Arap Baharı Şimdi!
23 Kasım 2011 | 11:43
TESLIM TÖRE | 23 – 11 – 2011 | Marks, burjuva devrimlerinde,( haklı ve doğru olarak) silahını omuzlayarak, burjuvazinin yanında yer alan, Avrupa işçi sınıfına: silahı artık sol omzunuza alın ve kendi sınıf çıkarınız için kullanın demişti. Arap halkı Marks ın bu önerisini uygulayacakmış gibi gözüküyor. Mısır halkı kaç gündür vermiş olduğu mücadele, kurmuş oldukları çadırlarla , devrim meydanını gerçek devrim arenasına çevirdiler. Daha önce muharrik yönlendirmesini global sermayenin yapmış olduğu ve adını “Arap baharı” koydukları sahte devrimler giderek gerçek kimliğine bürünmeye başladı. Arap Halkına, hükümet yıkmayı, meydanları arenaya çevirmeyi, globalizm için “devrim” yapmayı öğrettiler. Şimdi Arap Halkı bu konularda öğrendiklerini, kendi çıkarı için kullanmaya başladı.
Ama bu sefer fazla övgü alamıyorlar. “Arap baharı” deyip, sahte devrim yakıştırmaları yaptıkları halk hareketlerini överek, hiç olmadık payeler biçiyorlardı. Kapitalist emperyalist medya yere göğe sığdıramıyordu. Bir kişi hayatını kaybetse bile, onu bine büyütüyorlardı. Globalizmin yönlendirdiği hareketler zamanında, bir tek olayı bile döne, döne gösteriyor ve hemen peşinde de “uzman” elemanlara yorum yaptırıyorlardı. Manipülasyon yöntemi bütün ustalığı ile uygulanıyordu. Dünya insanlığı, hipnotize edilircesine, Arabistan da devrimlerin yapıldığına inandırılıyordu. Mısırda dünden bu yana 33 kişi öldürüldü, medya bununla ilgili haberi burun ucu ile veriyor. Nedense eski iştahı kalmamış.
Libyalılara: devrim yaptınız, tarih yazdınız, ölü olarak görmek istediğimiz Kaddafi’ yi bize ölü olarak gösterdiniz gibisinden övgüler dizerken, Libyalılar bir baktılar ki, petrolleri el değiştirmiş, bütün yer altı, yer üstü zenginliklerine el konmuş. Erdoğan gibi bir işbirlikçinin bile ayıplayıp, kınayacağı kadar hoyratlıklar yaptılar. Yaptılar ama, Mısır da olup bitenlere bakanca, yaptıklarının karşıtını Arap halkından görecekler gibi. Global kapitalizmin, plan ve hayallerini boşa çıkartacak gelişmeler yaşanıyor. Söz konusu gelişmeler, elbette ki, Libya da kendini lider sanan birisinin çıkıp: Libya da “şeriat sistemi kuracağız” zevzekliğini yapması değildir. Mısır devrim meydanında ki yeni devrimci mayalanmadır.
Globalizmin, Arabistan da kapitalizmi aşabilecek bir toplumsal sisteme doğru gidildiğine dair bir korkusu yoktur. Hiç olmazsa şimdilik olması da mümkün değil. Arap dünyası: ekonomik alt yapı, siyasal ve sosyal üst yapı, nesnel ve öznel öğe itibariyle, global kapitalizmin sınırlarının ötesine taşma istidadı gösterme yeteneğine sahip değil. Mevcut yapısı ile, kapitalizmin alternatifini yaratma ve geleceğe taşıma, evrensel bir düzleme büyütme şansı da yoktur. Toplumsal ilerlemenin yaratmış olduğu tarihsel doku ve dengeler, kapitalizmin aşılması yetenek ve yetkisini sermayenin çeperine değil çekirdeğine vermiş durumda. Bu tarihsel ve toplumsal devrim artık çeperde değil çekirdekte başlayacak gibi.
Ancak Arabistan da halk hareketleri gelişir, Arap ülkelerinde halktan yana sistemler kurulursa, burjuva devrimleri çağında olduğu gibi, Arap dünyası çağın gerisinde kalmaz, dünya devrim sürecine başından beri eşlik eder. Burjuva devrimleri, nerdeyse, en çarpık haliyle bile Arabistan a ancak iki asır sonra yansıyabildi. Despotik, çarpık bir kapitalizmle asırlarca birlikte yaşadı. Bu süreçte Arap halkı büyük acılar çekti ve çekmeye devam ediyor. Halbuki, bu gün Arabistan da gelişmekte olan halk hareketleri toplumsal ilerleme süreci itibarı ile, global kapitalizme karşı yürütülen evrensel boyutlu mücadele ile paralel bir gelişim seyri izliyor.
ABD’ de “biz yüzde doksan dokuzuz” hareketi, Bankalar bölgesine çadırlar kurarken, Mısır da ki yeni halk hareketi de, devrim meydanına çadır kurup direniyor. Her iki harekete de polis aynı anda saldırıyor ve her iki harekette aynı yöntemlerle karşı koyuyor. Arap halk hareketi, tarihsel olarak, toplumsal ilerleme sürecine ivme katacak bir momenti yakalayarak, burjuva devrimler sürecinin tehirini aldırma gelişimi gösteriyor. Dolaysıyla, hem dünya devrim sürecinin bir lastiği patlak araba gibi yol almak durumu doğmaz, hem de Arap halkı gelişmişlik düzeyi itibarı ile geri kalmışlığı uzun süre yaşamak zorunda kalmaz. O nedenle bu gün Mısır da yakalanmış olan moment geliştirilerek, daha ilerilere götürülmeli ve evrensel bir boyuta yükseltilmelidir. Nasıl ki, Latin Amerika, emperyalizmin geri bıraktırılmışlığını aşarak, dünya devrim sürecine katkı yapan bir boyut kazandı ise, Arabistan da, aynı tarihsel hamleyi yapmak durumundadır.
Global kapitalizmin, “Arap baharı” ya da “devrimleri” adına yaptırmakta olduğu hareketlerle halkın kurtuluşu söz konusu olamaz. Ama Arap halkı, despot yönetimlerine karşı mücadele eder, kendi kaderini tayın hakkını kendi eline alırsa, geleceğini karanlıktan kurtarabilir. Mısır halkı çok önemli bir politik perspektif sergiledi. Hüsnü Mübarek diktatörlüğünü devirmek için emperyalizmin desteğini kullandı. Ama onların “dur” dediği yerde durup kalmadı. İkinci ve kendine ait olan hamleyi yaptı. Emperyalizm, kurmuş olduğu kendine bağlı, ordu kurumu ile Mısır ı, dolaysıyla da Arap dünyasını kendine göre düzenleme politikası izledi. Mısır halkı oraya kadar birlikte yürüdü, ama ondan sonrasının yürüyüşünü kendisi başlattı. Bu çok önemli bir politik uyanıklıktır ve bunun antegonistik ya da rast gele bir politik perspektif olmadığı bes belli.
Bu politikayı izleyen örgüt “Müslüman kardeşler” olsa bile,(kaldı ki değil, hareketin içinde olmadığı gibi destekte vermiyor) desteklenmesi gereken bir politikadır. Mısır da mücadelenin başını, sosyalist bir örgüt ya da parti çekmiş olsa idi nasıl ki, mücadelenin sonunda sosyalist bir sistem kuramazdı ise, şeriatçı bir örgütün çekmesi halinde de, bu ortamda bir “şeriat” sistemi kuramaz. Bu ortamda, Mısır da sosyalizmi kurmak ne kadar zorsa “şeriat düzeninin” getirmek de o kadar zordur. Ama izlenmekte olan politika, akıllıca, esnek biraz da kurnazca bir politika. “Şark kurnazlığı” nın kilit halkı olan Araplar ve Arapların da en gelişmişi olanı Mısır, yapmakta olduğu bu politika ile kendi kurnazlık yeteneğini gösterdi.
Belirtmek gerekir ki, izlenmekte olan söz konusu politika ile, ne sosyalizm, ne de şeriat sistemi kurulabilir, ama Arap halkı dünya toplumsal ilerleme sürecinin bir katılımcısı konumuna gelebilir. Nasıl ki, Latin Amerika ülkeleri, faşizmleri yıktılar, ama global kapitalist sistemin dışına çıkamadı, sosyalizmi kuramadılar ve ancak bir dünya devrim sürecine önemli katkı sağlayacak bir konuma gelebildilerse, Ortadoğu da da bu düzlemi tutturmak mümkündür. Fakat bu düzlemin ötesine geçmek, şimdilik olanaksız gibi. Evet global kapitalizm şimdilik aşılamaz ama, emperyalizmin işbirlikçilerinin etkisizleştirilerek, emperyalizmin her dediğinin yapılmayacağı bir yapı oluşturulabilir.
Sermaye ihracının yerini taşıma harekatının alması sonucu, kapitalizmin eşitsiz gelişim yasası, 20. y. yıldaki etkisini kaybetti. O nedenle de, eşitsiz gelişim yasası gereği, her ülkenin kendi dinamizmi ile farklı zaman ve zeminde farklı süreçleri yaşaması söz konusu olmuyor. Kapitalizm tek tekele doğru tırmanırken, tek oligarşi, tek toplumsal ilerleme süreci, tek global dünya sistemi vb. gibi bir gelişme yaşanıyor. O nedenle de insanlık tarihinde görülmemiş şeyler oluyor. Otuz yıl önce kategorik olarak dünyanın geri kalmış ülkeleri kategorisinde olan Çin, İMF’ nin tespitine göre, beş yıl sonra ABD’ yi geçerek, dünyanın lider ülkesi konumuna gelecek. Halbu ki, kapitalizmin eşitsiz gelişim yasası gereği, gelişmiş ülke az gelişmiş olana geri kalmışlığı dayatıyordu. O nedenle de, geri kalmış bir ülke gelişmiş ülkeyi geçme şansı olmuyordu.
Eşitsiz gelişim yasası çağ dışı kalınca, otuz yıl önceki az gelişmiş olan Çin nerdeyse çeyrek asırlık bir süre içinde, “dünya imparatoru” olarak nitelenen ABD’ yi geride bırakıyor. Kapitalizmin yasalarının yaşamış olduğu bu değişimden dolayı, kapitalizmi iki asır geride o da çarpık bir biçimde yaşayan Arabistan: dünya toplumsal ilerleme süreci itibarı ile, emperyalist ülkelerde, kapitalizme karşı gelişen devrimci mücadelelere paralel, fakat henüz anti kapitalist düzeyde olmayan bir mücadele süreci yaşamaktadır. Mısır da başlamış olan mücadele çökertilmez ve başarıya ulaşırsa, Suriye de çökmez, ama eski despotluk konumunu da koruyamaz. Orda da halk sisteme ortak konuma gelir. Ama AKP Hükümetine çok pahalıya mal olur.
Bu durumda AKP Hükümeti kaybeder ama Türkiye ve bölge halkları kazanır. Çünkü sadece AKP Hükümeti değil emperyalizm kaybeder. Özgürlük hareketi, doğru bir politika izlerse hem Suriye halkı hem de bölge halkı çok önemli kazanımlar elde ederler. Emperyalizmin bölgeye yönelik planı suya düşer, ona uşaklık edenler ise önemli ölçüde güç kaybederler. Özellikle, de BOP’ un eş başkanı olan Erdoğan, bir daha çıkamamak kaydıyla okkanın altına girer. ABD ve AB, Libya ya olduğu kadar Suriye ye iştahlı değiller. Topu Erdoğan’ ın ayağına bırakmış durumdalar. Erdoğan’ ın ise her konu da olduğu gibi bu konuda da bağırıp, çağırmaktan başka bir planı yoktur. Bu güne kadar izlemiş oldukları politika ile hiçbir yere varamayacakları netçe görülmüştür.
Desteklemiş oldukları muhalefet, oluşturmuş oldukları korsan ordu, izlemiş oldukları diplomasi tümüyle etkisiz ve işlevsiz kaldı. Suriye de en güçlü dinamizm Kürt dinamizmidir. Suriye muhalefeti içinde en politik, en organize, en örgütlü ve ne yaptığını bilen, her an her şeye hazır güç Kürt özgürlük hareketidir. Bütün politikaları netleşmiş, talepleri gayet açık. durumda. İktidar ya da muhalefetten kim Kürtlerin taleplerini benimserse o kazanır. Kürtler Suriye de böylesine bir denge gücü durumuna gelmiştir. Bu durumda, Suriye muhalefetinin en büyük handikabı Türkiye. Türkiye muhalefete Kürtlerin taleplerini kabul etmesine izin vermiyor. O nedenle de Suriye Kürt Hareketi ile, Beşar Esat muhalefetinin uzlaşması çok zor. Uzlaşmayınca da kazanmaları çok zor. Belki de olanaksız.
Emperyalizm ve işbirlikçileri bu mücadeleyi kaybeder, planları boşa çıkarsa, büyük bir darbe yerler. Mevcut durumda, bütün askeri, siyasi, ekonomik gibi devasa güçlerine rağmen kazanma şansları kesin değil. Mısır halkı bu konumunda tutunabilip, direnirse, Esat biraz daha reformlara ağırlık verip, Kürtlerin bütün demokratik hak ve taleplerini kabul ederse, emperyalizmin ve işbirlikçilerinin planlarını boşa çıkartmak mümkün olacaktır. Bu bağlamda en büyük işlev Özgürlük hareketine ve HDK’ ye düşüyor. O zaman Araplar gerçek baharını, diğer bölge halkları da Newrozlarını yaşama olanakları bulacaklardır.
Bu amaçla, yaşasın bölge halklarının kardeşliği ve mücadele birliği sloganını yükseltmek gerekiyor.
Teslim TÖRE
AHM-ATİK Haber Merkezi



(Toplam 2 oy, ortalama: 4,50)









