II. Cumhuriyet romancılarının sefaleti
23 Ekim 2011 | 21:13
TÜRKİYE | 23 – 10 – 2011 | Boğaziçi Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü vesilesiyle tanışan bir grup arkadaşın kurduğu Fikir Mahsülleri Ofisi adlı blog sitesinde “Elif Şafak’ın yeni romanı biraz fazla tanıdık” başlığıyla bir yazı yayınlandı. Böylece Elif Şafak’ın çıkar çıkmaz 200 bin satan yeni kitabı “İskender” ile İngiliz yazar Zadie Smith’in “İnci Gibi Dişler” romanından İntihâl yapmış olduğu ortaya çıktı.
İntihâl sözcüğü kulağa zarif, dile kolay geliyor. İntihâl sözcüğü Arapça “nahl” kelimesinden türemiştir. Bir sanat yapıtından, yapıtın ve yazarın adını belirtmeksizin birtakım parçalar alma, kendininmiş gibi sunma ya da eserin bütününü kendine mal etme işine intihâl, çalıntı ya da aşırma adı veriliyor.
Zaide Smith’in “İnci gibi dişler” kitabının çevirmeni Mefkure Bayatlı intihâlle ilgili olarak: “Bu kadarı tesadüf olamaz. Şafak, Zadie’nin kitabını şablon olarak örnek almış, aileyi Türk yaparak bir kitap yazmış. Konuyu basitleştirmiş. Özellikle pencere hikayesindeki benzerliği aklım almıyor. On tane öyle paralel hikaye yazılabilirdi ama pencere hikayesi paralel bile olmamış. Buna intihâl denir. Uyarlarlama gibi bir şey olmuş. Esinlenmeyi aşmış. Hiç şaşırmadım. Dünya edebiyatını bir tek onlar takip ediyor, kimse bilmiyor diye düşünüyorlar. Ama Türkiye’de edebiyattaki başka kitaplardan etkilenmeleri, yapılan intihâlleri araştıran ve bilen insanlar var” diyor.
Sadece Elif Şafak mı intihâl/aşırma yapan?
Ağababaları var Ahmet Altan ve Orhan Pamuk…
Elif Şafak, Ahmet Altan ve Orhan Pamuk bu üç isim de birbirlerine siyaseten bu kadar çok benzemelerinin yanında söz konusu bu yazıcıların üçü de intihâlcidir/aşırmacıdır. Şaşırılacak bir şey yok aslında. Bu üç yazıcıya da “intihâl mi yaptınız” diye sorulsa cevapları da aynı olacaktır: “Hayır. Zaten postmodern edebiyatta intihâl diye bir şey yoktur metinlerarası bir çalışmaydı”(!)
Yalçın Küçük, “Küfür Romanları” çalışmasında bu çeşit edebiyatçıların anatomisi yapmıştı ve ortak üç özellikleri saptamıştı:
- Türk solculuğunu günah keçisi saymak,
- Dincilik,
- Bellek silme çabası özelliklerini taşımaktadırlar.
Hakkı verilmelidir tam yerinde bir saptamadır. Artık bu üç özelliklerine liberalliklerini, gericiliklerini, piyasacılıklarını da rahatlıkla ekleyebiliyoruz.
Sefildirler yaratıcılıklarını sistemin hizmetine sunar sunmaz daha başından yitirdiler.
Şimdi yazacak hiçbir şeyleri yoktur.
Ahmet Altan’ın ve Orhan Pamuk’un intihâlci/aşırmacı olduklarını herkesin malumu. Ercüment Ekrem Talu’nun “Kodaman” romanında, II. Abdülhamit döneminden bir kesit anlatır. A. Altan’ın “Kılıç Yarası Gibi” romanı da aynı dönemde geçmektedir ve karakterlerde küçük bir değişiklik yapılmıştır o kadar. Yine “Aldatmak” romanın, Arthur Hailey’in “Tekerlekler” ve Alberto Moravia’nın “Kıskançlık” romanlarından yazdığını da biliyoruz.
Ya nobel ödüllü Orhan Pamuk? Orhan Pamuk da intihâlcidir “Beyaz Kale”, ”Pedro’nun Zorunlu İstanbul Seyahati”nden çalıntıdır, “Benim Adım Kırmızı” Norman Mailer’den, “Kar” Dostoyevski’den…
Meraklısı tanır 18. yüzyılın dîvan şairlerinden Sünbülzade Vehbî’nin intihâl üzerine bir beyiti vardır: “Sirkat-i şi’r edene kat’-ı zebân lâzımdır / Böyledir şer’-i belâğatde fetâvâ-yı sühan” Yani, şiir çalanın dilini kesmek gerekir. Söz sanatında sözlerin fetvâları bu şekildedir. (soLküLtür)




(Toplam 1 oy, ortalama: 4,00)









