Avustuyada’da yoksulluk ve yoksullaşma
13 Ekim 2011 | 10:02 | AHM-Mehmet Tohumcu
M. ALİ YALÇINKAYA | 13 – 10 – 2011 | Kapitalistler zenginleştikçe, işçiler ve ezilenler yoksullaşıyor…
Kapitalizm üretim araçlarının özel mülkiyetine dayanan bir üretim tarzı olarak kendi içinde sürekli bir dengesizlik ve bunalım üretir. Kapitalist üretimin niteliği gereği (kâr için üretim) ekonomi devresel olarak krizlerle yüz yüze kalır. “Kapitalizmin yapısı olarak tanımlanan bu ekonomik krizler, sözcüğün tam anlamıyla “aşırı üretim krizleridir”. Kapitalist üretimde tek tek alanlarda görülen “aşırı üretim krizleri”, kapitalizmin bir dünya sistemi haline gelmesiyle birlikte genel nitelik kazanmıştır. Bu nedenle kapitalizmde ekonomik krizleri (aşırı üretim krizleri) kapitalizmin egemen olduğu tüm alanlarda kendisini ortaya koyar, yani genel niteliktedir.
Ekonomik krizle birlikte fakirleşme genelde tüm Avrupa ülkelerinde hızlı büyüme göstermekte. Avusturya‘da fakirlik sınırını resmi rakamları bunu göstermekte. Neo-Liberal politikalar sonucu tüm dünyada işçilere ve ezilenlere yönelik ciddi saldırılar gelişti. Bu saldırılar kazanılmış sosyal hakların gasbedilmesi, işçilerin ücretlerinin dondurulması, Sağlık, Eğitim, Konut, Ulaşım, Tüketim Alanları vb…gibi. En önemli saldırılar ise işçilerin örgütlenme ve insanca yaşama hakkına yapılan saldırılardır. Özelikle taşeronlaştırmayla hem örgütlü gücü bölme hemde işçilerin ücretlerini düşürme ve işçiler arasındaki dayanışmayi azaltma gibi…Tüm saldırıların temel hedefi daha fazla kar ve sömürü. Bir yandan kapitalistler karlarını artrırken, diğer yandan ise işçilerin ve ezilenlerin gelirlerinden bir düşme ve gerileme söz konusu. Bununla birlikte enflasyon ve fiyat artışları, hayat pahalılığını da hesaplarsak İşçilerin ve ezilenlerin yaşamlarını ne derece zorlaştığı en temel geçim kaynaklarını elde etme ve insanca bir yaşam sürdürme olanaksız duruma gelmiştir. Bu nedenle de Avrupalı Emperyalistlerin yapmış oldukları istatikler yoksullaşmanın; işsizlik, barınma, eğitim, sağlık, ulaşım, tüketim bilgileri yayınlanmakta. Fakat bu duruma neden ve nasıl gelindiğini, arka planını açıklamamaktadırlar. Günümüzde işçilerin büyük bir kesimi günlük ihtiyaçlarını karşılayamayacakları süreci yaşamaktadırlar. Yani ölmemek için çalışma zorunluluğu var. Avusturyadaki durumu bazı verilerle açıklayayım. Avusturya sözde dünyanın en zengin 6. Ülkesi konumunda. Fakat bu zenginliğin kimlerin Mülkiyetinde ve kullanımında olduğudur. Hangi kesimin ne kadar paya sahip olduğu hep rakamlarda gizlenmektedır. Toplu verilen rakam ve veriler detaylandırıldığında farklı bir sonuc ortaya cıkmaktadır. Ekonomik kriz, işsizlik , eğitim durumu, Kişinin kimliği yoksullaşmada önemli rol oynamaktadır
Avusturyadaki tüm gelirin %57 sine, %10 luk bir kesim sahip. Yani devletin Kapitalistleri ve Bürokrasisi ve elit kesimi. Avusturya‘da bir kişinin yaşamını sürdürmesi için 994 € ihtiyacı var. Fakat Avusturyadaki asgari ücret 753 € olarak tespit edilmiştir.
Yoksullaşma sınırı
Tek kişilik hane için gerekli geçim sınırı 994 €
Çift kişilik hane için gerekli geçim sınırı 1491 €
Tek kişilik ve 2 Yaşında çoçuklu hane 1292 €
Tek kişilik ve iki çoçuklu (5,12 Yaş)hane 1590 €
Tek kişilik ve üç çoçuklu (9,13,15 Yaş)hane 2087 €
Çift kişilik ve bir çoçuklu (2 yaş) hane 1789 €
Çift kişilik ve 5,12 Yaştaki çoçuklu hane 2087 €
Çift 9,13,15 yaştaki çoçuklu hane 2584 €
Avusturya’da yaklaşık bir milyon kişi (% 12) yoksulluk sınırının altında bir gelire sahiptir. Avusturya tek kişilik hanenin geçerli 951 € tahsis edilmiştir (Önceden € 912).
En düşük gelirli insanlar ise bu eşiğin altında yaşıyor. 300.000 dolayında Avusturyalı sosyal dışlama eğitim, erişim, sağlık, en temel tüketim maddelerinin karşılanması vb… olanaklarında yararlanmamaktadır.
Avusturya‘daki gelir dağılımı makası gittikce acılmakta ve büyümektedır. Halkın % 61 ve Herhangi bir Gayri menkule ya da eve, Arsaya sahip. Halkın % 40 ise hiç birşeye sahip değil. Halkın Sadece % 2 oranında 50.000€ üzerinde bir tasaruf cüzdanına sahiptır. Halkın % 50‘si 24.000 €‘dan daha az bir mülkiyete sahip. Kapitalist %10‘luk kesim %50‘lik mülkiyete sahip. Kısa süreli calışma Avusturyada 1/5 oranında % 47lik geliri kazanmaktadır. Kısa süreli çalışma (Kadınlarda daha çok) ciddi bir artış görünmektedır. Kadınlar erkeklere göre 1/3 oranında daha az kazanmakta. Bu oran %22 cıvarında seyretmektedır.
Evi geçindirmek, düzenli ödemeleri ödeyebilmek (Kira,Elektrik,Su;Çöp vb..). Gerekli olan Doktor ve Diş doktoruna gitme, ilac alma. Yeni bir elbise almak gibi… 480.000 kişinin bunlar için 900 € ya ihtiyaçları vardır. Avusturya halkını 17% Fakirlik derecesinin altında yaşamaktadır. Fakirlik sınırı 825€ olarak yaşanmaktadır. Düşük Gelire sahip olanları şu şekliyle sıralayabiliriz. 111.000 Kişi 6 aydan daha uzun İşsizdirler.
Bunlar içinde %32‘si fakirlik sınırı altında yaşamaktadır. Burda 84.000 Kişi olarak 24%‘ü açlık sınırında yaşamakatadır. Akademik aileden gelen çocukların çalışmaya başladığı gibi, bir kaç kat daha fazla kazanmakta ve gelir sahip olmaktadır. Bu oran toplam çalışanların %10 ‘udur. Kötü koşullarda yetişen çocuklar en kötü yetişen ve en düşük ücreti alan kesim olarak öne çıkmaktadır.
İşçi sınıfının ailelerinin çocukları ise en düşük ücretli calışmak zorundadırlar. Part-time çalışanlar %9 yoksulluk yaşamaktalar. Bunların çoğu düzensiz işçiler olarak çalışmaktadır. Haftada 12 saatten az çalışanların % 14 ünü oluşturmakta, yarı zamanlı çalışanların % 17’si yoksulluk sınırı altında yaşamaktadırlar. Çocuk yoksulluğunun başlıca faktörler ebeveynlerin işgücü piyasasındaki durumu bağlıdır. Çoçuk yaştaki Fakirlik %13(0-19) Yaş arası. Bu da 238.000 kişiye tekavül etmektedır. Bunlardan 142.000 çoçuğun %8‘i Aclık sınırında yaşamaktadır. Yetişkinlere göre daha da çocuk vardır. Bir ailenin gecimini sağlaması için gerekli olan Geliri olumsuz etkileyen temel faktörlerin başında Finansal Depresyonlar gelmektedır. Yoksulluk daha çok aileleri vurmaktadır. Çoçuklu ailelerde 457.000 Kişinin %12‘si gelir fakiri. Bunlardan 267.000 kişinin %7‘si açlık sınırındadır. Bu tek başına yaşayan çoçuklu ailelerde 96.000 Kişinin %30‘u bunlardan da 62.000 kişi açlık sınırında 19%. Üç ve daha çok çoçuklu ailelerde bu oran 152.000 %20 ve bunlar içinde de 116.000 %15‘i açlık sınırında.
Göçmen kitleler 780.000 Kişi Avusturya vatandaşı bunun %11‘i genel nufusun içindedır. Bunlar içinde de 341.000’i %5 açlık sınırındadır. Avusturya vatandaşı olmayan Göçmenler 213.000 kişi 24% ve aclık sınırında yaşayanların oranı ise 147.000 kişi 17 % oranındadır. Yine en kötü işlerde calışan göçmen kitlelerin oranı da az değildir. Yoksulluğu derinleştiren politikalar ; eğitim politikası, iş kanunu, sosyal ve sağlık politikası, vergi politikası, aile politikası, konut ve tüketici politikası. Bunları coğaltabiliriz. Kötü şartlarda yaşayan insanlar en az fırsatlara sahip kesimi oluşturmaktadır. Bu kesimin için de kadınların oranının yüksek olduğu rakamlarla verilmekte. Kadın emeğinin en düşük ücretle ücretlendirildiği gerçeği söz konusu. Sosyal dışlanma ve yoksulluk sadece düşük gelir ve sınırlamalar değil yaşamın kilit alanlarında da kendini göstermekte.
Avusturya’da 887 000 yaşayan insanın yüzde 24’ü yabancılar, bu nedenle, Avusturya’da yaşayıp, Avusturya vatandaşı olmayan yabancılar hemen hemen eşit istihdama rağmen Avusturyalılardan daha fazla yoksulluk yaşamaktadırlar. Düşük eğitim düzeyi ve dil sorunları tek tek diğer sorunlar kötü yaşam koşullarını hızlandırır. Göçmenlerin geldikleri ülkelerin kültürlerini ciddi bir şekilde yaşamaktadırlar. Avrupa dışında gelen Göçmenler yüzde 28’lik yüksek oranla yoksulluğu iki kat fazla yaşamaktadır. Göçmen Vatandaşların % 22’si yoksulluk sınırı riskinde yaşamaktadırlar. Bu Risk 593 000 Kişiyi kapsamaktadır.
Devletin ve sosyal yardımların olmaması durumunda yoksulluk, değil yüzde 16 yüzde 26 olacak. Avrupa’da yaklaşık 80 milyon kişi yoksulluk sınırının altında yaşamakta. Yani AB nüfusunun %26’sı yoksulluk içinde yaşıyor demektır. Sosyal ödenekleri ve yardımları; örneğin İşsizlik ödeneği, Aile yardımları veya konut yardımları azaltmak demek, AB ortalamasının yoksulluk riski 38 oranında seyredecektır.
AB’ye üye devletlerin sosyal güvenlik sistemleri, toplumsal yeniden dağıtım alanında ve yoksulluğun artmasında önemli bir rol oynamaktadır. Yani sosyal devletin frenlenmesi ile yoksulluk daha çok AB ‘nin gündemini işgal edecektir. AB harcamalarının en büyük payı silahlanma ve güvenliğe ayrılan bütçelerdir. Sosyal ödeneklerde ve yardımlarda, işçi üçretlerinden kesilen kesintiler buraya aktarılmaktadır.
AHM-ATİK Haber Merkezi













