Yine Tecavüz,Yine Erkek Egemen Hukuk Sistemi
14 Ekim 2011 | 11:56 | AHM-Numan Bozer
TÜRKİYE |14 – 11 – 2011| Fethiye’de sekiz kişi tarafından tecavüze uğrayan kadının hukuk çilesi bitmiyor. Bugün davasında beşinci duruşmanın görüleceği halde basına açıklama yapan Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) Üyesi Gülümser Uğurlu ”Çünkü bu, yargıçların erkek egemen bakışlarından kaynaklanıyor. Aslında tecavüze uğrayan kadın hakkında önyargılı davranıyorlar” dedi.
2007 Haziran ayında gerçekleşen saldırdan sonra kendisine saldıran 8 kişiyi teşhis eden ve uzun uğraşlar sonucu dava açılmasını sağlayan kadının davası ise bugün beşinci kez görülecek.
Hem jinekolojik muayenede hem de adli tıpta tecavüz ispatlandığı halde tüm sanıkların tutuksuz yargılandığı dava ise kamuoyunda erkek egemenliğinin hukuka ne kadar egemen olduğunun bir göstergesi olarak duyarlı insanlar tarafından izleniyor.
Basına değerlendirme yapan avukat Uğurlu; “Şu anda dava normal seyrinde gidiyor gibi gözükse de burada tecavüz sanıklarından hiç biri tutuklanmıyor. Esas sorun burada yatıyor” şeklinde konuştu.
Açıklamasına devam eden Uğurlu; “Fethiye dosyasında ayrımcılık olarak değerlendirdiğimiz durum budur. Katalog suç dediğimiz suçlara giren ve deliller açısından, raporlar açısından, kuvvetli suç açısından da diğer suçlar gibi değerlendirildiği halde bu sanıklara karşı bir türlü tutuklama verilmemesi asıl sorun“ dedi.
“DAVALARDA ERKEK EGEMENLİĞİNİ HİSSEDİYORUZ”
Sanıkların ısrarla tutuksuz yargılanmasının ayrımcılıktan kaynaklandığını ifade eden Uğurlu, “Bu dosyayı kadın avukatların sürekli takip etmesinden dolayı da bir ayrımcılık söz konusu. Bu tür davalarda erkek egemenliğini hissediyorsunuz” dedi.
Yargıçlar haricinde sanık avukatının da sıkıntılar yaşattığını kaydeden Gülümser Uğurlu, “Onlarda da bize yönelik büyük bir saldırı var. Şöyle ki, sanık avukatlarından biri Muğla Barosu’nun Başkanı Mustafa İlker Gürkan. Gürkan ve sanık avukatları esas mağduriyetin örtülmesi çabası içinde. Mağdurun annesiyle yaşaması, eşinden boşanmış olması dahil bu hususları bile mağdurun özel yaşamı konumunu da kullanılabiliyor. Geçmişte mağdurun ailesinin parçalanmış olduğunu, bu nedenle psikolojisinin zaten bozuk olduğunu iddia edip duruyorlar ve bu konuda delil tespiti istediler. Zaten ailesi parçalanmış, baba şefkatinden uzak büyümüş, eşinden boşanmış gibi burada hayatını ön plana alarak esas mağduriyeti örtbas etmeye çalışıyorlar” diye konuştu.
TECAVÜZCÜ VEKİLİ BARO BAŞKANI
Sanık avukatlarının kendilerine de saldırdığını belirten Uğurlu, “Muğla Baro Başkanı Gürkan neredeyse her duruşmada bizi aşağılıyor, susturmaya çalışıyor” dedi, ve kadın avukatların savunmalarında araya girerek ‘sen gününü göreceksin’ diye tehditler savurduğunu da belirten Uğurlu, şunları anlattı:
“Son derece çirkin bir tavır halinde. Bizi resmen tehdit ediyor. Mesela Muğla Barosunun Kadın Hakları Komisyonu bu davaya müdahil olmak istiyor ancak söz konusu baronun başkanı sanık vekili olduğu için baro yönetimi bu talebi reddediyor. Aslında insanlığa karşı veya kamuya yönelik veya toplumsal barışı bozabilecek suçlarda baronun müdahil olma hakkı var kanunen. Ama burada sırf baro başkanı devrede olduğu için bu husus çiğnenebiliyor kolaylıkla. Bu tür dosyalarda baroların böyle bir misyonu varken ve mağdurdan yana tarafken, özellikle kadına yönelik şiddet, bu şiddetin engellenmesi söz konusu olduğunda tarafken, baro başkanı orada sanığın avukatlığını yapması yetmemiş gibi bir de kendi barosundan müdahil olmak isteyenleri de engelliyor.”
AHM-ATİK Haber Merkezi














