Min Dît – Kimlikleri Yaralı Çocukların Filmi
30 Ekim 2011 | 23:00 | AHM-Y. C. Koyuncu
HOLLANDA | 30 – 10 – 2011 | “Ötekileştirilmiş çocukların kimlikleri nasıl yaralıysa, sevdaları ve ezgileri de yaralıdır…(Azad Nova)”
Yakalandığımız trafiğe aldırış etmeden, her ne kadar tam olarak anlayamasak da ilk kez anadilimizde bir sinema filmi izlemenin heyecanıyla adımlıyoruz salonun merdivenlerini. Geç kalmakla kalmamak arasında, hızlı adımlarla yerleşiyoruz yerlerimize.Ve başlıyor tek solukta, tek damlada, tek nefeste izlediğimiz Diyarbakır` ın Çocuklarının esmer bir umut gibi önce boğazımıza takılan, sonra da yüreğimize bir yumruk gibi oturan içli hikayesi…..

Amed` in yoksul semtlerinden birinde süregiden iki çocuğun kendi koşulları için sıradan ama alışılagelmiş sıradanlıktan uzak olan yaşamları, karanlık bir Mayıs gecesinde rayından çıkar. 8 yaşlarındaki Gülistan ve kardeşi Fırat, ailesiyle bir düğünden dönerken arabaları Diyarbakır-Batman yolunda sivil polislerce durdurulur. Gazeteci olarak çalışan annesi ve babası gözleri önünde infaz edilirken, Gülistan, Fırat ve 6 aylık kardeşleri Dilovan yaşam yolunda artık yapayalnızlardır. Son umutları olan tek akrabaları, teyzeleri de ortalıktan kaybolunca (!) çaresizlik içinde olan çocukların durumu içinden çıkılamaz bir hal alır. 6 aylık Dilovan` a bakabilmek için evin eşyalarını satan Gülistan` ın ve Fırat` ın elinde avucunda kalan tek şey, annelerinin kendilerine “zilli kurd” masalını anlattığı teyip kaseti kaydıdır. Çocukların hikayeleri, artık Diyarbakır` ın sokaklarında devam edecektir….

Hem Gülistan, hem Fırat, hem yaşlı dede, hem katil polis, hem her bir kişi, her bir canlı, her masal okuyan ses, hepsi bir olup, ağızbirliği yapmışçasına insana insan olmanın gereklilikleri hatırlatıyor, omuzlarımızdan tutuyor ve silkeliyorlar bizi!
Yıllardan beri süregelen kirli bir savaşın gölgesinde, erdeme, onura ve umuda dair türküler, şehitler ve bedeller adayan mücadelenin, bir çocuğun bakışına yansıyan izdüşümünden başkası değil aslında hissettiğimiz.
Duyduğumuz öfke de bundan, acı da bundan, sızı da bundan.
Medya da “Terör yine can aldı… Üstteğmenin acılı eşi 4 aylık hamileydi… Askerin evine ateş düştü…” cümlelerinin içiçe geçtiği neredeyse yarı magazinel haberlerin arasında, sallanmış ve harabeye dönmüş olanın sadece Doğu` ya ait olan sersefil bir Kürt kenti olduğu için duyulan memnuniyet ve beddua yorumlarının eşliğinde, Gülistan` ın bakışı, Fırat` ın sesi sıcak bir gülüş olup yapışıveriyor bağrımıza.
Ertesi sabah o umutla uyanıyoruz hatta. İki Kürt çocuğunun belki de farkında bile olmadan tazelediği umut ile başlıyoruz bir sonraki güne.
Siz de bir iyilik yapın kendinize, çocuklarınıza, sevdiklerinize, dostlarınıza, yoldaşlarınıza. Zaman ayırın ve izleyin Mın Dit` i…
AHM-ATİK Haber Merkezi



(Toplam 5 oy, ortalama: 4,80)









