22 Mayıs 2012 | ATİK | Avrupa Türkiyeli İşçiler Konfederasyonu | abone ol

12345 (Toplam 6 oy, ortalama: 5,00)
124 okuma

Abdullah Gül’ün Gizleyemediği Sevinci  

26 Eylül 2011 | 00:49 

İSMAİL GÖKSU | 25 – 09 – 2011 | Basının karşısına çıkıp, Ankara’da ki “bombalı“ saldırıyı değerlendirişini izlerken, nedense sevincini içine atmaya çalışıpta başaramayan bir yeni yetme gibi gördüm Abdullah Gül‘ü.

O, kınarken yaptığı vurgular, tezcanlılığı, gözlerinin derinliklerinde ki pırıltılar ele veriyordu memnuniyetini. Oturdugu zift kazanını hesaba katmayarak, kara çalmaya uğraşırken, bir acemi sevinçle yerinde duramıyordu. Temsil ettiği siyasal çizginin, ‚Kadın da olsa, çocuk da olsa gereğini yapın!‘ emrini unutabileceğimizi sanıyor herhalde.

TC tarihini , Ermeni soykırımı, Süryani, Asuri, Alevi ve Kürt kırımları ile meşhur, o tarihi, yeni bir Kürt kırımı ile nasıl zenginleştirebilirimin hesabını yaparken, saldırıyı kınamak…

Türkiye’de anadilde eğitim hakkını vermemek için göze aldıklarını yok sayarak, Almanya’da, bir insanın iki anadili olabilir fon müzigi eşliğinde, anadilde eğitim isteğinin sözcülüğünü yapmak…

Komedi gibi gözüküyor, ancak, emperyalist destekçilerinin „ikna olmaya“ tesne yaklaşımları ve sınırsız manipüle etme olanaklarıyla beraber düşünüldüğünde, hesaba katılıp teşhir edilmesi yani ciddiye alınması gereken bir durum.

Emekçi kitleleri devrimci hareketlere ve Kürt ulusal hareketine düşman etme temel hedefinin yanında, Almanya’da bulunuşunu da değerlendirerek Avrupalı emekçileri ve demokrat aydınları manipüle ederek kazanma gayreti göze batıyor.

Devrimlerin, ulusal kurtuluş hareketlerinin, dolaylı destekçileri var. Diğer ülkelerin proleteryası ve emekçi halklar, bu destekçilerin en önemlilerindendir.

Emperyalistler- egemenler, kendilerini engelleyemese bile sınırlayabilen bu ilerici güçleri, yanıltarak yanlarına cekme; o da olmazsa en azından tarafsız bir tutum almalarını sağlayarak baskı ve zulümlerini pervasızlaştırıp, devrimcileri yalnızlaştırma çabası içerisindeler..

Savasan güçlerin dışında kalan sivil insanların gördükleri zarar, kişilerin, mağdurları kendileriyle özdeşlestirmelerinin de etkisiyle, her zaman, kabul edilemez görülüp, reddedilir. Adalet ve haklılık sorularının yanıtlanmasını bile beklemeden,hükümler verilmesine yolaçar. Bu noktada haksız olan, hep haksızdır genellemesine giden kapı açılmaktadır. Bu tehlikeli durumda, zalim ile mazlumun bilinçlerde yer değiştirmesi olasılığı belirir.

Acemi zalim, bu durumu bildiği içindir ki, daha patlamanın toz bulutu dağılmadan, Ustası Tayyip’in hele bir bekleyelim! uyarısını bile hesaba katmadan, hemen saldırıya geçmiştir.

Üç sivilin hayatını kaybedip, cok sayıda yaralı olduğu açıklanan, o saldırıda; gercekte ne mi olmustur ? Tam olarak hala bilemiyoruz. Bu satırları yazarken henüz üstlenen örgüt-kişi yoktu. HPG de saldırıyla hiçbir ilgilerinin olmadığını duyurdu. Şahinlerin açıklamalarının inandırıcılığı hemen hemen sıfır seviyesinde…

Ancak Abdullah Gül için gerçeğin zerre kadar önemi yok , ister yanlış/yanlışlıkla yapılmış eylem olsun, ister bir kaza, ya da benzer bir sey. Ya da daha akla yatan olarak; önceden görevlendirdigi/dikleri „iyi çocukların“ faaliyeti… O kendince durumdan vazife çıkartarak .“krizi fırsata çevir(meye)!’ çalışmaktadır.

Abdullah Gül’lerin sabıka dosyaları kalındır; Sivilleri katledip muhalif güçlerin üzerine yıkmada ustalaşmışlardır. Başta en bilineni ve uluslararası olanı, 6-7 Eylül olmak üzere provakasyonlarını sıralamaya kalksak herhalde sayfalar yetmez.

Bunda bir sürpriz yok. Faşizm yapması gerekeni yapıyor. Eylemde zulüm, işkence, katliam; söylemde yalan, demagoji, çarpıtma.

Biz ne yapmalıyız? Nasıl yapacağız? Gül’leri sevindiren, ölümlerden mutluluk devşirmelerine neden olan şey, bu suçu bizim üzerimize yıkabileceklerine ilişkin umutları, olara bu imkanı doğuracağını düşündükleri, yanlış yapılabilmiş olma ihtimalidir. Bu duruma karşı tavrımızı hızlı ve açık bir şekilde duyurmalıyız.

Açık net ve tartışmasız olarak mahkum ediyoruz bu tipten “eylemleri“. Bize yönelen saldırı ne kadar şiddetli ve katliamcı olursa olsun,. kaybetmeme yada başka her ne adına olursa olsun, mahkum ediyoruz. Hemde bunu salt sonuçta amacımıza hizmet etmeyip bize pratik-örgütsel zarar verdiği için değil, aksine pratik faydası olsa bile reddetmeliyiz, reddediyoruz.

Sadece ve sadece hedef gözetmeyen ve/veya yanlış hedeflere yönelen eylemler kabul edilemez oldukları için. Hicbir amac, suçsuz insanların kasıtla katledilmesini haklı çıkartacak ölçüde „yüce“ olamayacağı için.

Uğradığımız haksızlığın yaratıcıları ya da sürdürücüleri olmayan hatta mağdurları olan insan kalabalıklarının hedef olmalarını hiçbir şekilde kabul edemeyiz.

Yeni bir vurgu değil bu, ama tekrar edilmesinde, emekçilerin duymasının sağlanmasında fayda ve aciliyet var. Ya da kaza. ,Kaza olmaması için gereken azami gayreti gösterdiğimizden eminsek, bir talihsizlik. Ama böylece geçiştirilemez ve kaza olarak bile kabul edilemez.

Halka karşı hiçbir suç işlememiş olabiliriz. Kendimizden emin olmamız, bu süreçte iftiralara karşı sessiz kalma olanağı yaratmamaktadır bizlere. Yanıtlamayi ZUL addedemeyiz. Aksine suçsuzluğumuzu daha yüksek sesle haykırarak, suçluları işaret eden parmağımızı hiç indirmemeliyiz.

Manipülasyonlarına izin vermeyip, gerçekleri daha yaygın anlatarak, gelin şu Abdullah Gül’lerin sırıtışlarını (açık–gizli) suratlarında donduralım. Suçlular güçlü kalamasın.
22.09.11
İ.Göksu

AHM-ATİK Haber Merkezi


Diğer Haberler

Abdullah Gül protestosuna polis engeli
Wilders: Kutlamalar iptal edilsin, Abdullah Gül gelmesin
Politik tutsaklar Abdullah Güven, Adem Tiryaki, Erdal Süsem, Tuncay Erdoğan ve Zeynel Firik’ten mektup var…
Abdullah Demirbaş ölüm tehlikesiyle karşı karşıya
‘Verilen Mücadele İle Abdullah Akçay Katillerin Elinden Alındı!’
Türkiye’de İşkence ve Ümit Gül’ün AİHM kararı