Anti-Terör Yasalarıyla 8 Milyon Avusturyalı şüpheli!
18 Kasım 2011 | 15:21 | AHM-Mehmet Tohumcu
AVUSTURYA | 18 – 11 – 2011 | Avusturya hükümeti var olan Anti-terör yasalarını yeterli görmemiş olmalı ki yeni bir yasayı tartışmadan yasalaştırdı. Avukatlarda ve barolar bu yasayı son derece aceleci ve kısa süreli araştırma ve kontrol edilmeden geçirildiğini savunmakta. Viyana – İçişleri Bakanlığı Güvenlik Polisi Yasası (SPG) özellikle hızlı ve aceleye getirildi. Her zaman bir yasanın altı haftalık bir zaman dilimi gözden geçirilmesi için minimum süre bu kez yalnızca dört hafta ve iki gün. Ancak Cuma gününe kadar pek çok tepkiler ve yasanın düzeltilmei için öneri yorumlar da yapıldı. Planlanan değişiklikler bu yasa paketiyle ( SPÖ ve ÖVP ) tarafından onaylanmak üzere. Bunun adına da hukuk ve Demokrasi denmekte.
Yasa da yeni ne var?
Yetersiz koruma ve kontrol önlemleri istismar edilerek, bireysel hak ve özgürlükler kasıtlanmakta ve baskı altına alınmakta. Anti terör yasalarının genişletilmesi ve Polise daha fazla yetkinin verilmesi ciddi bir saldırı olarak kabul edilmelidir. Polise verilen yetkilerle Polis bu yasayı kötü amaçlı da kullanacağı kesin gözüyle bakılmakta.
Rupert Wolff, Barolar Birliği Başkanı şunları dile getirerek, Özellikle tartışmalı önlemler şunlardır:
• Genişletilmiş ve kişisel verilerin işlenmesi kolaylaştırdı;
•Yargı denetimi olmadan cep telefonu izleme ve dinleme,
• Bir gözlem desteklemek için henüz tanımlanmamış teknik araçlar kullanmak;
•Bilgisayar güvenlik yetkililerinden sınırsız sorgu veri olasılığı ve Bilgi bankası Polisler tarafında izlenebilecek.
•Yürütmenin itibarını etkileyebilecek bir şekilde güvenlik kuruluşlarının temsilcilikleri için idari cezalar kaldırılmakta.
Bildirdiği gibi, SPG-değişikli yasası planlı bir anti-terör paketi kapsamında yasalaştırıldı. Çeşitli sivil topluk kurumlarının masif Direnişi ( Greenpeace, ATTAC, Uluslararası Af Örgütü ve SOS üyesi) bu yasanın yasalaşmasını engelleyemedi. Hukuk Konseyinin kontrol ve incelemesi alınmada bu yasanın geçirilmesi ayrı bir tartışma konusu.
Adelet sözcüsü Steınhauser bu tür yasalar totaliter Rejimleri bile aratmakta olduğunu söyledi. Değişiklik Güvenlik polisinin terörle mücadele Paketinin bir parcası. Daha geniş araştırma ve inceleme için kişisel bilgiyi savcılıkların haberi ve izni olmadanda kendileri yapabilecek durumda. Hiç bir Hukuk Komisyonunun denetimi olmadan bu tür uygulamalar faşizme tekabul etmekte.
Tehlike durumları diye bir paragraftada kişisel haklara ve savunmaya vurulan en büyük darbedir. Bu alanda kötü eğilimli ve keyfiyet arz eden karar alma ve uygulama durumu ortaya cıkmakta.
Bir kişini vermiş olduğu bilgiler değerlendirilir, cezalı bir durumu olursa zaten gerekli yasalar da mevcut cezalar var. İnternet veb.. gibi alanların izlenmesi ve özel bilgilere ulaşılması kişisel hakların, özgürlüklerin Anayasada ihlali anlamına gelmektedır. Mafia ve İnsan ticaret gibi suclar kovuşturulması gerekirken, insan hakları Aktivislerine yönelik ciddi tehditler söz konusu. Şu ana kadar suc grupları tanımlaması var iken bundan sonra bireylerinde bu kapsama alınması ve izlenmesi, takip edilmesi, bireyin önceden bir sucu olup olmadığına bakılmaksızın yapılacaktır.
Kişiler ve bireyler sadece tahmin yada şüphe üzerine şidete maruz kalabilecek ve polis şidetini enselerinde his edeceklerdir. Polislere o kadar çok yetki verilmekteki; onlar kendileri tüm bu işleri sınırlı bilgileriyle yapabilecek ve insanların özel hayatlarını, bilgilerini izleyebilecekler. Bu izleme İnsan haklarına ve temel haklara yapılan en büyük bir saldırıdır. Bu saldırı Totaliter rejimlerde bile yok. Temel haklar sonsuzca ihlal edilmekte.
Bu yasanı sözüm ona Novec saldırısında sonra gerekli olduğu savıdır. Bunu çok önceleri planlandığı, gerçek dışı bir söylem olduğuda malum.
Bu yasaların aslında Anti- Faşistler ve Müslümanlar için cıkarıldığı gerçeği gizlenmeye calışılmakta. Aşırı sağ ve Neo-Naziler ve Faşislerin suc oranı 32% kadar cıktığı ayrı bir gerçek.
Bu yasanın sacma ve gereksizliği ortada. Temel hakları sınırlamakta, insanların güvenliğini tehlikeye atmakta, özel yaşamın gizliliğni ihlal etmekte. Burda halka ve Demokrasi mücadelesi yürütenlere göz dağı verilerek, korkutulmakta, psikolojik baskıya tabi tutulmakta.
İcişleri bakanı Mikl-Leitner bu yasaya bir politik profil vermeye calışarak meşru göstermeye ve kabullendirmeye yönelik cabası nafile. Bakan kendisine bir Düşman ve onun içinde terörist bulmuş durumda. Tüm bunların sonucu ise Halkların Temel hak ve özgürlükleridir.
SPÖ nün bir kaç Milletvekili ve başını Anayasa sözcüsünün çektiği Bayan Wittman ve SPÖ-Hukuk sözcüsü Hannes Jarolim Yasayi Avusturyanın Polis devleti yaptığını savunarak karşı cıktı.
Wittmann bu yasayla 8 Milyon süpheli yaratıldığı, polisin takip ve izlemesi olsun olmasın, 8 Milyon yaşayanın şüpheli duruma düşürüldüğünü söyledi.
Suc ve ispatın olmadığı bir durumda nasıl insan izlenebilir. Barolar Birliğininde bu yasayi kabul edilemez olarak değerlendirdi. Rupert Wolff, Barolar Birliği başkanı Demokrasinin kuşatıldığını ve baskı altına alındığını belirti.
Rupert Wolff Telefon ve diğer dinleme ve izlemelerle kişisel bilgilerin başkaları tarafında kötüye kullanacağını kimse engelleyemez. Bir dağcının tehlikede olmasını terörle nasıl bağdaştırbailinir dedi. Özel bilgilerin kayıt altına alınması Anayasaya aykırı. Hayvanları koruma dernekleri aktivistlerinin ve ÖH aktivistleri, Anti-Faşistler nasıl Terör şüphelileri olabilirler.
Bağımsız Savcı ve mahkemelerin bilgisi olmadan hiç bir özel bilgi izlenmemeli ve takip edilmemeli. Suc şüphesinede savcı ve hakimler karar vermeli, polis değil.
Barışcıl meslek grupları, sivil itiatsizlik, protestolar, eğitim hakını savunma ve Üniversitelerin işgali gibi eylemler artık STGB nin yeni Anti terör tasaları kapsamında ele alınmakta.
M. Ali Yalcınkaya
AHM-ATİK Haber Merkezi



(Toplam 2 oy, ortalama: 4,00)









