devam ettiğini gösteren olguların neler olduğunun, delilleri karartma ihtimalinin hangi somut gerekçeye dayandırıldığının ve başta adli kontrol olmak üzere tutuklama dışındaki koruma tedbirlerinin uygulanmasının neden yeterli olmadığının artık açıklanması ya da Kırmızıgül’ün salıverilmesi gerekmektedir. Cihan Kırmızıgül’ün tutukluluk halinin uzatılmasının, başından beri hukuka aykırı ve orantısız bir tedbir olduğunu savunmakta, süreler uzadıkça da giderek telafisi imkânsız bir mağduriyete dönüştüğünü açıkça görmekteyiz.
Bu konuya duyarlılık göstermek üzere, tüm basın mensuplarını ve kamuoyunu 16 Kasım 2011 günü Beşiktaş Adliyesi’nde gerçekleşecek duruşma öncesinde, saat 10.30’da düzenlenecek basın açıklamasına katılmaya davet ediyoruz.
Tutuklu Öğrencilerle Dayanışma İnisiyatifi
İletişim için: tutukluogrencilerledayanisma@gmail.com

AHM-ATİK Haber Merkezi


Diğer Haberler

Ece Temelkuran El Akhbar’e konuştu
Velev ki….
İspanya, Yunanistan, İtalya: AB` nin Periferisinde, Pro – Faşist ve Teknokrat Hükümetler
Gölge kuşları
Utana sıkıla: Gazetecilik
Bir bakan doğuyor!
AKP` nin savaşı