23 Mayıs 2012 | ATİK | Avrupa Türkiyeli İşçiler Konfederasyonu | abone ol

12345 (Toplam 1 oy, ortalama: 5,00)
78 okuma

Almanya ve Döner – Çeviri  

18 Kasım 2011 | 22:02 

HAMBURG | 18 – 11 – 2011 | Almanya’nın yüksek tirajlı dergilerden ‘Spiegel’, Stefan Kuzmany imzasıyla geçtiğimiz günlerde ortaya çıkan nazi hücresinin işlediği cinayetler hakkında bir makale yayımladı. Göçmenlerin sadece ikisinin dönerci olarak çalıştığını, buna rağmen “dönerci cinayetleri” dendiğini ve bunun da ayrımcı bir zihniyetten kaynaklandığını belirtti.

Kuzmany’nin makalesi şöyle:

“Almanya ne kadar mesut bir ülkeydi! Dertsiz, içten. Bütün dünyadan gelen insanlara açık olan bir ülkeye gelenler kendini ‘arkadaşlarda misafir’ olarak görmesini istedi. Yabancı düşmanı imajı çok şükür atlatılmıştı. Bunlar 2006 dünya kupası sırasında Almanya’da olan hava…

‘Freundlichkeitsfestspiele’ başlamadan önce Halit Y. isimli kişi, Kassel’deki internet kafesinde ölü bulundu. Kafasına iki mermi sıkılmıştı. O zamanlar kimse bu olayı yabancı düşmanlığı ile bağlamak istemiyordu – ne polis, ne siyasetçi ne de gazeteci.

Gerçekleşen bu 9′uncu cinayetten sonra da suçluların izi bulunamamıştı. Cinayete kurban gidenler terzi, büfe, çilingir dükkanı veya manav olarak çalışıyordu. Kurbanların ‘sade’ ikisi döner dükkanında çalışıyordu. Ancak buna rağmen cinayetlere ‘dönerci cinayetleri’ ismi veriliyordu.

‘Dönerci cinayetleri’ kavramı, ne yazık ki Alman toplumunda saklı olan ırkçılığın ispatıdır. ‘Dönerci cinayetleri’ kavramı olayı küçük düşüren ve insanlık dışı bir kavram: Kurbanlar insanlığından edilip ‘döner’ ediliyor – sanki isimleri ve işleri yok. Aynı cinayetler İtalyanlara işlense, acaba o zaman da ‘spagetti cinayetleri’ denir miydi? Gazeteci ve siyasetçiler, aynı cinayetlerin Türkiye’de Almanlara işlense ve orada ‘patates’ veya ‘lahana turşusu’ cinayetleri dense, kıyamet kopmaz mı?

İkinci olarak da bu kavram, yabancıların kriminal olduğu klişesini destekleyen bir kavram. Cinayetleri aydınlatmada polis tarafından devreye konan komitenin adı ‘Bosporus’ idi. Bunun nedeni gayet açık: Türkiye veya başka bir ülkeden organizeli kriminal bir yapılanma, haraç veya eroin işleri kanlı hal ediyor algısı. Kurbanlar, karanlık işlere bulaşmış, bu yapılanmaların uzun bir zaman ortalığa çıkmayışı da onların yok olduğu anlamına gelmiyor, aksine, kriminal yabancıların kamuflaj sanatına bağlanıyordu.

‘Dönerci cinayetleri’ kavramının üçüncü boyutu da, bununla bağlı olan ama çok daha içselleşmiş ‘yabancıların dışlanması’yla ilgili: Alman gazete okuru, pazar gazetelerinde okuduğu cinayet serisinde ürkebilir ama aynı zamanda Johann-Wolfgang Goethe’nin ‘Faust’ eserinde ‘Çok uzaklarda, Türkiye’de veya başka yerde, halklar birbirini yiyormuş/Camdan bakınca nehrin akışı görünüyor/İnsan eve döndüğünde mutludur. Barış zamanı ne kadar kutsal…’ anlattığı gibi: Her şey çok uzakta. Alman toplumu için bu çok huzur vericiydi. Varsınlar, birbirilerini yesinler! Zaten bizden değiller. Bu yüzden öldürülüp, öldürülmedikleri bizi ilgilendirmez. Bizim bu iş ile ilgimiz olmaz: ‘İsterlerse kafalarını ikiye ayırsınlar/herşey birbirine karışsın/Evde her şey eskisi gibi’.

Aklamak, görmemek ve dikkatleri başka yere çekmek. Bu geçmişte ve günümüzde ırkçılık yüzünü gösterdiği zaman tek seçenektir. Hiç kimse, Greifswald’de bir kadın, Asya asıllı olduğu için üzerine tükürüldüğü için bir şey demiyor. Veya Berlin’de sıraya yanlış taraftan giren bir kadına ‘Almanya’da doğru taraftan sırada beklenilir’ diyen satıcı kadına destek veren müşterilerin de ‘diğer ülkelerde belki değişik olabilir ama bizde doğru taraftan sıraya girilir’ demesine de kimse söz etmiyor. Ya da Bayern Eyaleti’nde bir kadının postanın gecikmesini ‘postada zenci çalışıyor’ sözleriyle izah etmesine de kimse sesini çıkarmıyor.

Friedrich-Ebert-Stiftung adlı vakıf tarafından 2010′da yapılan bir araştırmaya göre Almanların 3′te biri, ‘Almanya’nın tehlikeli şekilde yabancılaştığı’ görüşüne sahip. ‘İşyerleri kalmadığı zaman yabancılar ülkelerine geri gönderilsin’ tezinin hakim olduğunu kanıtlayan araştırma, ayrıca sorulanların şü görüşe de sahip olduğunu belirtiyor: ‘Zaten gelenler, bizim sosyal yapımızdan dolayı buraya geliyorlar’. Angela Merkel, nazi hücresinin yaptığı cinayetlerle ilgili ‘Almanya’nın utancı’ dedi. Haklı. Ama başka bir utanç ise, kendi koalisyon ortağı CSU’nın Genel Başkanı Horst Seehofer’nin ‘Alman sosyal sistemine göçe karşı kendimizi savunacağız – son kurşuna kadar*’ sözlerini söylemesi.

Uslup, düşünceyi etkiler. Ve düşünceden de hareket doğar. Bu yüzden düşünülmemiş söz tehlikelidir. Türkiye ve Yunanistan’lı dokuz kişiyi öldürenleri biliyoruz: Yabancı düşmanlığı besleyen almanlar. Hareketleri doğru isimlendirelim…

*9 Mart 1945′te, Nazi dönemi zamanında Berlin’den şu talimat gelir: “İmparatorluk Başkenti(Reichshauptstadt) son adam ve son kurşuna kadar savunulacak!”. Çeviri: Mehmet Yeşil -ANF

AHM-ATİK Haber Merkezi


Diğer Haberler

İbrahim Kaypakkaya, ülkenin her tarafında anılıyor.
NRW Eyalet Seçimlerinde İşsizliğe, sosyal kısıtlamalara ve ayrımcılığa karşı Sol Parti’yi ( Die Linke) destekliyoruz!
1915′İN DENEK TAŞINDA TÜRK VE KÜRT SİYASETİ (2. Bölüm)
1 Mayıs Taksim ve Erzincan Videoları
ATİK’ten 1 mayıs Etkinlikleri! (Yenilendi)
7. Uluslararası İşçi Filmleri Festivali ve Uluslararası İşçi ve İletişim Konferansı Başlıyor
Anonymous ve Redhack Affetmedi!
1915 Soykırımının İnkarını ve Soykırım Katillerinin Putlaştırılmasını Protesto Ediyoruz!
1915′in denek taşında Türk ve Kürt Siyaseti – (1. Bölüm)
Parti / Örgüt ve Kitle Örgütleri